• BİYOKİMYA PRATİKLERİ

     

    AMTİKOAGÜLANLAR

    Dolaşımda bulunan kan, plazma dediğimiz sıvı ve bu sıvı içerisinde süspansiyon halindeki hücrelerden ibarettir. Kanda bulunan hücreler, eritrositler, lökosKler ve trombositler (plateletler) dir. Bu elemanlar total kan hacminin %46 sini oluştururlar. Kan pıhtılaşmaya bırakılırsa ftbrinojen plazmadan ayrılır, kalan sıvıya serum denir.

    Kan eğer kaplller damarlardan alı nacaksa bir kapiller tüpe alınır. Eğer serum elde edilecekse, damardan alınan kan temiz bir tüpe hemoliz olmayacak şekilde yavaşça boşaltılır. Bunun için iğne enjektörden çıkarılır, kan fışkırtmadan ve hava sızdırılarak boşaltılır. Serumun kendi kendine ayrılması beklenir. Eğer plazma elde edilecekse, kan bir antikogülan üzerine alınır, tüp çok yavaş döndürülerek karışmaları sağlanır.

    Kanın pıhtılaşmasını önlemek İçin kullanılabilecek antikogülanlar çok çeşitlidir. Bu amaçla olsalat, sKrat, Etliendiamln tetraasetlk asit (EDTA) ve heparfn kullanılır. Oksalat, sitrat ve EDTA kandaki Ca2+ ile çözünmeyen tuzlar oluşturur ve ca^yonlannın pıhtılaşma mekanizmasını başlatmasını önlerler. Heparln İse pıhtılaşma faktörlerinden trombinin tromboplastine dönüşümünü önler. Bunlara ilaveten flbrinojen ortamdan uzaklaştmlmak suretiyle fibrine dönüşümü engellenerek de pıhtılaşma önlenebilir.

    Antikogülanın doğru seçimi ve miktarı çok önemlidir. Yetersiz antikogülan kullanılması kısmi pıhtılaşmaya neden olur. Yanlış antikogülan seçimi hücrelerin yapısını bozar. Fazla antikogülan ise kanın seyrelmesine neden olur.

    Barı Antİkegülan örnekleri:

    1) Oksalat karışımı: Amonyum oksalat 1.2 g Potasyum oksalat 0.8 g Dîstile su                      100 mi

    Bu karışımdan 0,5 mi bir tüpe alınıp etüvde 80°C de kurutulur. Kuru antikogülan kanı seyreltmez. Bunun üzerine 5 mi kan alınabilir. Hücrelerin bozulmasına en az neden olan antikogülan oksalat karışımıdır. Bu kanşım yerine 0.1 M sodyum oksalat ta kullanılabilir. (13.4 g/L hazırlanıp soğukta saklanır).

    2) Sodyum sitrat:

    Protrombln zamanının saptanması gibi bazı pıhtılaşma testlerinde %3.s İlk trlscdyum sitrat kullanılır. Sitrat karışımları 15 mi/100 mi kan oranındadır.

    3) ACD (Asit-Sttrat-Dekstroz) Karışımı: Trİsodyum sitrat 2.2 g

    Sitrik asit               0.8 g

    Dekstroz              2.45 g

    Dlstlle su              100 mi

    Kan bankalarında kanın saklanması amacıyla kullanılır.

    4) EDTA (Potasyum etllendlamin tetraasetat):

    Plateietlerin aglutlne olmasını önlediği için platelet sayımında kullanılabillr.%1 oranında %0.07 NaCI çözeltisi İçinde hazırlanır. 5 mi kan İçin bir damlası yeterlidir.

    5 Heparin:

    Eser miktarda kullanılır. Pıhtılaşmaya önleyen iyi bir ajandır. Şırıngaya heparin çözeltisi çekilir, sonra boşaltılır. Aynı şırıngaya kan örneği alınır.

    PROTEÎNSfe FİLTRAT HAZİRLANMASİ

    Klinik biyokimyasal analizlerde kullanılan biyolojik materyaldeki bazı maddeler analizleri bozmaktadır. Söz konusu maddelerin başında proteinler gelir. Bu nedenle kan ve diğer vücut sıvılarında yapılan miktar tayinlerinde özellikle proteinlerin uzaklaştırılması gerekmektedir. Proteinsiz fîitratlann elde edilmesinde çoğunlukla ağır metaller (Çinko, kadmiyum, demir, cıva, bakır, kurşun) ve derişik asitler (TCA, mollbdik asit, sülfosailsllik asit, tungustlk asit v.s.) kullanılmaktadır. Böylece proteinler tuzlar halinde çökerler.

    FoMn-Wu Yöntemi ile Proteinsiz Filtrat Hazırlanması:

    Prensip Kan proteinlerinin sodyum tungstat ve sülfürik asit kullanılarak çöktürülmesine dayanır.

    Materyab Kan veya serum.

    Çözeltiler;

    1)    %1O Sodyum tungustat çözeltisi: Hazırlanan çözeltinin nötral olması gerekmektedir. Uygun olmayan pH daki çözeltinin kullanılması halinde proteinler tamamen çökmezler. Çözelti yaklaşık altı ay dayanıklıdır.

    2) 2/3 NH2SO4 çözeltisi

    Deneyin Yapılışk

    1) Uygun büyüklükteki bir erlenmayere 14 mi dlstlle su konur.

    2)  2 mi kan veya serum pipeti suyun dibine daldırmak suretiyle İlave edilir. Ayni pipet üst kısımda kalan su İle bir kaç kez yıkanır.

    3) Kan tamamen hemoiiz olana kadar su ile karıştırılır.

    4) Karışıma 2 mi %10 Sodyum tungustat çözeltisi eklenip çalkalanır.

    5) Daha sonra 2 mi 2/3 H H2SO4 damla damla İlave edilerek tekrar çalkalanır.

    6) Üst kısımda çikolata renkli berrak bir sıvı oluşuncaya kadar yaklaşık 10 dakika beklenir.

    7) Huniye yerleştirilmiş kuru bir filtre kağıdından süzülerek berrak bir filtrat elde edilir.

    Elde edilen nitratın 1 mi si 0.1 mi kana eşdeğerdir. Bu filtrat protein olmayan çeşitli bileşenler İle redüktan maddeleri İçerir. Foln-Wıa Yönteminin Haden Modifikasyonu:

    Kan proteinlerinin sodyum tungstat ve sülfürik asit kullanılarak çöktürülmestdlr. Bu yöntemde derişik sülfürik asttin ürik asit gibi bazı maddeleri de çöktürebileceği düşüncesiyle daha seyreltik asit kullanılması önerilmiştir.

    Materyal; Kan ve serum.

    Çözeltiler.

    1) %1O Sodyum tungustat çözeltisi.

    2) 1/12 N H2SO4

    Deneyin Yapılışı:

    1) Uygun büyüklükteki bir erlenmayer içerisine 16 mi 1/12 N H2SO4 konur.

    2) 2 mi oksalatlı kan veya serum eklenir. Pipet asit karışımı İle birkaç kez yıkanır.

    3) Birkaç dakika bekledikten sonra 2 mi %io sodyum tungustat eklenir.

    4)   çözelti iyice karıştırıldıktan sonra huniye yerleştirilmiş kuru bir filtre kağidmddan süzülür. Elde edilen berrak Nitratın her mi si 0.1 mi serum veya kana eşdeğerdir.

    Somogyi Yöntemi ile Proteinsiz Fifcrat Hazırlanması: Prensip: çinko hidroksit ile kan proteinlerinin çöktürüimesidir. Materyal: Kan, serum veya plazma.

    çözeltiler:

    1) %5 Çinko sülfat çözeltisi: 50 g ZnSO4.7H2O 1 L distile suda çözülür.

    2) 0.3 N Baryum hidroksit çözeltisi: 47.2 g Ba(OH)2.8H2O 1 L suda çözülür. Birkaç gün kapalı bir kapta bekletildikten sonra kullanılır.

    Bu çözeltilerin gerçek konsantrasyonları çok önemli değildir, önemli olan bu iki çözeltinin birbirini tam olarak nötr a I ize etmesidir. Bu amaçla S mi %S çinko sülfat çözeltisi fenolftalein lndikatörü varlığında 0.3 N Baryum hidroksit çözeltisi İle titre edilir. Eğer çözelti miktarları birbirine tam olarak karşı gelmezse, daha kuvveti! olan çözeltiyi ayarlamak uygundur, örneğin, 4.5 mi baryum hidroksit harcanmışsa, bu çözelti 5/4.5 faktörü ile seyreltilmelidir. Yani her 100 mi baryum hidroksit çözeltisine 11 mi distile su eklenmelidir. Eğer 6 mî baryum hidroksit çözeltisi harcanmışsa bu kez çinko sülfat çözeltisi 6/5 faktörü ile seyreltilmen, yani her 100 mi çinko sülfat çözeltisine 20 mi distile su eklenmelidir.

    Deneyin Yapılışı:

    1) 10 mi distile su İçine 2 mi kan, serum veya plazma konur.

    2) 4 mi baryum hidroksit çözeltisi bu kanşıma yavaş yavaş ve çalkalanarak ilave edilir, 5 dakika beklenir.

    3) Aynı şekilde 4 mi çinko sülfat çözeltisi eklenir ve kuvvetli çalkalanır.

    4) 5 dakika bekledikten sonra filtre kağıdından süzülür veya santrifüj edilir.

    Bu yöntemle kandan protein İle birlikte protein olmayan azotlu maddeler, ürik asit, glutatyon ve kreatinin de çökmektedir. Bçylece glukoz olmayan ve bakın redükleyebllen bileşenler ortamdan tamamen uzaklaştırıldığından yöntem, özellikle gerçek kan glukoz düzeyinin saptanmasında tercih edilmektedir.

    TrfkJoro Asetik Ask ile Proteinsiz Fikrat Hazırlanması: Prensip: Kan proteinlerinin triklor asetik asit ile çöktürülmesidîr. Materyal: Kan veya serum.

    çözeidler:

    % 20 triklor asetik asit (TCA) çözeltisi.

    Deneyin Yapılışı:

    1) Bir erlenmayer içine konan 2 mi kan veya serum üzerine damla damla 2 mî % 20 TCA çözeltisi konur.

    2) Karışım çalkalanıp 10 dakika beklenir ve filtre kağıdından süzülür.

    Böylece hazırlanan berrak süzüntünün aslditesî oldulça yüksektir. Kan ve diğer vücut sıvılarının bütün maddelerini İçerir. Asit ortam gerekli olduğunda bu süzüntü kullanılabilir.

    LABORATUVAR ÇÖZELTİLERİ

    Biyoklmyacılar tarafından laboratuvarlarda yürütülen tepkimelerin çoğu çözeltilerle cereyan etmektedir. Bu nedenle farklı şekilde ifade edilen çözelti konsantrasyonlarını ve bunların birbirlerine dönüşümünü gözden geçirmekte fayda vardır.

    Birim hacim başına çözünmüş madde miktarını temel alan konsantrasyon İfadeleri biyokimya laboratuvarlannda en çok kullanılan konsantrasyon birimleridir.

    Melar çöiefidlenLitreslnde ı mol veya l molekül gram ağırlığında çözünmüş madde içeren çözeltilerdir. Çözeltisi hazırlanacak madde kristal suyu içeriyorsa bu suyun toplam molekül ağırlığına ilave edilmesi gerekir. Moiar çözeltiler, örneğin M/10 veya 0.1 M şeklinde ifade edilir. Molartte (M), çözeltinin İHresîndekî çözünmüş maddenin mol sayısını gösterir. Molariteyi hesaplamak için çözünen maddenin molekül ağırlığının ve çözeltideki miktarının bilinmesi gerekildin Ağırlık

    ————————-= mol sayısı

    Molekül ağırlığı

    Seyreltik çözeltiler genellikle mflimolar, mikromolar, nanomolar, pikomolar gibi birimlerle İfade edilirler.

    1 mmol 1 nmol 1 nmol 1 pmol lmM

    lnM

    10″3 mol 10″6 mol İO-’ mol 10″12 mol 10″3M 10″6M 10″9M

    1 M çözelti bir avagodro sayısı molekül içerir. Avagadro sayısı – g mol başına molekül sayısı

    - g atom başına atom sayısı

    - g iyon başına İyon sayısı

    - «.023 X 1023

    Genel olarak uygulamada çoğunlukla bir Avagadro sayısı tanecik örneğin g mol, 1 g atom veya 1 g iyon maddenin iyonik, mono-atomlk veya molekül er yapıda olduğuna bakılmaksızın bir “mol” olarak İfade edilir, örneğin 35.5 g Cl” iyonu “l g iyon” yerine “l mol” olarak İsimlendirilir.

    Normal Çöz«ltiten Litresinde lyonize olabilen veya yer değiştirebilen t hidrojen veya eşdeğerini İçeren çözeltilerdir. Normaltte, çözeltinin litresinde! çözünmüş maddenin eşdeğer sayısını şfade eder. Normaitteyi hesaplamak içli maddenin eşdeğer ağırlığının ve çözeltideki miktarının bilinmesi gerekin

    Ağırlık

    - eşdeğer sayısı

    Eşdeğer ağırlık

    Eşdeğer ağırlık, herhangi bir maddenin 1 atom g hidrojen İle yeı değiştirebilen ağırlığını veya 1 atom g hidrojen ile aynı reaksiyon değerine sahi;: olan ağırlığını İfade eder. Genel kural olarak molekül ağırlığının değerliğini bölünmesiyle hesaplanın

    Molekül ağırlığı Değerlik

    eşdeğer ağırlık

    Moleküldeki kristal suyun molekül ağırlığına İlave edilmesi gerekir örneğin kristal bakır sülfatın molekül formülü CuSO4.5H2O dun

    cu
           63.54
     
    s
           32.06
     
    o4
     (4
     XI6)
     64.00
     

    159.60 molekül ağırlığındadır.

    Kristal suyunu hesaplarsak:

    H2 (2 XI)             2.016

    O                       16.00

    18.016×5-90.080 Molekül ağırlığına eklersek:

    159.60 90.080

    249.68 olarak toplam molekül ağırlığını buluruz. SO4″

    radikalinin değerliği 2 dir. l N çözeltisini hazırlamak İçin litrede çözülecek madde miktarı bu formül ağırlığının 2 ye bölünmesiyle elde edilir.

    Sıvılarda hareketle normal çözelti hazırlamak için aşağıdaki eşitlik kullanılır. Bu eşitlikteki söz sıvı maddenin İLİN çözeltisini hazırlamak İçin gerekli olan sıvı madde hacmi mi cinsinden elde edilmektedir:

    Molekül ağırlığı

    mi sıvı madde/L————————————————————————-

    Değerlik x özgül ağırlık x % Konsantrasyon (Desimal)

    Söz konusu maddenin konsantrasyonu ve özgül ağırlığı orijinal ticari şişesinin üzerindeki etiketinde belirtilmiştir, örneğin, HCI şişesinin etiketinde özgül ağırlığının 1.19 ve konsantrasyonun %38 olarak verildiğini kabul edelim. HCI in molekül ağırlığı 36.465 ve değerliği 1 olduğundan 1 NN HCI çözeltisi hazırlamak İçin:

    36.465

    V———————

    IX 11.9X0.38 V» 80.63 mi HCI gereklidir.

