• 2011 Haziran

    Moleküler biyoloji

    Moleküler biyoloji, canlılardaki olayları moleküler seviyede tetkik eden biyoloji dalıdır.

    Moleküler biyoloji son yıllarda önem kazanan genetik, biyokimya, hücre biyolojisi ve biyofizik gibi dalların gelişmesiyle ortaya çıktı. Canlı organizmada hayati önemleri oldukça fazla olan nükleik asitler, proteinler ve enzimlerin yapılarının tamamen aydınlatılması moleküler biyolojinin ilgi alanıdır. Bu maksatla X ışınları difraksiyonu ve elektron mikroskobu gibi ileri tekniklerden faydalanılırdı. İnsan ve diğer canlıların genomlari aydınlanmaya başladıktan sonra moleküler biyolojinin genel ilgi alanı canlılardaki proteinleri ve onlarin üstlendikleri görevleri ve birbirleriyle olan etkileşimleri anlamaya yönlenmiştir.

    Bu günlerde moleküler biyoloji ortaya çıkan yeni yöntemlerin yardımıyla hızlı bir gelişme sürecine girmiş ve hem hastalıkların gerçek nedenleri anlaşılmaya başlanmış hem de biyoteknolojik ve biyonik gelişmelerin yolu açılmıştır. DNA mikroçipleri ile genlerin ifade profillerinin alınması olası hale gelmiş, gerçek zamanlı PCR ile gen ifadesinin incelenebilmesine olanak vermiştir. Floresan antikor ve protein teknolojileri, bu floresan proteinlerin hücre içinde sentezlenmesiyle veya ilgilenilen proteinlere kaynaştırılmasıyla proteinlerin hücre içinde takibi mümkün olmuş ve hangi hücrelerin hangi şartlar altında bu proteinleri nasıl ve nerede kullandığının anlaşılmasını sağlamıştır.

    Bir çok hücre türünün kültüre edilmesi genetik hayvan deneylerinde hangi genetik etkenlerin hangi sorunlara yol açtığını anlamayı kolaylaştırmıştır. Rekombinant DNA teknolojileri ile canlılar arası gen alış verişi mümkün olmuş ve birçok alanda yeni ürünlerin üretilme yolu açılmıştır. Kök hücre ve transgenik hayvan modellerindeki çalışmalar birçok hastalığın tedavisi için umut vermektedir. .................More Read....

    Genetik

    Kalıtım bilimi[1] ya da genetik (Yunancadan γενετικός – genetikos (“genitif”), o da γένεσις – genesis (“köken”)’den), biyolojinin bir dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir.[2][3]

    Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel’in çalışmasıyla başlamıştır.[4] Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir; günümüzde bu kalıtım birimlerine “gen” adı verilmektedir.

    Genler DNA’da belli bölgelere karşılık gelir. DNA dört tip nükleotitten oluşan bir zincir moleküldür. Bu zincir üzerinde nükleotitlerin dizisi, organizmaların kalıt aldığı genetik bilgidir (enformasyon). Doğada DNA, iki zincirli bir yapıya sahiptir. DNA’daki her “iplikçik”teki nükleotitler birbirini tamamlar, yani her iplikçik, kendine eş yeni bir iplikçik oluşturmak için bir kalıp olabilme özelliğine sahiptir. Bu, genetik bilginin kopyalanması ve kalıtımı için işleyen fiziksel mekanizmadır.

    Nükleotitlerin DNA’daki dizilişi, hücre tarafından aminoasit zincirleri üretmek için kullanılır. Bunlardan protein oluşur. Bir proteindeki amino asitlerin sırası, gendeki nükleotitlerin sırasına karşılık gelir. Aradaki bu ilişkiye genetik kod denir. Aminoasitlerin bir proteindeki dizilişi, proteinin nasıl bir üç boyutlu şekil alacağını belirler. Bu yapının şekli de proteinin fonksiyonundan sorumludur. Hücrelerin yaşamaları ve üremeleri için gerekli hemen hemen tüm fonksiyonları proteinler icra ederler. DNA dizisindeki bir değişim, bir proteinin amino asit dizisini ve dolayısıyla onun şekli ve fonksiyonunu değiştirir: bu, hücrede ve onun bağlı bulunduğu canlıda önemli sonuçlara yol açabilir.

    Genetik, organizmaların görünüşünün ve davranışının belirlenmesinde önemli bir rol oynuyorsa da, sonucun oluşmasında, organizmanın çevre ile etkileşimi ve genetik birlikte etki eder. Örneğin genler kişinin boyunun uzunluğunda bir rol oynuyorsa da, kişinin çocukluk çağındaki beslenmesinin ve sağlığının da büyük bir etkisi vardır. .................More Read....