    Bir ölçü kabına 500 mi su konur ve üzerine 80.6 mi HCI ilave edilerek karıştırılır. Dlstlle su ile litreye tamamlanır. Farklı normalitelerde HCI çözeltileri hazırlamak İçin litrede gerekli olan HCI hacmi ise, yukarıda 1 N HCI İçin elde edilen hacmin istenilen normalrte değeri ile çarpılmasıyla elde edilir, örneğin;

    2 N HCI için           80.6 X 2 – 161.2 mi HCI

    0.1 N HCI İçin 80.6 x 0.1 – 8.00 mi HCI gereklidir.

    Yükseltmen veya İndirgen bir maddenin eşdeğer ağırlığı ise, o maddenin molekül ağırlığının taşınan elektron sayısı İle bölünmesiyle elde edilir. Kalsiyum tayininde kullanılan potasyum permanganat yükseltgen maddelere İyi bir örnektir. Asit varlığında ısı etkisiyle oksalat yükseltgenmekte, permanganat ise indirgenmektedir. Reaksiyonun oksalatın yükseltgenmeslnl (Oksldasyonunu) gösteren İlk yansı, (1)                  C2O42- ———————–>2CO2 + 2e-

    8

    Bu eşitlik oksalatın 2 elektron kaybettiğini göstermektedir. Reaksiyonu! İkinci yansı İse permanganatın indirgenmesidir (Redüksiyonudur): (2)                   MnO4 – + 8H+ + 5 e”———–> Mn2+ + 4 H2O

    Bu reaksiyonda permanganat elektron alarak indirgenmiştir. Sistemdeki U yan reakslyyonda elektron taşınımının aynı sayıda olması zorunludur. Bı nedenle (1) numaralı yan reaksiyonu 5 İle, (2) numaralı yan reaksiyonu İse 2 H< çarpmak gerekildin

    C02 +10 e-

    2MnO4″ + 16H++ 10 e-İki yan reaksiyon birleştirildiğinde;

    2 -> 2Mn2+ + 8 HjO

    2 MnO4

    16H+

    2Mn2+ + IOCO2 + 8 H2O

    Burada potasyum permanganatın eşdeğer ağırlığını hesaplarken ti molekülün 10 elektron, dolayısıyla molekül başına 5 elektron taşıdığmı| unutmamak gerekir. Buradan potasyum permanganatın eşdeğer ağırlığın» molekül ağırlığının 1/5 I olduğu kolayca bulunur. Oksalatın eşdeğer ağırlığıı 10 elektron taşınması İçin 5 molekül gerektiğinden, yani molekül başına i) elektron gerektiğinden molekül ağırlığının 1/2 sine eşit olduğu görülmektedir.

    Yüzde Çözeltiler: Genel olarak kesin konsantrasyonu çok önemli olmayan rutin laboratuvar çözeltilerdir.

    Yüzde Ağırlık/Hidra ( % wAryt 100 mi çözeltideki çözünen maddenin gram cinsinden ağırlığını gösterir. Katı bir maddenin yüzde çözeltisini hazırlamak için, istenilen %g kadar madde yeterli miktardaki çözücüde çözülerek 100 mi ye tammamlanır. örneğin %10 lukNaOH hazırlamak için 10 g NaOH yeterli miktarda dlstiie suda çözülerek dlstiie suyla 100 mi ye tamamlanır.

    Sıvı bir maddenin ağırlık olarak yüzde çözeltisi ise istenilen yüzdeyi elde edecek şekilde seyreltme İşlemi yapılarak hazırlanır, örneğin %5 ilk MCI çözeltisi, 5 mi %36 lik HCl İn bir miktar dlstile su üzerine İlave edilip 36 mi ye dlstiie su İle tamamlanmasıyla elde edilir.

    Yüzde Hadnt/üadm ( % v/v): 100 mi çözeltide çözünmüş sıvı maddenin m! cinsinden hacmini gösterir. Eğer sıvı bir maddenin hacim olarak yüzde çözeltisi hazırlanmak İsteniyorsa, İstenilen yüzde kadar mi sıvı madde çözücü ile 100 mi ye seyreltilir, örneğin hacim olarak %5 ilk HCl çözeltisi hazırlanacaksa 5 m! konsantre HCl dlstile su ilelOO mi ye tamamlanır.

    Yüzde çözeltilerden hareketle daha seyrettik çözeltiler hazırlamak için aşağıdaki eşitlikten yararlanılır.

    x Cı -v2 x C2

    Burada Vj, V2 çözeltilerin hacimlerini, Cı, C2 ise yüzde olarak konsantrasyonlarım göstermektedir, örneğin 500 mi %5 lik NACİ den %2.5 luk NaCI hazırlamak istersek,

    500×5

    —————– ıoo mi

    2.5 Elimizde çözeltiyi su İle 100 mi ye seyreltmemiz gerekir.

    mttoram (% ma» Klinik îaboratuvar sonuçlan çoğunlukla */»mg cinsinden İfade edilir. 100 mi çözeltideki çözünen maddenin mg cinsinden ağırlığını İfade eder. örneğin %Sö mg kan giukoz düzeyi kanın her 100 m! stnde 80 mg giukoz bulunduğunu İfade eder.

    Bazı elektrolit değerlerinin %mg yerine mEq/L clnsindenn verilmesi klinikte yaygın olarak görülmektedir. Gerekli dönüşüm İçin aşağıdaki eşitlikten yararlanılır:                                                                K #

    %mg konsantrasyon x 10 x değerlik

    ——————————————–— – mEq/L

    Atom ağırlığı

    örneğin %321 mg sodyumu mEq/L cinsinden ifade etmek istersek;

    321 X 10 X 1

    ————————- 140 mEq/L Na+

    23

    %10 mg kalsiyum için hesaplarsak; 10 x 10 x 2

    40

    5 m£q/L Ca2+ olarak elde ederiz.

    Aşağıdaki tabloda bazı katyon ve anyonların normal serum değerleri mlq/i cincinden görülmektedir.

    KATYONLAR

    mEq/L

    ANYONLAR

    Na+
     142
     HCO3″
     27
     
    îc*-
     5
     cı-
     103
     
    Ca2*
     5
     HPO42-
     2
     
    Mg2+
     3
     SO42-
     1
     
          Organlk asitler
     6
     
          Proteinler
     16
     

    TOPLAM

    155

    151

    10

    Cam malzeme kullanıldıktan sonra en kısa zamanda suyla çalkalanın Sabunlu veya deterjanlı suyla dolu bir kap içinde bekletilir. Yıkanacak | malzemeye uygun bir fırça kullanılarak sıcak suyla birkaç kez yıkanır. tid-üç kere dlstlle sudan geçirilip uygun bir etüvde 100°C nln altında kurutulur. Çok acele kuruması İstenen malzeme dlstlle sudan sonra alkol ve sonra eterden geçirilir, veya dlstlle sudan sonra asetondan geçirilir. Çok kiril durumlarda ayrıca kimyasal temizlik yapılır. Cam kapaklı bir şişeye konsantre sülfürik asit konur. Toz haline getirtilmiş potasyum blkromat doyuncaya kadar ilave edilerek karıştırılır. Potasyum btkromatla doymuş konsantre sülfürik asit kuru haidekt cam malzeme içine doldurularak 24-48 saat beklenir. Ancak pipetler bu karışım İçinde 2 saatten daha uzun bir süre bekletilmemelidir. Kurumuş kanlı pipetler de Fehllng çozeltlstyle temizlenebilir. Bundan sonra yukarıda anlatıldığı gibi temizliğe | devam edilir.

    *Genel amaçlar İçin kullanılan tüpler %5 sodyum karbonat çözeltisi İçine I konur ve 25 dakika müddetle kaynatılır. Bundan sonra kaptan musluk suyu geçirilerek soğutulur. Sonra musluk suyu İle İyice yıkanır ve %2-5 HC1 çözeltisinde 15 dakika bırakılır. Bundan önce musluk suyuyla, daha sonra da dlstlle su İle İyice yıkanır, süzülmeye bırakılır ve etüvde kurutulur. Kan pıhtısı bulunan pipetler 12 saat %1O potasyum hidroksit veya seyrehlk amonyum | hidroksit çözeltisinde bekletilir.

    11

    örauteuni

    Potansiyel olarak aktif aldehit veya keton grubu taşıyan pollhldrokslalkoller veya hidroliz edildikleri zaman bu maddeleri veren maddelerdir. Yapılarında başlıca c, H, 0 bulunur.

    3 ana gruba ayrılırlar:

    1. Monosakkarttier,

    2. Oligosakkaritler

    3. Pollsakkarttler

    1. MOtseSAKKAJÜTLÜlî 3-9 C taşıyan ve genel formülleri (CHOH) n olan karbohkSratlardır. Taşıdıkları C sayısına göre ve yapılarında bulunan aldehit veya keton gruplarına göre adlandırılırlar, Taşıdıktan C sayısına göre;

    3 Clu trioz, 4 Clu tetroz, 5 Clu pentoz, 6 Clu heksoz, 7 Clu heptoz, iClu oktoz, 9 Clu nonoz adını alırlar.

    Mevcut fonksiyonel grubuna göre de, aldoz ve ketoz diye adlandırılır,, Başlarına aldo ve keto ekleri getirilir, örneğin;

    Aldotrioz (Gliseraldehit) Ketotrloz (Dfhidroks! aseton)

    Aldotetroz (İrttroz)                 Ketotetroz (Erttruloz)

    Aldopentoz (Riboz)                Ketopentoz (Ribuloz)

    Aldoheksoz (Glukoz)              Ketoheksoz (Fruktoz)

    t

    Monosakkarit yapılarının düz zincir şeklinde yazılışı Flscher Projeksiyonu olarak bilinir. Ancak monosakkarltlerln pekçoğu sulu çözeltilerde halkalı yapıya geçerler; açık zincir ve halkalı yapının bir karışım dengesi halinde bulunurlar. Haükalı yapıda glukozun bir numaralı, fruktozun İki numaralı karbon atomu aslmetrrik hale geçer ve a, p olmak üzere İkişer yeni İzomer oluşur.

    2. OLtaoSAMKAfitnilt: 2-10 adet monosakkaritten oluşurlar. £n önemli oligosakkarifJer dlsakkarltlerdir. İki monosakkaridin bir mol su çıkışıyla gîîkoztt bağı yapmasıyla oluşurlar.

    Dİsakkarftler doğada bol olarak rastlanmaktadır. BunSar arasında ©n önemlileri;

    a-MaltOZ      :a-D-GJuk0Z + a-D-GlukoZ

    Laktoz          : p-D-Galaktoz + a-D-GJukoz

    Sukroz          : a-D-Glukoz + p-D-Fruktoz

    SeHobloz      : p-D-Glukoz + p-D-Glukoz

    12

    CH2OH

    CH2OH

    OH

    OH                                   OH

    a-D-Glukopiranozil (1 /4)a-D-Glukopiranoz

    MALTOZ

    CH2OH

    CH2OH

    OH

    OH

    p-D-Galaktopiranozil (1,4) a-D-Glukopiranoz

    LAKTOZ

    CH2OH

    CH2OH

    OH

    3-D-Glukopiranozil (1,4) p-D-Glukopiranoz CH2OH

    OH

    SUKROZ

    HOH2C

    O

    H<

    OH

    SELLOBİOZ

    a-D-Glukopiranozil (1,2) (3-D-Fruktofuranoz

    13

    Görüleceği gibi maltoz, laktoz ve seilobiozda İndirgeyici özeiijğa sahip asetat hidrrokslll serbest olduğu halde sukrozda aynı durum mevcut değildir. Bu nedenle sukroz indirgeyici özellikten yoksundur.

    Çok sayıda monosakkaritln oluşturduğu büyük yapılı moleküllerdir. Aynı tip monosakkarit ünitelerinden meydana gelmiş olanlara Homopolisakkartt, İki yada daha fazla çeşitteki rnonosakkarit ünitelerinden ve diğer gruplardan meydana gelmiş olanlara da Heteropollsakkarit denir.

    Homopollsakkaritlerin başiıcalan şunlardır:

    Mf|«M» Karbohklratlann bitkilerde depo edilmiş şeklidir. Mşasta granülteri 2 değişik kısımdan yapılmıştır. Bunların ikisi de glukozun polimeri olan polbakkartierden ibarettir, fakat molekül yapılan ve bazı özellikleri bakımından farklılıklar gösterirler. Bunlar, amiioz (% 15-20) ve amliopektin (%f«-«5) âln Amiloz 250-300 adet D-glukoz molekülünden İbaret olup, bunlar «(1,4) Gllkozld bağı İle birbirlerine bağlanmıştır. Böylece helezonlk bir zincir teşkil ederler. AmİIopektln İse nişastanın büyük bir bileşiği olup glukozun dallı zincir polimeridir. Polimerin düz zincir kısmı amilozda olduğu gibi a(l,4) bağlı glukoz blrlmlerlnS İçerir. Bu yapı 24-30 glukoz ünitesinde bir a(iy6) glikozM bağı İle dallanma gösterir.

    Nişasta ya sulu mineral asitlerle veya özel enzimler aracılığı İle hidroliz olur. Nişastanın asit veya enzimler İle daha küçüük moleküllere ayrılması sonucu dekstrin denen tatlı maddeler oluşur. Bunlar, oluşum sırasına göre, amllodekstrin, erltrodekstrln ve akrodekstrindlr. Hidrolizin devamında maltoz ve sonuçta glukoz açığa çıkar.

    öflkojcıs; Hayvansal hücrelerin başlıca depo polisakkaritidir. Özellikte karaciğerde bulunur. Karaciğer yaş ağırlığının %10′u İskelet kasının %i-2fsi glikojendir. Yapı olarak amilopektlne benzer, Ancak amtlopekâne kıyasla çok daha dallı bir yapı gösterir. Amllopektlnde yer alan her İki dallanma noktası arasında 24-30 glukoz ünitelik bir uzantı bulunmasına karşılık, glikojende bu uzantı 1-12 glukoz ünitesinden ibarettir. Karaciğer hücrelerlndekl glikojen küçük granüllerin birleşmesi İle oluşan büyük granüllerde yer alır. Küçük granüilerdeki glikojen yüksek dallanma gösterir ve birkaç milyon molekül ağırlığındadir. Glikojen amilopektln gibi a(1,4) bağı İle bağlı D-glukoz pollmerieri olup dallanma noktalarında a(i,6) bağı içerir.

    idifoK BHâc! hücre duvarının başlıca bileşeni olan bir polisakkarittir, p-ZMSlukoz irdelerinin p(l,4) giikozld bağı İle bağlı bir polimeridir. Her seHöloz molekülünde 300-2500 kadar p-gfukoz birimi vardır. Kuvvetli asitler ile sellülozun mm bir hidrolizi sadece p-D-gfukoz ünitelerini verirken, kısmi hidrolizi bir dlsakfdrif; olan sellobiozu verir.

    f.İMDtauUMI (RfiDÜKSİYON) ÖZBLÜ& Eğer bir montsakkarSt veya disakkartt serbest hemlasetal (yada hemlketal) hidroksiline sahipse indirgen özellik gösterir, örnek olarak, monosakkarttlert ve bu özeUlge sahip mattoz, laktoz ve sellobloz gibi dlsakkarttlerl gösterebiliriz. Ancak, sukroz, yapısındakUıemlasetal ve hemlketal hidroksilleri a(i,2) gllkozkl bağı oluşturduğundan İndirgen özelliğe sahip değildir.