    XXIII. Ulusal Biyokimya Kongresi- Adana 2011

    XXIII. Ulusal Biyokimya Kongresi- Adana 2011

    Sizleri 29 Kasım – 2 Aralık 2011 tarihleri arasında, yurdumuzun en verimli bölgesinde yer alan Adana’da, Adana Hilton Otel’de, yapacağımız XXIII. Ulusal Biyokimya Kongresi’ne katılmaya davet etmekten onur duymaktayız.

    Kongre’nin açılış dersi İtalya’dan profesör Mario Plebani tarafından verilecektir. Kongrede ayrıca prostat ve meme kanseri üzerine çok değerli araştırmaları bulunan, İngilterede “Imperial College”da çalışan, Profesör Mustafa Djamgoz de bir konuşma yapacaktır. Bu yılki Kongrenin ana teması “Biyomoleküllerin Yaşamdaki Önemi ve Klinik Kararda Laboratuvar” olarak belirlenmiştir. Kongrede, klinik biyokimya, temel biyokimya ve moleküler biyoloji alanındaki yeni teknik gelişmelerin yanı sıra klinik biyokimyanın vizyon ve misyonundaki gelişim ve değişimler ele alınacaktır. Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde, sağlık sorunlarının çözümünde, klinik tanıda, laboratuvarın bir paydaş olarak yerinin doğru belirlenmesi ve sağlıktaki global çözüm yaklaşımlarının, klinik laboratuvarın özel durumunu göz önüne alan yaklaşımların, gerekliliği ve önemi vurgulanacaktır. Ayrıca, klinik biyokimya alanında araştırmaların önemini öne çıkaran eğitim programlarının gerekliliği tartışılacaktır.

    Kongre öncesinde “İnteraktif Laboratuvar Uygulamaları: Tarama, Tanı, Tedavi ve Risk Analizleri” ve “Laboratuvarcı Gözüyle PCR’ın Görünmeyen Yüzü” başlıklı iki çalıştay da yer almaktadır. Bir gün sürecek olan bu çalıştaylarda teorik bilginin yanı sıra uygulama ve problem çözümü uygulamaları yer alacaktır. Teknik nedenlerden dolayı bu çalıştaylara sınırlı sayıda katılımcı kabul edilebilecektir. Çalıştaya kabul, başvuru ve kayıt tarihi önceliğine göre olacaktır.

    Ayrıca, genç meslektaşlarımızı özendirmek amacıyla sözlü sunumlar ve poster sunumları için önemli bir zaman dilimi ayrılmış olup, kurumlarından destek alamayan, belli sayıda meslektaşımıza, kayıt ya da konaklama desteği sağlanacaktır. Bu destek miktarını artırmak için çalışmalar sürdürülmektedir.

    Genç katılımcılara, kısmi yol ve kalacak yer desteği sağlamak üzere TUBITAK’a başvuru yapılacaktır, lütfen şimdiden Türk Biyokimya Derneğine isimlerinizi bildirin. Kapanış sırasında, Bilimsel Komite tarafından seçilmiş onbir poster arasından, kura ile belirlenen bir katılımcıya, “dizüstü bilgisayar” diğer on katılımcıya ise kitap hediye edilecektir. Ayrıca, katılımcılar arasından, kura ile belirlenecek, beş meslektaşımız TBD 2012 yılı Kongresine katılım ücreti ödemeden katılabileceklerdir.

    Türk Biyokimya Derneği’nin yayın organı olan ve daha önce Chemical Abstract, Directory of Open Access Journals, Index Copernicus ve Türk Tıp Dizini’nde indekslenen “Turkish Journal of Biochemistry-Türk Biyokimya Dergisi”, “Science Citation Index Expanded” kapsamında “on-line” olarak yayınına devam etmektedir. Kongre özetleri Türk Biyokimya Dergisi’nin özel sayısı olarak basılacaktır.

    Yeni bilimsel gelişmeleri paylaşacağımız bu Kongrede tüm meslektaşlarımızı aramızda görmeyi arzular, saygılar sunarım.

    Prof. Dr. Nazmi Özer
    Türk Biyokimya Derneği Başkanı .................More Read....

    By admin on 28 Haziran 2011 | Congress- Kongreler
    Etiketler:
    Pages: 1 2 ileri


    Biyokimyaci Dost Linkler
    Kongretr.com  | Forumakademi  | Biyokimyaci  | polymorphisms  | Fotoanaliz  |