    Bünyesinde İndirgen grup taşıyan bir karbohldrat aşağıdaki bazı maddeleri İndirgeyerek kendisi oksitlenmektedir.

    Cu2+~

    cu*+ Fe2+

    PlkrtkAsit Metilen Mavisi

    Se°

    –> PlkramlkAsIt —> Leukometllen Mavisi

    Patolojik durumlarda İdrara çıkan en önemli karbohldrat gfcıkozdur. Klinik biyokimyada glukoz aramak İçin genellikle İndirgenme (redaksiyon) reaksiyonlarından yararlanılır. Karbohldratlann tanınmasına yarayan birçok test vardır. Bunlar çoğunlukla renk reaksiyonlarıdır. İndirgenme testlerrlnde sıcak ve alkali ortamda glukoz ve diğer İndirgen sekerler bazı metal tuzlarını indirgerler.

    KALfrATİF BHİfflDİKT TMTİ

    Preaılpt İndirgen gruplan serbest halde bulunan şekerlerin alkali ortamda kaynatılması sonucu çözeltide bulunan bakın İndirgeyerek bakır oksit oluşturması esasına dayanır.

    CUSO4 + 2NaOH ——

    H

    I ısı 2CU(OH)2 +R—C-0 —–

    (şeker)

    ->CU(OH)2 + Na2SO4

    > 2CUOH + H2O san

    2CU0H

    + H2° Kırmızı çökelek

    Materyali •/.! Glukoz, •/•! Fruktoz, %1 Sukroz

    Ç                Kalitatlf Benedikt Ayıracı: 100 g anhtdr Na2CO3 veya 260 g kristal

    Na2CO3 İle 173 g Sodyum Sttrar 600 mi dlstlle suda ısıtılarak eritilir. 17.3 Bakir

    Sülfat 100 mi dlsttte suda eritilerek, bu 2 eriyik kanşünlır. Tüm karışım 1 Vye tamamlanır. Bulanıklık varsa süzülebillr.

    1. Üç deney tüpü alınır. Her birine ayn ayn 5 mi Benedlkt ayıracı koyulur.

    2. Bundan sonra bîrind tüpe 8 damla giukoz, ikinci tüpe 8 damla frufctez, tüpe t damla sukroz çözeltisi İlave edilir.

    3. Tüpler karıştırılır ve su banyosunda veya bunzen bek alevinde ısıtılır.

    4. Meydana gelen renk değişikliği gözlenir.

    Reaksiyonun pozitif olduğu yerde yeşil, san, kırmızı renk değişim! ve çökelti vardır. Reaksiyonun sonunda meydana gelen renk veya renkli çökelti örnek İçindeki şekerlerin miktarına göre değişiklik gösterir. Eğer renk değişikliği meydana gelmemişse örnekte İndirgen şeker yok elemektir.

    RENK
     ÇÖKÜKTÜ
     ŞEKER (gr)
     
    Mavi
     Yok
     Yok
     
    Yeşil
     Çok az
     %0.1-O.S
     
    San
     Var
     %0.S-l
     
    Kırmızı
     Var
     %1′den çok
     

    AçridMAttBenedlkt Ayıracı NaOH gibi şiddetli bir alkali İçermez. Bu nedenle şiddetli alkali ve bakirli ortamda İdrarda bulunan fosfatların neden olduğu yeşilimsi beyaz çökelti meydana gelmeyeceği İçin İdrarda giukoz aranılan diğer metodlarda meydana gelebilecek bu tip bir yanılgıya neden olmaz.

    İdrarda glukoz (şeker) bulunmasına Glukozürl denir, idrara giukoz çıkabilmesi İçin kandaki giukoz konsantrasyonunun normal sınırlan aşması gerekir. Bu durum patolojiktir.

    Ghıkoz aranılacak bir İdrarda yukarıda verilen Benedlkt testini uygulayın. Sonucu yorumlayın.

    Redüktör grubu serbest halde bulunan giukozun alkali ortamda çözeltide bulunan €u*+ ı indirgemesi ve İndirgenme sonucu ortaya çıkart ©uüM* KSm (Potasyum sülfoslyanür) İle reaksiyona girerek, CuSCN (bakir sülfoslyanür) halinde beyaz bir çökelek vermesi esasına dayanır.

    CUOH + KSCN————-> CUSCN +

    Beyaz çökelek Mmryafe İdrar ve/veya giukoz çözeltisi.

    KOH

    16

    çozetffers Kantltattf Benedlkt Ayıracı: 100 g anhldr sodyum karbonat veya 2®0 g kristal sodyum karbonat, 200 g sodyum sitrat ve 125 g potasyum sülfostyanür 600 mi dbtUe suda ısıtılarak eritilir. Soğutulup süzülür. 18 g bakır sülfat 100 mi distlle suda eritilip İlk karışıma eklenir, aynca karışıma 5 mi ^5 İlk potasyum ferrosiyanür çözeltisi koyulur ve karışım l L’ye tamamlanır.

    Bu çözeltide bulunan sodyum karbonat, ortamda şiddetli olmayan bir alkaltllk meydana getirir. Sodyum sitrat, oluşan Cu(OK)2fî çözeltide çözünmüş halde tutar. Az miktarda ferroslyanür, İndirgeme ne teşekkül edecek Bakır oksidin çökmesini Önler. Potasyum sülfostyanür İse, Cu+ı’İ bağlayarak tttrasyon sonucunu gösterir.

    İdrara glukoz çıkabilmesi İçin kandaki glukoz konsantrasyonunun belli bir değeri aşması gerekir. Glukozürtnln görülmesi İçin kan glukoz düzeyinin 160 mg/dl’yl aşması gerekir. Bu düzeye kadar glukoz böbreklerden geri emlleblllr. Bu düzeye glukozun “böbrek eşiği” denir. Glukozürtier çeşitli nedenlerden Heri gelebilir.

    Deneyin Yaptaşc

    1.  Bir erlenmayere S mi Kantltattf Benedlkt çözeltisi alınır ve bunzen bek alevinde ısıtılır.

    2. Isıtılmakta olan çözelti İdrar veya glukoz çözeltisi İle titre edilir.

    3.  Tttrasyon ve ısıtma işlemine devam etmek sureti ile beyaz bir çökeleğin oluşumu gözlenir. Mavi rengin tamamen kaybolduğu anda tttrasyona verilerek sarfiyat okunur.

    KantJtaüf Benedlkt çözeltisinin 5 mi1 sf 0.01 g glukoz tarafından İndirgenir. Buna göre tttrasyon için kullanılan miktar İçinde 0.01 g şeker var K .demektir, örneğin, tttrasyon İçin l mi kullanılmışsa 1 mi numunede 0.01 g glukoz var demektir. 100 mi numunedeki şeker miktarı bu oranyısal yolla hesap edilebilir.

    1 mi numunede               0.01 g glukoz varsa,

    100 mi numunede                 X g glukoz vardır.

    100 x 0.01

    ■— -1 g

    Kullanılan materyalde ne kadar şeker olduğunu saptayınız.

    NYLANDER DEMEYİ

    Redüktör gruplan serbest halde bulunan şekerler alkali ortamda kaynatıldıklarında çözeltide bulunan Bl3+ u metalik haline indirgerler. OH

    I

    HO—B1-NO3 + NaOH————-

    Bizmut subnttrat

    —–> BI(0H)3 +NaNO3

    2BİO + 3H2O +1/2

    17

    Materyali %1 Glukoz, %1 Frufctoz, %1 Sukroz

    Çözddter: NyJander Çözeltisi: 4 g Na-K Tartarat, 100 mi %10 NaOffte eritilin 2 g Bizmut subnitrat eklenir, eritilir. Koyu renkli şişede saklanır. i

    y          j

    t. Üç deney tüpü alınır. Her birine 0.5 mi Nylander çözeltisi koyulur.

    2.  Birinci tüpe 5 mi glukoz, ikinci tüpe 5 mi fruktoz, üçüncü tüpe s mi sukroz çözeltisi İlave edilir,

    3. Tüpler su banyosunda ya da bunzen bek alevinde kaynatılır. Renk değişikliği gözlenir.

    Materyalde İndirgen şeker yoksa çökeleğin renginde bir değişiklik olmaz, İndirgen şeker varsa siyah renk görülür.

    MOfc Bu deneyin sonucu negatif olduğu zaman İdrarda glukoz bulunmadığına kesin olarak hüküm verilebilir.

    PİKRİK Affr DİNİYİ

    Pmmâm İndirgen şeker çözeltisi pikrik asftl plkramtk aslte çevirerek kırmızı bir renk meydana getirir.

    Redüktör

    şeker

    OH

    NH

    NO

    T

    NO

    Pikrik asit

    Materyafe %bi Glukoz, %l sukroz.

    çözeltiler: Doymuş Pikrik Asit Çözeltisi, l M Na2Cö3

    Pikramik asit

    ş

    1. İki deney tüpü alınır.

    2. Birinci tüpe 2 mi glukoz çözeltisi, İkinci tüpe 2 mi sukroz çözeltisi koyulur.

    3. Her bir tüpe birer mi pikrik asit çözeltisi ve 0.5 mi Na2CO3 İlave edilir.

    4.  su banyosunda renk değişikliği meydana gelinceye kadar bekletilir» Kırmızı renk oluşumu reaksiyonun tamamlandığını gösterir.

    18

    MBTİU01MAVİIİ OINİİİ

    Şekerlerin uygun şartlarda yükseltgenirse, aldehit veya alkol veya her İki grupları da karbokstt grubuna dönerek şeker asitlerini verirler, şekerlerin yükseltgenmesl İle molekülden ayrılan hidrojen lyonlan herhangi bir yükseltgenme ile molekülden ayrılan hidrojen lyonlan herhangi bir yükseltgen madde tarafından tutulur.

    şekerler alkali ile ısıtılarak yükseltgenlrken molekülden aynlan hidrojen lyonlan okside halde bulunan metilen mavisi ile birleşerek onu İndirgerler.

    H3C

    N—CH,

    CH Metilen mavisi 3

    (Okside)

    3C Leukometilen (RedUfcte)

    H2O

    Hava oksijeni

    Glukoz çözeltisi.

    Çömkitert %O.1 Metilen Mavisi 2NNaOH

    Deneyin YapAşB

    1. Bir deney tüpüne 5 mi su, 10 damla metilen mavisi, 2 damla NaOH koyulur, su banyosunda ısıtlır.

    2. Karışıma birkaç damla glukoz ilave edilerek ısıtmaya devam edilir.

    3.   Isıtma sonucunda çözeltinin rengi gider. Eğer tüp çalkalanırca tekrar renklenme görülür. Bu işlem birkaç kez tekrarlanır. Glukozun yukseltgenmesi ile açığa çıkan lyonlan mavi renkteki metilen mavisi İle birleşerek onu İndirger. Metilen mavisi leukometilen mavisine döner ve bu madde renksizdir. Tüp havada çalkanırsa leukometilen mavisinin hidrojenleri hava okstyenl İle birleşerek su oluşturur. Leukometilen mavisi hidrojenlerini kaybettiği için okside metilen mavisine döner. Böylece kaybolan hidrojen tyoblan leukometilen mavisi üzerinden okside metilen mavisine döner. Deneyin sonunda tüpte kalan şeker asidi metilen mavisi nedeni İle renk mavidir ve renk kaybı artık görülmez.

    2. AUuatuudH şnonuLn özoine mduniı Redükieyid bir şekerçözeltisine az miktarda NaOH veya KOH İlave edilerek ısıtılırca san bir renk ortaya çıkar. Bu renk giderek önce portakal rengine sonra da koyu kahverengine döner. Sonunda reçine özelliğinde maddeler oluşur. Renk değişikliği reaksiyon sonucu serbest hale geçen aldehitlerin pollmerizasyonundan İleri gelir. Bu sırada karamet kokusu duyulur. Serbest aldehit ve keton gruplarının varlığından İleri gelen redukleyid şekerlere özel bu reaksiyona Moore Testi adı verilir.

    Halbuki glukoz, mannoz ve fruktozdan herhangi biri alkalilerle muamele edilirse sonuçta bu 3 şekerin karışımından oluşan bir çözelti ortaya çıkar. Bunlar çözelti içinde aynı oranlarda bulunurlar ve aralarında bir denge oluşur. Bu kimyasal olaya”Lobry de Bryn-Van Ekensteln Transformasyonu” denir. Bu 3 şeker aynı enadiol şeklini verirler ve müşterek enadiol aşağıdaki formüllerde gösterildiği şekilde her 3 cins monosakkarrtJn oluşumuna yol açar.

    CHO H-C-OH

    HO-C-H ı R

    D-Glukoz

    H-C-OH

    I! C-OH

    HO-C-H

    ı R

    Müşterek enadiol şekli

    H H-C-OH

    HO-C-H

    ı R

    D-Fruktoz

    CHO

    ı

    HO-C-H

    HO-C-H

    I

    R D-Mannoz

    Bundan başka monosakkarttler kuvvetli alkalilerlr (0.5 N ya da daha fazla) muamele edildiklerinde enolteasyon meydana gelir. Bu sırada sadece 1-2 enadiol değil fakat 2-3 ve 3-4 enadloller de meydana geltrier. Bu enadioller dayanıksız olup, çifte bağlan kolaylıkla parçalanarak 1-2 enadioiün parçalanması İle formaldehit, 2-3 enadolün parçalanması İle glikoaldehit ve 3-4 enadoiün parçalanması İle de ^Sseraldehttlere ayrılırlar.

    MOOREDHOYI

    PranlptSerbest aldehit veya keton grupları bulunan şekerlere özel bir testtir, şeker çözeltisi üzerine az miktarda NaOH veya KOH ilavesi İle san, portakal rengi

    20

    ve kahverengi bir renk meydana gelmesi esasına dayanır. Renk reaksiyonu serbest hale geçen aldehitlerin polimerizasyonu sonucudur.

    ttl Sukroz, %1 Nişasta, «fol Glukoz, %1 Fruktoz %10 NaOH

    f

    1. Dört adet deney tüpü alınır. Cam kalemi ile tüplerden blıindsf üzerine İkincisi üzerine nişasta, üçüncüsü üzerine glukoz ve dördüncüsü üzerine fmktoz yazılır. Her bir tüpe üzerinde yazılı olan madde çözeltisinden S (er mi koyulur.

    2. Her tüpe birer mi ttlOluk NaOH çözeltisi İlave edilir.

    3. Tüpler ağzı kapatılarak kanştinlir ve kaynar su banyosunda beş dakika süre İle kaynatılır. Sonuç gözlenir.

    San, portakal-san veya kahverengi bir rengin meydana gellmesl ve karamel kokusunun alınması çözelti İçinde serbest aldehit veya keton grupları bulunan karbohidratlann mevcut olduğunu gösterir. Sukroz ve nişasta, aldehit ve keton gruplarına sahip olmadığından reaksiyon ve renk vermezler.

    Glukoz, mannoz ve fruktoz alkalilerle ısıtıldığında aynı enadlol şekli meydana getirirler.

    3.ACİTURÎN ŞEKÜtLİR ÛZIRİNİ «LAM fffKfeLHtl;

    genellikle seyrettik asitlerle kaynatıldıklarında kendttlerini teşkil eden monosakkarltlere parçalanırlar. Fakat meydana gelen bu moûosakkarttler seyrettik asitlerle kaynatmaya karşı dayanıklıdırlar. Ancak konsantre asüter karşısında monosakkarltlerden renkli bileşikler oluşur.

    mnıİptKonsantre sülfürik asit İle muamele edilen pentozlann furfuraîlere, heksoziann İse hldroksimetll fuıfural’lere dönüşmesi ve bunlann alfa-naftoFün alkolik çözerdsi He renkli bileşikler vermesi esasına dayanır.

    Konsantre sülfürik asit giükozlri bağlan, monosakkarit birimlerini vermek üzere hidroliz eder. Konsantre sülfürik asit etkisi sonucunda monosakkaritlerden 3 mol su çıkarak furfural veya türevleri oluşur.

    PENTOZ

    -3 H2O

    o

    Furfural

    HEKSOZ

    -3 H2O

    HOHC

    ÜL

    S-hidroksimetii furfural

    21

    Materyafe %1 GJukoz, %1 Maltoz, %1 Sukroz, %1 Nişasta

    ÇözefeİIert Molisch Ayıracı: 10 mg alfa-naftol 100 mi %95′lik alkode eritilir. Konsantre sülfürik asit

    Deneyin YapdışB

    1. Her bir materyalden 5 ‘er mi ayn deney tüplerine koyulur.

    2. Herblr tüpe 2′şer mi Molisch ayıracı ilave edilir. Tüpler kanştinlır.

    3. Her bir tüpe, 3′er mi konsantre sülfürik asit, tüpü eğik tutmak suretiyle tüpün kenarından İlave edilir.

    4.  Asitle tüp İçindeki sıvının birieşme yüzeyindeki kırmızı-menekşe bir rengin meydana gelmesi testin pozitif olduğunu gösterir.

    riSCHUtTBSlİ

    Prensip serbest aldehit veya keton grubuna sahip tüm şekerlerin fenll hldrazlnie ısıtıldıkları zaman, özel erime sıcaklıklan ve şekilleri olan osazon adı verilen san renkli kristaller oluştururlar,

    H H-C=O

    H-C-OH

    ı

    R Aldoz

    H2O

    H-ONh

    H-C-OH

    ı

    R

    Fenil hidrazin

    Fen i i hîdrazon

    H

    H-ON-

    !

    oo

    ı R

    H-C=N-

    ı R

    OSAZON

    22

    Formüllerden anlaşılacağı gibi, osazon teşekkülü bir monosakkarltln 1. ve 2. karbon atomlarını içine almaktadır. O halde 3«,4^5. ve 6. karbon atomlarına bağlı grupların konumlan birbirinden farklı olan şekerler farklı özellikte osazon oluşturacaklarından birbirlerinden kolayca aynlabHIrier^ncak 3., 4n 5. ve 6. karbon yapılan aynı olan giukoz, fruktoz ve mannoz aynı tip osazon oluşturacaklarından birbirlerinden ayırt edilemezler.

    Osazon teşekkülü ancak sıcak ortamda mümkündür. Tüm İndirgen şekerler fenll hldrazln İle osazon teşkil ederler. Karakteristik kristal şekilleri ve erime dereceleri İle osazonlar birbirlerinden ayırt edilirler.

    Glukozun fenllhidrazln İle yaptığı osazona Glukosazon, laktozunkine ise laktosazon denir. Glukosazon mikroskop altında ekin demetleri şeklinde laktosazon İse at kestanesi şeklinde görülür. Her İkisi de sandır.

    Glukosazon sıcakta, laktosazon soğukta teşekkül eder.

    Materyali %l Giukoz, %ı Laktoz

    ÇÖMİtiteRFentlhlch-arin hldroklorid (toz), Sodyum asetat (toz)

    ş

    1. İki deney tüpü alınır. Birinci tüpe S mi laktoz çözeltisi, İkinci tüpe 5 mi giukoz çözeltisi koyulur.

    2. Her İki tüp üzerine İkişer spatül ucu fenllhidrazln hldroklorid ve birer spatül ucu sodyum asetat İlave edilir.

    3. Tüplerin ağzı kapatılarak İyice karıştırılır.

    4. Her iki tüp 30-40 dakika süre kaynar su banyosunda kaynatılır.

    5.  Süre sonunda glukosazon hemen teşekkül ederken laktosazon bekletme sonucu teşekkül eder.

    6. Meydana gelen kristaller her İki örnek İçin ayn pipetler kullanılmak suretiyle tüp İçerisinden alınarak lam üzerine koyulur ve lamel kapatmak suretiyle mikroskop altında incelenir. Bu İki osazonun mikroskopta görünen şekil aşağıdaki gibidir:

    GLUKOSMÛN                               LAKTOSAZON

    Bu deney hamilelerin İdrannda görülen şekerin laktasyon sırasında görülen süt şekerinden mi yoksa diyabette görülen glukozürkten mi meydana geldiğini ayırt etmede kullanılır.

    23

    NİŞASTAMDIBDbHtoUZİDaKYÎ

    Nişasta asit İle (Invttro) hidroliz edilirse sıra İle dekstrinler, maitoz ve glukoz meydana gellir. Hidroliz başlangıcında önce dekstrinler oluşur. Dekstrinler az sayıda glukoz ünitesinden oluşan polteakkarttlerdtr. Molekül ağırlıklarına göre amllodekstrinler, eritrodekstrinler ve akrodekstrinlerdlr olmak üzere sınıflandırılabilirler. Hidroliz sonucu dekstrinler maitoz ve glukoza parçalanır.

    Nişastanın hidrolizi sırasında oluşan bu parçalanma ürünleri, İyotla verdikleri renk reaksiyonları İle gözlenebilirler. Bu maddelerin İyotla verdikleri renklen- aşağıda gösterilmiştir.

    Nişasta—————-

    Amllodekstrin—–

    Erttrodekstrin——

    Akrodekstrtn——-

    Maitoz ve Glukoz–

    —Mavi

    —Menekşe

    —Soğan kabuğu

    —Hafif sarımsı

    —Renksiz (Benedikt reaksiyonu İle kırmızı renk verir)

    Materyal: %l Nişasta

    0.01 M İyot

    Kalltattf Benedikt Ayıracı

    Deneyin YajNkfB Bir deney tüpüne 10 mi nişasta çözeltisi alınır. Özerine 3 mi 3 N HC1 İlave edilir. Hldrolizattan birkaç damla alınarak bir başka tüpe aktarılır ve 2 damla 0.01 M İyot çözeltisi koyularak renk gözlenir. Hldrollzat su banyosunda kaynatılır. Kaynamakta olan hldrolizattan birkaç damla bir diğer tüpe alınır ve üzerine 2 damla İyot çözeltisi İlave edilir. Renk gözlenir. Aynı İşleme 5′er dakika ara ile yukarıdaki renklerin tümü görülünceye kadar devam edilir. Hidroliz sona erince hldrollzattan 0.5 mi alınır, ortama bir spatül ucu Na2CO3 İlave edilir ve 5 mi Kalftatlf Benedikt çözeltisi üzerine İlave edilir, kaynatmaya devam edilir. Kalltattf Benedikt testinin prensibine dayanarak, eğer nişasta glukoza kadar parçalanmış ise ısıtma sonucunda kiremit kırmızısı çökelek görülür.

    COİKOpDtiMrtMOlİZİ İNMEYİ ”

    Glikojen organizmada özellikle karaciğer ve kaslarda depo olarak bulunur. Besinlerle organizmaya alınan şekerler kan dolaşım yolu ile karaciğere gelirler. Vücuttaki glikojenin toplam miktarı 225 g*dır. Bunun 150 g*ı kaslarda, 75 g*ı karaciğerde bulunur. Organizma normal görevlerini yerine getirebilmek için enerjiye gereksinim duyduğundan diğer bazı maddelerin yanında glikojeni de parçalayarak bu enerjiyi sağlar.

    Prensip: Glikojen asit hidrolizi İle alt birimleri olan maitoz ve glukoza kadar parçalanır.

    Materyali Toz glikojen

    24

    çözeltiler: 5 N H2SO4,

    30 NaOH,

    Fenol Kırmızısı tndlkatörü,

    Kalitattf Benedtkt Ayıracı.

    Deneyin Yaptbştt Bir spatül ucu toz glikojen 3 mi 5 N H2SO4 içinde çözülür. 15 dakika kaynar su banyosunda ısıtılır, soğutulur. Bir damla İndikatör damlatılır, ortam asit olduğu İçin renk portakaldır.

    NaOH damla damla tüpe eklenerek ortamın nötrleşmesi sağlanır. Ortamın nötr olması Indlkatörün kırmızı renk almasından anlaşılır. Nötrleşen çözeltiden 0.5 mi alınır. Özerine 5 mi kalitattf benedlkt ayıracı eklenir ve isıtılı. Sonuç gözlenir.

    Asit hidrolizi İle tamamen parçalanan glikojenden maltoz ve giukoz oluşur. Oluşan giukoz benedlkt ayıracı İle reaksiyona girer.

    AÇUK KAM fHURİ

    Kan şpekeri normal olarak aç kamına 100 mi kanda 70-120 mg arasında değişir. Normal olarak yemeklerden sonra artarak 160 mg*a kadar yükselirse de 2 saat İçinde normale döner. Kanda şekerin yükselmesine frtgKrgİMMİ, düşmesine Bâpeglıenti denir. Kan şekeri seviyesinin 4%120 mg’m üzerine çıktığı hallerde Dfiabete* Melİtus denilen şeker hastalığının varlığı düşünülür. Diabetes Mellttus mutlak veya göreceli lnsüiln eksikliğine bağlıdır. Diabetes olayın bir çok nedeni mevcut olup hastalığın şiddeti de değişkendir. Priner Hkâmt pirindi, mypatik veya esansiyel dtafeeC) en sık rastlanan biçimidir ve kalıtsal bir temeli vardır. Diabetes mellttus’un genetik bir hastalık olduğu ve hastalığa ait metabollk bozuklukların lnsüiln yokluğuna bağlı olduğu kabul edilmektedir. Şiddetli lnsüiln eksikliklerinde açlık hlpergllsemlsi ve glukozüri görülür. Bu da osmotik dlürez, su ve elektrolit eksikliklerine yol açar. Dİabetln klasik semptomları pollfaji, polldlpsl ve pollüridlr. Protein yıkımı görülebilir ve llpld metabolizmasında da bozukluklar söz konusudur. Tedavi uygulamaz İse hasta yavaş yavaş ketoasidoz, koma ve ölüme doğru ilerler.

    Genç kişilerde diabet şiddetli olma eğilimindedir, tedavi güçtür ve hastalar ketozis ve koma gelişmesine yatkındır. Plazma lnsüiln düzeyleri çok düşüktür veya tespit edilemez. Yaşlı kişilerde ise (erişkin diabet!) hastalığa sıklıkla şişmanlık eşlik eder, metabollk bozukluklar daha hafiftir, plazma İnsülin düzeyleri aynı kilodaki diabetll olmayan kişilerdeki düzeylerden daha düşüktür.

    Diabetes Mellltustan başka dlabetler de söz konusudur» Bunlar;

    1.  Pankreatlk: Kronik pankreatlt, pankreas kanseri, pankreas hemokromatozisi, total pankreatektoml’den sonra görülen mutlak lnsüiln eksikliği.

    2. Akromegall (aşın miktarda büyüme hormonu salımı), cushinng sendromu veya sterold tedavisi (aşın miktarda glukokortikoid alınması) ve gebelik gibi insülin antagonistlerinln bulunduğu durumlar.

    23

    3. Aşın katekolamln aktivttesine (örneğin feokromasttoma, mfyokard înfarktüsü gibi şiddetli stres hali) bağlı olarak insülfn sekresyonunun inhibisyonu.

    ‘h KANfBKnİTAYİld(FOLİIiWUMBTODU)

    Alkali bakır sülfat çözeltisinin proteinden arınmış kan süzüntüsü İçindeki glukoz tarafından indirgenerek bakır oksldül şeklinde presipfte edilmesi, fosfomollbdlk asit İlavesi üzerine preslpitatm tekrar çözülmesi ve mavi renk meydana gelmesi esasına dayanmaktadır. M*tery&fe Taze olarak alınmış oksalatlı kan.

    Çozafcdteat %1 Potasyum oksalat

    % 10′luk sodyum tungustat

    0.08 N Sülfürik asit

    Fosfomollbdlk asit

    Alkali Bakır Sülfat

    ABcbi Mor f Müfit çezeldsfe 40 g anhidr sodyum karbonat 400 mi dlstile su İle litrelik bir balonda eritilir. 7.5 g tartarik asit İlave edilir, eritilir. 4.5 g bakır sülfat İlave edilir ve dlstile su ile litreye tamamlanır. Birkaç hafta sonra kimyasal maddelerdeki meydana gelebilecek çökelti İyi cins filtre kağıdında süzülerek uzaklaştırılır.

    FetfomoSMik «fk çoselifefe Ateşe dayanıklı bir balona 35 g molibdtk asit, 5 g sodyum tungustat, 200 mi %10′luk sodyum hidroksit ve 200 rnl dlstile su koyulur. Molibdlk asit İçindeki amonyağın hepsi çıkıncaya kadar (20-40 dakika) kaynatılır, soğutulur. Bunun üzerine ortofosforik asltden 125 mi İlave edilir, karıştırılır. Dlstile su ile 500 ml’ye tamamlanır.

    SCmoart «Mu» pmMUbâm Hunrluımaf ı

    %0,23′Mk feeazoİk ask fözelfiffc 2.5 g benzoik asit 100 mi distile suda çözülür, kaynatılır, soğutulur. Buharlaşma ile kaybolan kısım su İlavesi İle tamamlanır. «ok gtakoz fmltiıi (İd mg/ınfeio g saf anhidr glukoz 50 mi %0.25′lik benzoik asit çözeltisinde çözülür ve %0.25′llk benzoik asit çözeltisi İle litreye tamamlanır. Standart glukoz I ve H çözeltileri bu stok glukoz çözeltisinden hazırlanır. Standart glukoz çözefetâ i «m mg/müs 50 mi %0.25 benzoik asit çözeltisi ıs© mrilk bir balona koyulur. 1 mi stok glukoz çözeltisi İlave edliîr, kanşttnlır ve benzoik astt çözeltisi İle 100 ml’ye tamamlanır.

    lfm«»t fMnz tfatitM W&1 nmrmfo ıoo ml’llk bir balona so mi %o.25 benzoik asit çözeltisi ve 2 mi stok glukoz çözeltisi koyulur ve kanştinür. Benzoik asit çözeltisi İle 100 ml’ye tamamlanır.

    y          ty

    1.15 mrilk bir santrifüj tüpüne 1.6 mi 0.08 N sülfürik asit koyulur.

    2. Özerine damardan taze olarak alman 0.2 mi kan ilave edilir. Pipet tüpteki

    çözeltinin birkaç kez çekilip boşaltılması İle tamamen yıkanır.

    3. Üzerine 0.2 mi %10 sodyum tungustat İlave edilir, kanştinlır ve 5 dakika si İle kendi haline bırakılım

    4.100 rpm’de 5 dakika santrifüj edilir. Supernatan doğrudan veya tüp İçertğlr fikre edilmesi İle temiz bir tüpe aktarılır.

    5. 3 deney tüpü alınır. Bunlardan birincisi örnek olarak İşaretlenir ve İçerisine] mi protelnslzleştirilmlş kan flltratı koyulur.

    6.  İkinci tüp standart-l olarak İşaretlenir ve İçerisine 1 mi glukoz standı çözeltisi koyulur (1ml-l mg glukoz).

    7.  Üçüncü tüp standart-n olarak işaretlenir ve İçerisine 1 mi glukoz standart-| çözeltisi koyulur (1 ml-2 mg glukoz).

    8. Tüplerin her birine 1 mi distlle su ve 2 mi alkali bakır sülfat çözeltisi îfa\ edilir.

    9. Kaynar su banyosunda 7 dakika bekletilir ve soğutulur.

    10. Her bir tüpe 2 mi fosfomollbdlk asit çözeltisi İlave edilir.

    11. Tüp içeriklleri distile su ile 12.5 mJ’ye seyreltilir. Tüpler başaşağı getirilme? sureti ile katıştırılır ve 420 nm dalga boyunda kolorimetrede köre karşı okunur. Nofe Kör örneği hazırlamak İçin, buraya kadar yapılan İşlemler aynen uygulan» Ancak serum yerine 0.2 mi distile su koyulur. Aynca santrifüj İşlemine gere) yoktur.

    x 100 – % mg Glukoz veya

    O.D.sı O.D.N 0.D.S2 AMİNO AİİTIJ» VI PROTBİNUlt İU İMAJ GEMLMtiM

    Konsjj—

    x 200 – % mg Glukoz

    Doğal olarak proteinler İçinde bulunan amino asit sayısı 20′dir. Bunlar* gitsin, alanln, valin, lösin, İzolösin, serin, treonin, giutamlk asit, aspartik asit, glutamln, asparajln, fenll alanln, tlrozln, triptofan, llzln, hteîtdtn, arjinin, slstein, metiyonin, prolln’dir.

    NH2

    I Amlno asitlerin genel formülü R—CH—COOH şeklindedir. Bir amino asitte

    a karbon atomu adı verilen bir karbon atomuna bağlı bir amino grubu, bir H atomu, bir karboksll grubu ve özellik belirten bir R grubu {yan zincir) bulunmaktadır. Amino asitlerin en kısa zincirlisi olan glfsln haricinde diğer tüm amino asitlerde a karbon atomu asimetriktir.

    Bir amlno asidin karboksll grubu ile d$er amino asidin amino grubu arasında H2O çıkmak sureti ile meydana gelen bağ peptf 4 teiKlır.

    CÖOH

    R – CH- OOÖH

    O H COOH

    II I I CH-C-N-CH-R.

    27

    Değişik cins ve sayıda amlno asitler peptfc bağlan, hidrojen bağlan, İyonik bağlar, hldrofoblk etkileşme ve Wander Walls güçleri İle birleşerek proteinleri oluştururlar. Proteinler asit, alkali ve enzimlerle hidroliz edildiklerinde amlno asitlere parçalanmaktadır. Hayvansal organizmada şimdiye kadar saptanmış olan proteinlerin tüm amino asitleri L İzomeri şeklindedir. D amino asitler İse bazı bakterilerin htare duvarlarında antibiyotiklerin yapısında bulunur.

    Amino asitlerin kimyasal özelliklerinden biride amfbterlk yapıda olmalarıdır. Yani amino asitler alkali çözeltilerde asit, askUk baz gibi davranırlar.

    R – CH – COOH

    OH-

    NH2 R-CH COO

    NH

    ı 2

    R-CH COOH

    NH/ R – CH COOH

    Böylece alkali çözeltilerde negatif, asit çözeltilerde pozitif yüke sahiptirler. Ancak amino asit veya amlno asitlerin meydana getirttikleri proteinler belirli bir pH da hem pozitif hem de negatif yüke sahip olurlar. Bu hale Udi iy«ı İMİ denir. Bu sırada karboksil grubunda bulunan hidrojen İyonu ayrılarak amlno grubu Ue birleşirler. Bu durum Iztitotafctrik ıtcktı fl*H) İle ifade edilir ve molekül üzerindeki net yükün 0 olduğu pH dır.

    NH3+

    I

    R—-CH—COO-

    Söz konusu Izolelektrik noktada iken amlno asit çözeltisine elektrik akımı uygulandığında, amino asit molekülleri ne anoda ne de katoda doğru göç ederler.

    AMİNO ASfrUE VI PftOTBİllUBR İU İLfitti ItlIH RUfclutiY0IUlti

    MİNHİlMtİlf DENEYİ

    Prauİp! Bütün amino asitler nlnhldrin ile reaksiyona girerek maYl-menekşe renkli bir kompleks oluşturur.

    Nlnhldrin reaksiyonu amlno asitlerin amino grubuna özeldir. Amine asitlerden başka serbest amlno grubuna sahip diğer bileşikler (primer aminler, peptonlar, peptidler, proteinler ve amonyak) de nlnhldrin ile reaksiyona girer.

    Bu reaksiyonda, ninhldrin redüklenlr, amlno asit amin® grubunu ve karboksli grubunu kaybeder. Bir molekül redükte ninhldrin, bir molekül amonyak ve bir molekül normal nlnhldrin Ue reaksiyona girer ve mavi-mertekşe bir kompleks oluşur. Ancak prolln ve hldrokslprolin’in oluşturduğu renk sandır.

    28

    o

    ıı

    + R-CH-COOH ———-*

    OH                                    pH=5-7

    H

    î

    O Ninhidrin

    Amino asit

    O

    ıı

    ; OH

    : oh

    OH

    RedükteNbhidrin

    H^ HO
    C=N

    3 H2O

    co

    Renkli kompleks

    MMeryab Yumurta albumlnl Çözehileffi %0.1 Nlnhldrtn, lNNaOH

    Deneyin YaptkfB

    1.  Bir deney tüpüne 2 mi yumurta albuminl çözeltisi konur ve gerekiyorsa çözeltinin pH’sı 1N NaOH kullanılarak yaklaşık 7′ye ayarlanır.

    2. Tüpe 0.5 mi ninhldrin çözeltisi İlave edilir. Kaynar su banyosunda 10 dakika bekletilir.

    3. Tüp çıkarılır ve soğumaya bırakılır. Mavl-menekşe rengin oluşumu gözlenir,

    KSAMTTOmOTEtNOEMYİ

    mmİpt Aromatlk amlno asitler ve bu amlno asitleri İçeren proteinlerin benzen çekirdeklerinin nltrolanması esasına dayanır. Oluşan san renkli türev alkali İlavesi İle portakal rengine döner.

    I

    29

       NH2
          
       ,CHjG-COOH
     CH

    I
     CH-COOH
     
    P
     H
          
       Fenil alanin
     Y
       
          OH
     Tirozin
     
    Materyal
     Yumurta albumlnl
          

    ÇOMkitenKonsantre nitrik asit, %33NaOH

    1. Bir deney tüpüne 2 mi yumurta albumfnl çözeltisi koyulur.

    2. Üzerine dikkatle 1 mi konsantre nitrik asit İlave edilir, kanştmisr, Beyaz çökeleğin oluşumu gözlenir.

    3. Tüp dikkatle su banyosunda ısıtılır. Bu kez san renkli çökeltinin oluşumu gözlenir.

    4. Tüp musluk suyu altında soğutulur.

    5. Yine dikkatle damla damla %33 NaOH ilave edilerek, rengin sandan portakala dönüşümü gözlenir.

    MİLLOMDGNEYİ

    Preıtfips Yapısında fenol grubu bulunan amino asitler ve bu amino asitleri içeren proteinler, asidik ortamda dva İyonları İle kırmızı renk verirler. Materyali Yumurta albumlnl

    çözeltiler: Mİllon Ayıracı: 10 g HgSO4 10 mi konsantre HNO3te çözülür. Dumanların çıkışı bittikten sonra 40 mi distile su İle seyreltilir. Çözelti bir süre bekletilip üzerindeki berrak sıvı alınır. Cam kapaklı koyu renkli şişede saklanır.

    Deneyin Yapdışe

    1. Bir deney tüpüne 3 mi yumurta albumlnl koyulur.

    2. Özerine 5 damla taze hazırlanmış Mİllon ayıracı İlave edilir ve kanşünlır.

    3.   Kaynar su banyosunda 5 dakika bekletilir. Pembe bir rengin oluşumu reaksiyonun pozitif olduğunu gösterir.

    Not: Ayıraa fazla kullanmaktan kaçınılmalıdır, çünkü dva oksit oluşabilir ve san bir renk meydana gelebilir.

    SÜLFÜR DIMEYİ

    Prensip* Kükürtlü amino asitlerden slsteln ve sistin, konsantre NaOH ile kaynatıldığı zaman, yapılarındaki organik kükürt İnorganik sülfît şekline döner. Bu değişiklik ortama kurşun asetat İlave edildiğinde siyah renkli kurşun sülftt çökeleğinin meydana gelmesi ile görülür.

    Bu reaksiyon medyonln ve tiyoeter bağlan İçin negatiftir, sülfür İnorganik sülftt şekline dönemez.

    32

    l.Fonkslyonel protelnürlde: Organik bir hastalık olmaksızın İdrarla protein atılır. İdrarın diğer özellikleri normaldir ve böbreklerde fonksiyonel bir yetmezlik yoktur. Genellikle protelnürl geçicidir ve rnlktan azdır, çoğunlukla gençlerde görülür. Asın kas faaliyeti, uzun süre soğuğa maruz kalma, gebelik bu tür protelnürl nedenleri arasındadır. Bu durumların hepsi böbrek dolaşımında ortaya çıkan geçici ve şiddetli olmayan dolaşım değişiklikleri İle yorumlanabilir ve bu durumlarda böbrekte de belli bir bozukluk saptanamaz. Başka bir örnek de, aşın protein İle beslenmelerde görülebilen besinsel protelnürldlr.

    2. Organik protelnürHer İse 3 şekilde değerlendirilir.

    a) Prerenal (böbrek öncesi) albumlnürilen Böbreklerle direkt bir İlişkisi yoktur, böbrek dışı nedenlerle olur. Bu nedenler ise böbreği yalnız protein molekülleri İçin geçirgen kılar, örneğin kalp hastalıktan, karın boşluğundakl sm kitlesi, karın urlan gibi ki bunların hepsi böbrek dolaşımını sürekli olarak güçleştirmeye neden olurlar. Karaciğer hastalıkları, ateşli hastalıklar, kan hastalıktanndakl albumlnüriler de bu tiptendir.

    b) Renal (böbreksel) albumlnürtten Böbrekteki bozulduktan İleri gelir. Böbreğin kendi hastalıkları olan nefritler ve nefrozlarda görülür. Akut ve kronik nefritler böbreğin İltihaplı, özel bir hastalık halidir. Nefrozlar İse amlloid ya da llpld dejenerasyonlarından Heri gelen özel bir hastalık haildir. En önemli albumlnüriler böbreksel olanlardır.

    c) Postrenal (böbrek sonrası) albumlnüriler: Bu tip albumtnürilerde de İdrardaki proteinlerin böbrek ile İlişkisi yoktur. Böyle albumtnürllere bu nedenle yalancı albumtnüri adı da verilir. Böbrek leğeni, üreter, vedka, prostat ya da üretranm İltihaplı, travmalı, tümörlü hastalıklarında görülür. Bu yollardaki kanama ürünlerini ve cerahatleri kapsayan bir İdrar böylece bir çok protein içermiş olabilir.

    Böbrek sonrası albumlnürUerde (üretrtt, prostatta epkttdlmlt, sistit ve ptyellt’dekl albumlnürtlerde) albumln ve globullnden daha çok, parçalanmış hücre proteinleri bulunur.

    Patolojik hallerde İdrara çıkabilen protein mlktan günde, eser miktardan 10-30 g*a kadar olabilir. İdrarda proteinin saptanabilmesi İçin yapılan deneyler, proteinlerin preslpKasyonu ya da koagülasyonu esasına dayanır.

    Proteinler konsantre asitler, ağır metaller ve spesifik antikorlarla çöktürülürler.

    İle çMotİraMi Proteinler pozitif yüklü oldukları, yani izoelektrik noktalarına göre daha asldik bir ortam İçerisinde bulunduktan zaman bu pozitif yükleri nedeni İle asitlerin negatif yükleri İle birleşerek tuzlan oluştururlar. Bu protein tuzlan çözünür olmadıklarından çözelti İçindeki proteinlerin çöktürülerek ayırt edilmeleri mümkün olur. Negatif iyon İçeren ve proteinlerin çökmesini sağlayan başlıca asitler, triklor asetik asit, pikrik asit, sülfosallslllk asit, fosfotungustik asit, fosfomollbdlk asit, tannik asit gibi asitlerdir.

    33

    Bu asitlerden kan ve İdrar gibi numunelerin İçerisindeki proteinlerin nicelik ve nitelik yönünden tayinlerinde ya da proteinsiz flltratın elde edilmesinde faydalanılır. Asitler, proteinin amin grubu İle reaksiyona girerler.

    Ağ* Mtidtorte çöktürme: Proteinler kendi İzoelektrtk noktalarına göre daha alkali bir ortamda negatif yüklü olarak bulunurlar. Böyle alkali bir protein çözeltisi üzerine pozitif yüklü ağır metal çözeltileri İlave edilecek olursa metal-protelnden İbaret bir çökelek meydana gelir. Protein çözeltilerinin çöktürülmeslnde yararlanılan başlıca metal tuzlan clva, çinko, kurşun, kadmlum, gümüş gibi pozitif yüklü ağır metallerin tuzlandır. Metaller proteinin karboksil grubu İle birleşirler. Proteinlerin bu özelliklerinden tıpta ağır metaller İle zehirlenmelerde bu metallerin çöktürülerek vücuttan uzaklaştırılması için bir anddot olarak faydalanılır.

    Antikorlar İte çöktürme: Proteinler çok spesifik maddeler olduklarından antUen etkisine sahiptirler. Yani yabana bir organizmaya sindirim yolundan başka bir yolla verildiklerinde antikorların oluşumuna neden olurlar. Her protein kendi türüne karşı meydana gelmiş olan spesifik antikorlar ile preslptte olur.

    Aşağıda yapılacak olan deneylerde, protein aranacak olan Idrann yoğunluğu 1.010′un altında olmalıdır, idrarda yeterince tuz değişikliği yoksa kaynama İle çökme ya hiç olmaz ya da İyi değildir. Bu amaçla %1O oranında kristalize sodyum klorürün katılması uygundur. Idrann yoğunluğundan başka asldttesl de önemlidir. Alkali Idrann asetik asit İle asltleştirilmesi gerekir. Böylece izoelektrik noktaya yaklaşılarak, preslpftasyon kolaylaşır. İdrarda bulunan hücreler ile mukus, yanıltıcı sonuç vereceğinden santrifüj edilmiş İdrarda protein aranması daha sağlıklı sonuç verir.

    T AHRET DENEYİ

    Prensİpt Proteinlerin, İçinde civa iyonları bulunan tanret ayıraç» İle preslptte olmaları (çökmeleri) esasına dayanır.

    Materyali Muayene edilecek İdrar

    stok tanret çözeltisi: 36 g potasyum iyodür l litrelik balonjojede bir miktar dlstile su ile eritilir. Üzerine 13.55 g cîva bl klorür koyulur, eritilir. Daha sonra dlstile su İle 1 litreye tamamlanır. Bu çözelti oda ısısında uzun süre dayanabilir.

    çalışma -ranret çözeldft: stok tanret çözeltisinden 100 mi alınarak üzerine 20 mi glasiyel asetik asit ilavesi İle hazırlanır. Bu çözelti bir kaç gün İçinde kullanılmalıdır.

    DeiMyİR Yapıkta

    1. Bir deney tüpüne 2/5 oranında protein aranacak İdrar doldurulur.

    2. Tüp baş, orta ve işaret parmaklan İle dip kısmından tutularak sıvının üst kısmı, tüp döndürülmek sureti İle çıplak alevde ısıtılır. Isıtma sonucu Idrann ısıtılan

    kısmında bir bulanıklık meydana gelir veya herhangi bir değişiklik olmaz. Dahî sonra alevden çekilen tüp içine bir kaç damla tanret çözeltisi damlatılırj Çözeltinin İlavesi İle bulanıklık meydana gelir veya önceden ısıtıldığında meydana gelen bulanıklık artar İse İdrarda protein var demektir.

    Isıtma İle meydana gelen bulanıklık tanret çözeltisi İlavesi H kayboluyor İse İdrarda protein olmadığı ve ısıtma sonucu meydana gelen bulanıklığın fosfat veya karbonatlardan İleri geldiği anlaşılır. Tanret çözeltisi Hav edildiğinde, ısıtılan kısımda hiç bir bulanıklık oluşmaz veya ısıtma ile meydan gelen bulanıklık tanret çözeltisi ile kaybolur ve çözeltinin damlaları tüpü ısıtılmayan soğuk alt kısmında bîr çökelek verirse ve bu çökelek bekleme I artarsa klrarda alkaloitler ve bilhassa kinin varlığını gösterir. Kinin varlığına bağ olan ve soğukta meydana gelen çökelek ısıtma İle kaybolur. Halbuki protelnde İleri gelen çökelek İse ısıtma ile artmaktadır.

    SUUHMAI&İIİK A»İT DİNİYİ Prenıipc Proteinlerin serbest amino gruplarının sülfosallsilHc asit İle bağlanarak protein sülfosalisllat sekilinde preslpKasyonlan esasına dayanır.

    HOR

    I II I

    —N-C-C-NH

    H O R H O

    I II I I II

    —N-C-C-N-C

    Sülfosalisilik asit

    HO3S

    Materyali Muayene edilecek İdrar Çözeltileri %20′llk sülfosalisilik asit çözeltisi

    Deneyin YapdışB

    1. Bir deney tüpüne 3-4 mi İdrar koyulur.

    2. Üzerine 3-4 damla sülfosalisilik asit çözeltisi İlave edilir ve karıştırılır.

    İdrarda protein mevcut ise bir bulanıklık veya bir çökelti görülür. Protein eser miktarda İse İdrar opalasan bir görünüm alır. Meydana gelen bulanıklık] protein miktarı ile doğru orantılıdır.

    Ancak bu deneyde albumoz ve peptonlar da aynı bulanıklığ verebildiğinden ayırt edilmeleri İçin tüpün ısıtılması gerekir. Teşekkül eder bulanıklığın ısıtma sonucu kaybolması, soğutulunca yeniden teşekkül etmesi

    35

    albumoz ve peptonların varlığını gösterir. Proteinlerin varlığına bağlı olan bulanıklık ise ısıtma sonucu kaybolmaz.

    HELLEJt DBttYİ Prenalpt Proteinlerin nitrik asit İle presipfce olmalan esasına dayanır.

    Materyali İdrar

    çözeltiler: Konsantre nitrik asit

    Deneyin Yapıhşe

    1. Bir deney tüpüne 5 mi İdrar koyulur.

    2. Tüp eğilerek kenarından akıp dipte toplanacak şekilde yavaş yavaş konsantre nitrik asit ilave edilir.

    İdrarla nitrik asit arasında beyaz bir bulanıklık ya da beyaz bir halka görülürse protein vardır. Çok protein bulunduğu zaman, bu bulanıklık ve halkanın bütün İdrar tabakasını kapladığı görülür.

    Bazen üre ve ürik asit değeri yüksek olan İdrarlarda da HNö3 ile bir halka oluştuğu görülürse de, üre nitratın parlak kristalli halkası donuk protein bulanıklığından kolayca ayrılmaktadır. Oratın verdiği bulanıklık İse, İdrarla nitrik asidin temasta olduğu yerde değil, temas yüzeyinden uzakta idrar içinde yer alır ve hafifçe ısıtma İle de hemen kaybolur.

    KAMlİrA1İP MtOTÖM TAYİNİ

    PURDY DENEYİ Prensip Prrotelnlertn preslpltasyonu esasına dayanmaktadır.

    Materyal Muayene edilecek İdrar

    Çozeldlert %50 Clasiyal asetik asit,

    %1O Potasyum ferro siyanlt

    Deneyia Yapdajs Normal olarak kantitatlf protein tayini yapılmadan önce tetkik edilecek çözeltide albumin bulunup bulunmadığı kalitaüf deneylerden birisinin yardımı İle aranmasılıdır. 1.15 mPIlk bir santrifüj tüpü İçerisine 10 mi İdrar koyulur.

    2. Üzerine 2 mi %50 asetik asit ve 3 mi potasyum ferro siyanlt ilave edilir.

    3. Tüpün ağzı kapatılır ve birkaç defa baş aşağı getirilmek sureti He karıştırılır. 10 dakika süre İle kendi haline terk edilir.

    4.1500 devirde S dakika süre İle santrifüj edilir.

    5. Meydana gelen çökeleğin santrifüj tüpü taksimatından okunan hacmi 0.21 İle

    çarpılarak solüsyon İçerisindeki albumlnln % g olarak ağırlığı bulunur.

    İdrarda mevcut albumlnln miktarı fazla İse deneyden önce İdrarın serum fizyolojik ile belli oranda sulandırılması ve sonucun okunmasında sulandırma oranmnm da hesaba katılması gereklidir.

    36

    satım moıtinniNiN satıanma» iuiröiiDraıiYUR

    Serum proteinleri başlıca 3 grupta toplanır. Bunlar allınnıln, fibrinejenttir. Kanda total serum proteinleri miktarı ‘¥»6.3-77.8 g ‘dır. Bunun 3.5 g kadan globulinler ve yaklaşık 300 mgM flbrinojendlr.

    AHraınİn serum proteinlerinin en büyyük fraksiyonlanndandır. Doku i| önemli bir beslenme faktörü olan albumin kan hacmini sabit tutar, intra ekstra vasküler su değişimini düzenler. Birçok katyon, anyon, pigment, boya, v.b. maddelerin taşıyıcısıdır. Suda çözülmeyen globullnlerin plazma İçinde koi\\ halde tutulmalannı sağlar.

    Ctobolntor, 40 kadar proteinin yer aldığı bir fraksiyondur. Basit olarak aı, p ve t fftobulnler olarak ayrılırlar. Bütün bu proteinlerin plazmada önemli görevleri vardır. Globulinler heterojen moleküller olup çok miktarda ll| ve karbohldrat içerirler.

    a-j-globullnlerden , aj-llpoproteln yağ asitleri ve llpldlertn taşınmasu görevlidir, a-j-antitripsln tripsin’in a-j-antlşlmo tripsln şimotripsli lnhlbitörüdür. a-gtobullnlerden olan a2-makroglobulln de plazmln ve Inhibitörüdür. Yine bu grup İçinde olan haptoglobulln serbest hemogh bağlamada, seruloplazmln bakır taşınmasında rol oynar.

    p-llpoprotelnler tıpkı aj-lipoprotelnler gibi llpldlertn taşınmasıı görevlidir, p-globullnler İçinde yorumlanan transferrinln demir bağlama taşınmasından sorumlu olduğu bilinmektedir.

    Kendi aralarında xq, ta, *m globulinler olmak üzere 3 ana gruba ayrılar globulinler antijenlere karşı antikor Özelliğlndedlrter.

    Pıhtılaşma faktörü olan flbrinojen organizmada karaciğer tarafından sei edilir. Kan koagülasyonunda tromblnln etkisi İle fibrin haline çevrile pıhtılaşmayı sağlar.

    Kan proteinlerinin İncelenmesi İle organizmadaki protein metaboll hakkında bir fikir edinmek hemen hemen mümkün değildir. Bu amaçla pr yıkım ürünlerinin İdrarda araştırılmasına, protein dengesinin ortaya konuli ve işaretlenmiş proteinler ve amlno asitler İle yapılan testlere gerek Ancak kan proteinlerindekt değişikliklerin bilinmesi bazı hastalıkların ayı tanısına yardıma olur. Hastalıkların pek çoğu serum proteinleri Frakslyonlanr araş ya da azalmalara neden olursa da, pek azında total protein Içeriğlr değişiklik saptanır. Değişikliğin %’sl oldukça düşüktür. Bu durum araştırmacılar tarafından serum total protein miktar aralığının geniş oli bağlanırken; bir kısım araştırmacılara göre hastalıkta globuîln fraksiyonlarım bir ya da birkaçının artması halinde kural olarak albumlnln buna uygun ok azalması ve sonuçta total protein değerinin değişmesi şeklinde açıl

    Serum proteinlerinin patolojik sapmalarının temel olarak 2 nedeni Bunlar ya su metabolizmasında bir bozukluk (hldremi, anhldreml) ya da ser proteinlerinin gerçek azalması (hlpoprotelnemi) veya gerçek çoğalması| (hlperprotelneml). Hastaya kesin teşhis koyabilmek İçin kan İle İlgili diğer testlerin de yapılması gerekmektedir. Çok genel olarak hlpoproteinei doğuran nedenler arasında bağırsak, böbrek, deri yolu İle protein kaybı organizmadaki yapı maddelerinin azlığı sayılabilir. Hlperproteineml nedenleri)

    37

    bazıları İse şöyle sıralanabilir. Multipl myeloma, makroglobulineml, çeşitli tropik hastalıklar, kronik İnfeksiyonlar v.b.

    Serum total proteinlerinin saptanmasında en çok kullanılan yöntemlerden biri biure yöntemidir. Serum total proteinleri, total olarak saptanabildiği gibi onları fraksiyonlarına ayırarak incelemek de mümkündür. Bu amaç ile en çok kullanılan yöntem İse elektroforezdir.

    BİURlDfiNEYİ ^

    Prensip* Proteinlerin biüre İle verdiği reaksiyona dayanarak serum total proteinlerinin kolortmetrtk tayinine dayanır.

    Materyal Serum ya da heparinize plazma

    1) Ayıraç I (Standart): Yağ asidi İçermeyen «gır albuminl çözelttsfclOO g/L

    2) Ayıraç n (Alkali ayıraç): Sodyum potasyum tartarat 9g/L Sodyum hidroksit 0.2 mol/L Potasyum İyodür 5 g/L

    3) Ayıraç m (Renk ayıracı): Bakır sülfat çözeltisi: 150 g/L

    4) Çalışma çözeltisi: 5 mi ayıraç m, i L ayıraç İT ye karıştırılarak .                      hazırlanır. Bu reaktif 2-8°Cde 6 ay süre İle dayanıklıdır.

    Deneyin Yapıtass

    1.  Üç adet deney tüpü alınır. Bunlar kör, standart ve örnek tüpleri olarak işaretlenir.

    2. Kör tüpüne sadece 5 mi çalışma çözeltisi koyulur.

    3. Standart tüpüne 0.1 mi ayıraç I ve 5 mi çalışma çözeltisi koyulur.

    4. örnek tüpüne ise 0.1 mi serum ve yine 5 mi çalışma çözeltisi koyulur.

    5. Her tüp ayn ayn karıştırıldıktan sonra 30 dakika oda sıcaklığında beklenir ve spektrofotometrede 545 nm’de ölçüm yapılır. Rengin kalıcılığı 30 dakikadır. Sonuç:

    O-D-ömek g/L protein————————–x 100

    şeklinde hesaplanır.

    Kullanılan serum örneği pigment içeriyorsa ya da opalesan görünümünde ise 0.1 mi örnek serum ve 5 mi ayıraç n İçeren serum körü hazırlanmalıdır. Bu durumda hesaplama şöyle düzeltilir.

    °-D-ömek – O-D-serum körü g/L protein—————————————–x 100

    LİPİDLERLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER

    Dolaşımda bulunan lipldler dört ana gruba ayrıhr. Kolesterol ve esterleri, triaçilgliseroller, fosfolipldler ve yağ asitleri. Lipidlerin sudaki çözünürlüğü az olduğu için ancak proteinlere bağlı bir şekilde Upoprotein adını verdiğimiz miseller şeklinde dolaşımda sirküle ederler. Upoproteinlerin metabolizması ve taşını mı ile ilgili bozukluklar, atheroskleroz ile yakından ilgilidir. Serum normal llpld değerleri %300-800 mg’dır.

    Dolaşımda bulunan kolesterolün %75′i yağ asitleri ile esterleşmiş olarak, kalanı ise serbest kolesterol şeklinde bulunur. Organizmada eritrosit dışında pek çok dokuda kolesterol sentezlenmekle beraber asıl sentezlendiği dokular karaciğer (%80 kadarı) ve intestinal mukozadır. Kolesterol ancak safra asitlerine dönüşerek metaboiize olur.

    Serum normal kolesterol düzeyi %110-250 mg’dır. Kolesterolün kanda artması sonucu hiperkotesterolenti oluşur. Kalıtsal ailesel hiperkolesterolemîde Ksantomatoz adı verilen nodüllerln ciltde, tendonlarda biriktiği gözlenir.

    Serum kolesterol düzeyinin artmasına yol açan hastalıklar aşağıdaki gibi özetlenebilip.

    Obstrüktif sanlık, von Gİerke, orta şiddette enfeksiyöz hepatit ve portaî siroz gibi karaciğer hastalıklarında, nefrltde, pankreas hastalıklarında, hipotiroid ve miksödem gibi tiroid hastalıklarında, ksantomatoz, idiyopatik hiperkolesterolemi v.b.

    Serum kolesterol düzeyinin azaldiği durumlar ise, terminal postal siroz, akut hepatlk nekroz, vîral hepatit, kloroform ve fosfor gibi maddelerde karaciğer harabiyeti, açlık, terminal üremi, ağır sepsis, hipertiroidizm, statorhea, ağır anemi gibi hastalıklardır.

    CH3                              CH3

    CH-CHrCHrCH-CH~CH,

    ili

    KOLESTEROL HO

    LİPİDLER İLE İLGİLİ KALİTATİF DENEYLER

    AKROLEİN DENEYİ

    Gliserol tayini İçin kullanılan bir deneydir. Gliserol yağ asitleri ile birlikte muhtemelen ince bağırsaklarda lipidlerin parçalanması sonucu meydana gelir. Nötral yağlar gliserolün farklı yağ asitleri ile yapmış olduğu esterlerdir.

    39

    Prensip: Gliserolün anhldr KHSO4 İle ısı karşısında dehldrate olması ve doymamış bir aldehit olan akrolein’in meydana gelmesidir. Akroiein karakteristik kötü kokusu İle tanınır.

    CH OH choh
     KHSO

    4
        CH2

    ■ 1!
     
    CH2OH
     Isı
        CHO
     
    Gliserol Materyal: Gliserol
           Akroiein
     

    Çözeltiler: Katı KHSO4

    Deneyin Yapılışı:

    1. Üç spatül ucu (yaklaşık 1.5 g kadar) anhidr KHSO 4 deney tüpüne alınır.

    2. Üzerine i mi gliserol ilave edilir.

    3.  Tüp bunzen beki alevinde ısıtılır. Oluşan kötü, batıcı koku akroleinden ileri gelir.

    KALİTATİF LİEBERM AN-BURCHARD DENEYİ c::y

    Kolesterol tayini İçin yapılan kalttatif bir deneydir.

    Prensip: Sterollerin yapılarındaki doymamıştık nedeni ile, susuz ortamda kuvvetli asitlerle karakteristik renkler vermeleridir. Bu deneyde kolesterolün kloroformlu çözeltisi, anhidr asetik asit ve H2SO4 ile yeşil renk verir.

    Materyal: Kolesterol

    çözeltiler. Kloroform, anhidr asetik asit, konsantre sülfürik asit

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir spatül ucu kolesterol 3 mi kloroformda çözülür.

    2.  1 mi anhidr asetik asit ve 2 damla konsantre sülfürik asit ilave edilerek karıştırılır, önce mor, bekleme ile yeşil renk meydana gelir.

    SALKOVVSKY DENEYİ ^

    Kolesterol aranması İçin uygulanan kalltatif bir deneydir.

    Prensip: Sterollerin (bu deneyde kolesterol) doymamışltk nedeni ile susuz ortamda konsantre sülfürik asit ile kırmızı renk vermesidir.

    Materyal: Kolesterol

    40

    çözeltiler. Kloroform, konsantre sülfürik asit

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir spatül ucu kolesterol, 3 mi kloroform ile çözülür.

    2.  Bir kaç damla konsantre H2SO4 damlatılır, çalkalanır. Kırmızı-menekşe meydana gelir.

    SERUM VEYA PLAZMADA TOTAL KOLESTEROL MİKTARINIM TAYİNİ KAMTİTATİF LİEBERMAN-BURCHARD DENEYİ

    Prensip: Bloor çözeltisi ile proteinlerin çöktürülerek, süzüntüdeki kolesterol sülfürik asit karşısında asetik asit anhidr ile esterleşerek yeşil renk vermt esasına dayanmaktadır.

    Materyab serum veya plazma

    Çözeltiler: Bloor Ayıracı: 3 kısım %95′iik etil alkol ve bir kısım etil eter karıştırılarak, hazırlanır. Kloroform

    Asetik Asit anhidr Sülfürik Asit Kloroform

    Karışım

    Karışımın Hazırlanması: 2 tane beherglas alınarak birinciye önce mi asetik asit anhidr, üzerine 24 mi kloroform ve 1 mi sülfürik asit koyular hazırlanan kanşım en az 10-15 defa bir kaptan diğerine aktarılmak sureti ile iyi karıştırılır.

    Deneyin Yapıtaşı:

    1.  15 mriik bir santrifüj tüpü İçine 12 mî bloor ayıracı alınır, üzerine 0.2 plazma veya serum ilave edilir. Temiz lastik bir tıpa ile kapatılır ve bir daki( süre ile kuvvetle çalkalanır.

    2.  Tüp 30°flik bir açı yapacak şekilde bir yere dayamak sureti ile 20 bekletilir. Bu sırada proteinler çöker.

    3. Daha sonra 10 dakika süre ile 1800 devirde santrifüj edilir. Üstte kalan bern sıvı bir porselen kapsüle veya beherglasa aktarılır.

    4. Kapsül sıcak kum banyosu üzerine konarak sıvı uçurulur.

    5. Uçurma sonucunda kapsülün dibinde kalan kuru çöküntü birer ml’Hk kloroform porsiyonları ile yıkanarak flyole aktarılır. Kloroform miktarı 5 mi oluncaya kadar bu eritme sürdürülür.

    6. Flyol içeriği asetik asit anhidr, sülfürik asit ve kloroform karışım ile 10 mi1: tamamlanır, fiyolün ağzı kapatılarak karıştırılır. Oda sıcaklığında kapalı t dolapta 30 dakika bekletilir.

    7.  Kör olarak su kullanılmak sureti ile 650 nm’de optik dansitesi okunan önceden hazırlanmış kalibrasyon grafiğine uygulanıp, ömekdeki kolesterolün mg değeri bulunur.

    41

    Lieberman-Burchard reaksiyonunun bozulmaması için kullanılan malzemelerin kuru (susuz) olmaları gerekmektedir. Eter alkol ekstraktı buharlaştırılırken fazla ısıtma bir miktar kolesterol kaybına neden olabilir. Bu nedenle ekstraksiyon dikkatli yapıllmaiıdır.

    Standart Grafiğinin Çizilmesi

    Çözeltiler: %16 standart kolesterol çözeltisi: 40 mg saf kolesterol tartılarak 2S0 ml’lik ölçülü balona aktarılır. Kloroform ile eritilerek 250 ml’ye tamamlanır.

    Deneyin Yapılışı:

    1.  4 adet deney tüpü alınır. Tüplere;

    1. tüpe…… 1 mi kolesterol çözeltisi + 4 mi kloroform

    2. tüpe__2 mi “            “          + 3 mi

    3. tüpe___3 mi “            ” + 2 mi

    4. tüpe__4 mi “            “          +1 mi

    koyularak karıştırılır.

    Böylece, birinci tüp %80 mg, ikinci tüp °/ol6O mg, üçüncü tüp Vo24O mg, dördüncü tüp %320 mg kolesterole karşılık gelir.

    2. Her tüpe ayrı ayrı 5rer mi asetik asit anhidr, kloroform ve sülfürik asit karışımı ilave edilir.

    3.  Bütün tüpler 30 dakika süre ile karanlıkta bekledikten sonra 650 nrn dalga boyunda, kör olarak su kullanılmak sureti İle optik dansiteleri okunarak, hazırlanan kalibrasyon grafiğinde değerlendirilir.

    4. Sonuçlar bir grafik kağıdının ordinatına optik dansite değerleri, apsisine ise mg cinsinden kolesterol düzeyleri yazılmak sureti ile merkezden geçen düz bir hat şeklinde kalibrasyon grafiği hazırlanır.

    ZAK METODU İLE KOLESTEROL TAYİNİ (Total-ester-serbest kolesterol miktar tayini) prensip: Asetik asitte eritilmiş kolesterolün demir 3 klorür ve sülfürik asit ile verdiği ve miktar ile orantılı olan kırmızı menekşe renk reaksiyonuna dayanır.

    Çözeltiler: 1. Demir IH klorür ayıracı: 84 mg FeCİ3 veya bunun yerine 140 mg FeCİ3.6H2O alınır, 100 mi glasiyel asetik asit içinde eritilir.

    2. Sülfürik asit

    3. %50 alkoldeki %0.5′llk dlgitonin çözeltisi: 500 mg digttonin 50 mi mutlak alkolde ısıtılarak çözülür. Su ile 100 ml’ye tamamlanır.

    4. Alkol-aseton karışımı: Eşit hacimde etil alkol ve asetonun karıştırılması ile elde edilir.

    5. Saf Aseton

    6. %1′lik kolesterol ana çözeltisi: Hassas olarak tartılmış 100 mg saf kolesterol 100 mi asetik asitte ısıtılarak eritilir.

    7. Kolesterol çalışma çözeltisi: 10 mi ana çözelti 90 mi asetik asit ile karıştırılır.

    8. Glasiyel asetik asit

    42

    Deneyin Yapılışı:

    A) Total Kolesterol

    t. Bir santrifüj tüpüne 0.1 mi serum, 4 mi demir II klorür ayıracı koyulur ve karıştırılır, 30 dakika kendi haline bırakılır, bundan sonra santrifüj edilir.

    2.  Bir deney tüpüne 2 mi supematan alınarak üzerine 2 mi asetik asit, 2 mi sülfürik asit koyulur ve karıştırılır.

    3.  Aynı anda başka bir deney tüpüne kör deney olarak 2 mi demir III klorür ayıracı, 2 mi asetik asit, 2 mi sülfürik asit koyulur ve karıştırılır.

    4.  30 dakika sonra bu çözelti köre karşı kolorimetrede 560 nm’de (san yeşil filtre) okunur. Standart eğri grafiğinden, serumda kolesterol miktarı % mg olarak okunur.

    B) Serbest Kolesterol:

    1. Üzerinde 5 ml’lik bir İşaret çizgisi bulunan bir deney tüpüne 4 mi alkol aseton karışımı ve 0.5 mi serum koyulur.

    2. Tüp kaynar su banyosunda birkaç saniye tutulur. Çıkarılıp soğutulduktan sonra alkol aseton karışımı ile 5 mi’ye tamamlanır, tyice karıştırılır ve süzgeç kağıdından süzülür.

    3.  Bir santrifüj tüpü alınarak içine 1 mi yukarıdaki süzüntüden koyulur. Bunun üzerine 1 mi dlgitonin çözeltisi ilave edilir ve karıştırılır. 10 dakika bekledikten sonra santrifüj edilir (dakikada 4000 devir ile).

    4. Üstteki sıvı atılır, kalan çökelek üzerine 2 mi aseton ilave edilir, karıştırılarak emülsiyon haline getirilir. Tekrar santrifüj edilerek üstteki sıvı kısım atılır. Böylece dipte kalan çökelek aseton ile yıkanmış olur.

    5.  çökelek (Vidaus kompleksi) üzerine 4 mi demir in klorür ayıracı koyularak eritilir.

    6.  Bir deney tüpüne 2 mi yukarıdaki eriyik, 2 mi asetik asit, 2 mi sülfürik asit koyulur ve karıştırılır. 30 dakika beklenir. Bu sürenin sonunda meydana gelen renk şiddeti köre karşı kolorimetrede aynı filtre veya aynı dalga boyuna göre okunur. Standart eğri grafiğinden °/o mg olarak serbest kolesterol miktarı bulunur.

    Not: Kör deney tıpkı total kolesterolde anlatıldığı gibi hazırlanır.

    C) Ester Kolesterol:

    Yukanda anlatılan yöntemler ile total ve serbest kolesterol mlktarian bulunmuş olduğuna göre (%mg cinsinden)

    Ester kolesterol» Total kolesterol – Serbest kolesterol formülü ile kolayca bulunur.

    43

    Standart Eğri Grafiğinin Hazırlanması^ ve Çalişma_gemasi_______

    [KÖRİTÜp İ |TÛpTTÜp3 |fûp 41 NÜmu

    Kolesterol çalışma çözeltisi (%10mg)

    0.5mLjlmL J1.5mL2nfl. j-

    Demir m klorür ayıracı

    ! Serum sıizüntüsü

    2mL

    I

    icîrîîin

    Sülfürik asit

    2mL 2mL 2mL

    2mL~V

    2mL

    2mL

    2mL

    Glasiyal asetik asit

    Serumda %mg kolesterol karşılıklar»

    2mL | l.5mL| lmL

    102.3

    205

    2mL

    0.5

    2mL

    2mL 2mL

    2mi

    307.5 410

    L
    30 dakika oda ısısında beklenir, köre karşı kolorimetrede 560 nm dalga boyunda (sarı yeşil filtre) okunur. Absorbans değerleri alınarak yan logaritmik kağıda (optik dansite değerleri kullanılırsa basit millrnetrik kağıda) eğri grafiği çizilir.

    Normal Total Kolesterol Değerleri» %110-250 ntg Normal Ester Kolesterol Değeri - Totatin %65~7O Idir.

    % mg Ester Kolesterol

    --------_----------------------- . O.«5- O.7O

    % mg Total Kolesterol

    Patolojik Sonuçlar. Azalma halinde; ağır karaciğer yetersizlikleri ve ağır enfeksiyon hastalıktan, artma halinde; lipoid nefroz, retansiyon İkteri, miksödem, diyabet ateroskleroz, ksantomatoz düşünülür.

    Ester kolesterol azalması; karaciğer koması, siroz da görülür.

    SERUM TOTAL LİPİDLERİNİN SAPTANMASI İÇİN UYGULANAN

    MODİFİYE FOSFOVANİLİN DENEYİ Materyali Serum

    Çözeltiler: 1. Fosfovanilin renk çözeltisi: 250 mi vanilin çözeltisi, 50 mi su ve 600 mi ortofosforik asitin iyice kanştırılması ile elde edilir (2.5 mi vaniün-0.5 mi su-6ml ortofosforik asit).

    2. Vanilin çözeltisi: 6 g/L' de olacak şekilde, su banyosunda

    ısıtılmak sureti ile hazırlanır.

    3. Konsantre sülfürik asit

    4. Standart kolesterol çözeltisi: 800 mg kolesterol 100 mi etil alkolde hafif ısıtma ile çözünür.

    Deneyin Yapılışı:

    1. Üç deney tüpü alınır. Birinci tüpe 20 ilave edilir.

    serum koyulur. Üzerine 200 jul H2SO4

    44

    2.  ikinci tüpe 20 f.ı.1 standart kolesterol çözeltisi koyulur. Üzerine 200 p.1 konsantre H2SO4 ilave edilir.

    3. Üçüncü tüpe 20 jıl distile su ve 200 jai H2SO4 koyulur. 8u karışım kör olarak kullanılır.

    4.  1,2,3 nolu tüpler ayrı ayrı iyice karıştırılır. 10 dakika kaynar su banyosunda bekletilir (Bekletme esnasında tüplerin ağzı parafllm ile kapatılır, ancak bir toplu iğne deliği açılır). Sonra tüpler akar suyun altında 5 dakika süre ile soğutulur.

    5. Tüplere 10'ar mi fosfovanllin renk çözeltisi İlave edilir, tüpler iyice karıştırılır. 30 dakika oda sıcaklığında veya 15 dakika 37 C'Iik su banyosunda bekletilir. Pembe bir renk oluşur.

    6.  örnek ve standart tüplerin optik dansiteleri, kör tüpe karşı 540 nm dalga boyunda spektrofotometrede okunur, örneğin absorbansı standartınkine bölünüp d00 ile çarpılarak %mg total lipit miktarı bulunur. (Normal Değ: %300-800 mg)

    KETON CİSİMLERİ

    Hücrede yağ asldlerl, glukoz ve amlno asldler çeşitli yolaklarla asetil Ko-A Ünitelerine kadar yıkılırlar. Oluşan bu asetil Ko-A moleküllerinden büyük bir kısmı enerji elde edilmek amacı ile krebs siklusuna girerek CO2 ve suya kadarl parçalanırlar. Bir kısım asetil Ko-A ise transasetilasyon, kolesterol sentezi, yağl asidleri sentezi gibi biyosentez reaksiyonlarında kullanılır. Bütün bur reaksiyonlardan arta kalan asetil Ko-A molekülleri de bir seri reaksiyonlardan geçerek keton cisimleri denilen maddeleri oluştururlar. Bu maddeler, büyük ölçüde karaciğerde ve az olarak da böbreklerde sentezlenirler. Hücrede asetil Ko-A moleküllerinden keton cisimlerinin oluşumuna ketogenezis adı verilir.

    Keton cisimlerinin biyosentezlnde ilk basamakta iki molekül asetil Ko-A birleşerek asetoasetil Ko-A oluşur. Bu maddeden de önce asetoasetik asit meydana gelir. Asetoasetik asidin büyük kısmı redüksiyon ile p-hidroksi butirik aside, küçük bir kısmı ise dekarboksilasyon ile asetona dönüşür.

    Meydana gelen asetoasetik asid, p-hidroksi bütirik asid ve aseton molekülleri keton cisimleri olarak adlandırılır.

    Karaciğerde meydana gelen keton cisimleri kan yolu ile ekstrahepatlk dokuya taşınır. Ekstrahepatlk dokuya gelen keton cisimleri tekrar oksitlenerek yıkılırlar. Yıkılma, keton cisimlerinin önce tekrar asetoasetil Ko-A şekline dönüp, krebs siklusuna girerek CO2 ve suya kadar parçalanmazdır. Keton cisimlerinin ekstahepatik dokuda yıkılmasına ketolizis adı verilir.                                         I

    Yağ asidi kullanımının arttığı bazı hallerde, bu yağ asidlerinin oksidasyonul sonucu çok fazla miktarda asetil Ko-A okside etmek yeteneğinde olmadığından] bunlar keton cisimlerine dönüşerek kana verilirler ve ekstrahepatik dokuyal girerler. Ekstrahepatik dokunun, keton cisimlerini kullanma yeteneği oldukça fazladır. Ancak karaciğerdeki keton cisimleri oluşumu (ketogenezis) hızı ekstrahepatik dokuda kullanılma (ketolizis) hızını aşacak olursa, organizmada keton cisimleri birikir, buna ketozis denir. Ketozis sonucu kanda keton artar. Kanda keton cisimleri konsantrasyonunun artmasına ketonemia veya hiperketonemia denir. Kanda miktarı artan keton cisimleri idrara da geçerler. BıJ duruma ketonüria denir.

    45

    Asit özelliğinde olan keton cisimlerinin kanda birikmesi sonucu asidozis denen bir durum meydana gelir.

    Ketozİs, şeker hastalığı, ileri derecede açlık, yüksek yağlı düşük karbonhidratlı besin diyeti, süt verme ve gebelik gibi patolojik ve fizyolojik durumlarda görülür. Normal idrarda keton cisimleri, kullandığımız metodlarla gösterilemeyecek kadar azdır. Bundan dolayı normal idrarda pratik olarak keton cisimleri yoktur denir.

    KETON CİSİMLERİNİN OLUŞUMU

    Asetil Ko-A

    CH3 CO SCoA

    Krebs (TCA) Siklusu

    CH3-CO SCoA

    CH3 CO SCoA

    CoASH

    Asetoasetil Ko-A CH3 CO CH2 CO SCoA

    fi-hidroksi-ft-metilglutaril Ko-A

    OH

    ı HOOCCH C CH CH CO SCoA

    2 |            2          2

    CH.

    CH3 CO SCoA

    Asetoasetik asit HOOCCH C CH

    2 ji

    o

    NADH + H +

    NAD

    Aseton CH CO CH

    3

    B-hidroksi bütirik asit

    H C CH CH COOH

    3 ı           2

    OH

    46

    . . .. .

    KARACİĞER
     KAN
     EKSTRAHEPATİK DOKU
     
    Glukoz Y.A. •*——
     ——–Yağ asitleri ————
     -»•►Y.A. /Glukoz
     
    Asetil KoA
        Asetil KoA
     
    / Keton cisimleri ~”
     - ■>■ Keton cisimleri
     ■♦• Keton cisimleri
     
    TCA
     . . Akciğer ldrar (Aseton)
     TCA
     

    İDRARDA KETON CİSİMLERİNİN ARANMASI İLE İLGİLİ TESTLER

    lange deneyi (Aseton aranması için):

    Prensip: Sodyum nitroprussiyatın aseton İle renkli bir kompleks vermesi esasına dayanır.

    Materyal: İdrar

    Çözeltiler! 1. Glaslya! asetik asit

    2. %10 sodyum nitroprussiyat

    3. %28 Amonyum hidroksit

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir tüpe 5 mi İdrar alınır. Üzerine 0.5 mi glaslyal asetik asit ve 0.5 mi %1O luk sodyum nitroprussiyat çözeltisi eklenir.

    2.  Tüp eğik durumda tutularak 2 mi amonyum hidroksit, bir tabaka meydana getirecek şekilde İlave edilir.

    3.  Tüp kendi halinde bir kaç dakika bekletilir, iki sıvı arasındaki mor halka oluşumu gözlenir. Mor halkanın varlığı idrarda aseton olduğunu gösterir.

    LEGAL DENEYİ (Aseton aranması için)

    Prensip:Sodyum nitroprussiyatın aseton ile renkli bir komplex vermesi esasına dayanır.

    Materyal: idrar

    Çözeltiler. 1. Sodyum nitroprussiyat (katı)

    2. %10 NaOH

    3. Glasiyal asetik asit

    Deneyin Yapıtaşı:

    1.  Bir tüpe birkaç sodyum nitroprussiyat kristali konur. 2 m! kadar distile suda çözülür.

    2.  Diğer bir tüpe 5 mi idrar konur. Üzerine alkali reaksiyon verinceye kadar birkaç mi (3 mi) NaOH ilave edilir. Alkali reaksiyon verip vermediği turnusol kağıdı ile kontrol edilir.

    3. İkinci tüp üzerine birkaç damla, birinci tüpte hazırlanan sodyum nitroprussiyat çözeltisi ve birkaç damla glasiya! asetik asit ilave edilir. Menekşe renginin oluşumu idrarda aseton bulunduğunu gösterir.

    GERHARD DENEYİ (Asetoasetik asit aranması için):

    Prensip: Asetoasetik asidin demir 3 klorür ile kırmızı bir renk vermesi esasına dayanır.

    Materyal: İdrar çözeltiler 1. %ıo FeCl3

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir deney tüpüne 5 mi idrar alınır. Üzerine fosfatlar tamamen çökünceye kadar FeCİ3 ayıracı damla damla ilave edilir. Ayıracı renk meydana gelecek kadar ilave etmemek gerekir. Eğer renk oluşursa, renk kayboluncaya kadar yeniden idrar ilave edilir.

    2. İdrarda görülen beyaz çökelti süzgeç kağıdı ile süzülerek ayrılır.

    3. Elde edilen berrak süzüntü ikiye ayrılır. Birinci tüpteki süzüntü kontrol olarak saklanır. Diğerine birkaç damla FeCls ayıracı ilave edilir. Kiraz veya bordo kırmızısı renk meydana gelmesi idrarda asetoasetik asit varlığını gösterir. Aseton bu rengi vermez.

    İDRARDA GİZLİ KAN ARANMASI İLE İLGİLİ DENEYLER

    Hematüri ve Hemoglobinüri:

    Hematüri idrarda eritrositlerin bulunması halidir. Hemoglobinüri ise idrarda yalnız serbest hemoglobinin bulunduğu haldir. Bu durumda eritrositler daha önce parçalanmışlardır. Kadınların belirli periyotları dışında idrarda kan bulunması normal değildir. Hematüri çeşitli böbrek ve idrar yolu hastalıklarında görülür. Böbrek travması, bazı mesane karsinomlan, böbrek taşlarının varlığı ve idrar yollarının ağır enfeksiyonlarında idrarda bulunan kan büyük ölçüdedir, bu hale makrohematüri denir. Ağır hipertansiyon krizleri İle aşırı egzersiz, fazla soğuğa maruz kalma da makrohematürt nedenlerindendlr, Mikrohematüride idrarda eritrositlerin varlığı, mikroskobik olarak ya da kalttatif kimyasal yöntemlerle saptanır, özellikle böbrek taşı ve böbrek tüberkülozunda sıklıkla mikrohematüri görülür.

    48

    Hemoglobinemiyi yani kanda serbest halde bulunan hemoglobin düzeyini haptoglobin isimli bir serum mukoproteini düzenler. Plazmadaki serbest hemoglobin düzeyinin haptogiobinin taşıma kapasitesini aşması halinde idrara hemoglobin geçer, bu duruma organizmada meydana gelen sürekli hemoliz olaylarında rastlanır. Hemoglobinürinin nedenleri çeşitlidir. Bunlan başlıca dış ve İç faktörlerden kaynaklanan hemoglobinüriler olmak üzere iki bölümde İncelemek olasıdır. Dış faktörlerden ileri gelenlere bakteriler, protozoalar, çeşitli kimyasal maddeler (kinin, sülfamid, asetanilid, pimakrin, saponin, fenil hidrazin v.b.) bazı bitkisel ve hayvansal zehirler (kinint kroton, vlcia faba, yılan zehiri v.b.) ile bazı serumlar örnek verilebilir. İç faktörlerden İleri gelenlere ise örnekler, paroksimal soğuk hemoglobinürisi, yürüyüş hemoglobinürisi ve proksismal gece hemoglobinürlsidir.

    İdrarda kan aranmasında kimyasal olarak en çok kullanılan deneylerden ikisi benzidin ve o-toluldin deneyleridir. Ancak hemoglobinürt ve hematüriyl birbirinden ayırmak için kimyasal yöntemler uygun değildir, idrarın mikroskopla incelenmesi daha sağlıklı sonuçlar verir.

    BENZİDİN DENEYİ

    Prensip: Hemoglobinin hem kısmının H2O2 varlığında benzidinin oksidasyonunu katalize ederek benzidin mavisi adlı bileşiğe çevrilmesi esasına dayanır.

    Materyal: İdrar

    Çözeltiler: t. o/ol Benzidin dihidroklorür çözeltisi

    2. o/o3 Hidrojen peroksit çözeltisi

    3. %1 Sodyum asetat çözeltisi

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir deney tüpüne 1 mi idrar konur ve distile su ile 5 mi1 ye tamamlanır.

    2. Sonra idrara sırası ile 1 mi benzidin dihidroklorür, 1 mi H2O2 ve 1 mi sodyum asetat çözeltilerinden ilave edilir. Yeşil, mavi-yeşil ya da mavi rengin oluşumu idrarda hemoglobin varlığını gösterir. Rengin meydana gelmesi için geçen zaman idrardaki 1-10 saniye içinde görülür. Eğer İdrarda çok az miktarda kan varsa idrar santrifüj edilir. Dipreki çökelekli kısım bir lama aktarılır ve üzerine sırayla yukarıda sözü edilen çözeltilerden birer damla damlatılır. Lam parmaklar arasında rotasyon yaptırılarak çözeltilerin birbiriyle karışması sağlanır. Renk reaksiyonu testin pozitif sonucunu gösterir.

    O-TOLUİDİN DENEYİ

    Prensip: H2O2 varlığında hemoglobinin hem kısmının o-toluidin ile mavi renk vermesi esasına dayanır.

    Materyal: İdrar

    49

    Çözeltiler: i. o/ol o-toluidln çözeltisi: 1 g o-toluldln 100 mi %95′lik etil alkolde

    çözülerek hazırlanır.

    2. Asit-peroksit çözeltisi: 50 mi glasiyal asetik asit 100 mi %3′lik H2O2 ilavesiyle hazırlanır.

    Deneyin Yapılışk

    1. Bir tüpe 5 mi idrar konur.

    2. Üzerine iki damla o-toluidln ve iki damla asit-peroksit çözeltisi damlatılır. 30-60 saniye içinde mavi ya da yeşil-mavi rengin oluşması deneyin pozitif olduğunu gösterir. Bu test benzldln deneyinden daha duyarlıdır.

    SİNDİRİM BOZUKLUĞU İLE İLGİLİ TESTLER

    Besin olarak alınan proteinler, mide ve barsaklardan hidroliz olarak amino asitlere yıkılırlar. Bu amino asitlerden biri de triptofandır. Bazı barsak bakterileri triptofanın yan zincirini kırarak skatol ve indol haline geçmesine neden olurlar. Meydana gelen skatol ve indolün bir kısmı absorbe edilerek karaciğere gelir ve burada skatoksil ve indoksil şeklinde oksitlenir. Bunlar, karaciğerde sülfat veya glukuronik asitle esterleşerek İdrarla atılır. İndoksil sülfatın potasyun tuzu indikan adını alır. Beslenmeye bağlı olarak normal idrarda az miktarda da olsa indikan bulunur. Fakat barsak bakterilerinin etkisinin arttığı hallerde, kokuşmada, kronikleşmiş peklikte, barsak tıkanmasında, tıkanma sanlığında, paralitlk ileusda, peritonitlerde, pankreas yetmezliğinde bu madde fazla miktarda meydana gelir ve idrara geçer.

    OBERMAYER TESTİ (İdrarda İndikan Tayini İçin):

    Prensip: tndikanın HCI ile İndoksile, indoksil in de FeCİ3 ile indigo mavisi veren bir bileşiğe dönüşmesidir.

    CH CH COOH

    2 1

    NH___

    IQ

    Indol

    FeCI

    (İndigo mavisi)

    HCI

    İNDİKAN

    50

    Materyal: İdrar

    Çözeltiler: i. Obermayer ayıracı: 3 g FeCİ3,100 mi konsantre HC1 de çözülür.

    Taze hazırlanmalıdır. 2. Kloroform

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir deney tüpüne 5 mi İdrar ve üzerine eşit miktarda obermayer ayıracı konur. Tüp başaşağı getirilerek karıştırılır.

    2.  Üzerine 2-3 mi kloroform ilave edilir, tekrar karıştırılır. Tüpün dip kısmında mavi renkli kloroformun toplanması indi kan m varlığını gösterir.

    İyot, salisilik asit ve timol gibi ilaçlar alınmışsa mavi renk yerine gül pembesi renk görülebilir. Adı geçen ilaçlardan dolayı meydana gelen kırmızı renk, sodyum tiyosülfat ilavesiyle kaybolur. Rengin kaybolmaması idrarda indikan varlığını gösterir bu renk indlgo kırmızı sidir.

    MAKROSKOPİK VE MİKROSKOPİK İDRAR ANALİZLERİ

    I. İDRARDI OLUŞUMU:

    İdrar, organizmada iç ortamın dengede tutulabilmesinde (Homeostazis) görevli organlardan biri olan böbreklerde oluşur. Böbreklerin çeşitli fonksiyonları vardır;

    a) Vücudun fazla suyunu atmak.

    b) Organizmada zararlı maddeleri elimine etmek.

    c) Üre, kreatinin gibi metabolizma artıklarını atmak.

    d) Vücut için gerekli maddeleri tutmak.

    e) Vücut sıvılarının ozmotik basıncını kontrol etmek.

    f) Amonyak yapımında görev almak.

    g) Asit-baz dengesinin korunmasını sağlamak.

    Böbreklerde idrarın oluştuğu fonksiyonel ünitelere nefron denir. Nefronda, glomerülüs ve tübülüs olarak iki kısım vardır. Glomrülüs süzme işlemini yapar ve böylece kan plazmasından pH’sı 7.4 ve spesifik ağırlığı 1.010g/cm3 olan bir ultrafitrat (proteinsiz plazma) ayrılır. Bu süzme işlemi bazı koşullar altında gerçekleşir. Bunların en önemlisi, glomerüler ve tübüler kan basıncı farkıdır ki buna efektif filtrasyon basıncı (EFP) denir. Doğal koşullarda EFP 6-25 mmHg dir. Glomerüler filtrasyon ortalama dakikada 125 mi dir. Fakat bu miktar böbrekten geçen kan miktarına ve EFP ye bağlıdır.

    Tübülüsler bu ultrafiltratı absorbe etmek ile görevlidirler. Absorbsiyon glukoz, amino asitler gibi yüksek eşikli maddeler için tam olarak gerçekleşir. Bu maddeler plazma konsantrasyonları normal sınırlar arasındayken idrarda görülmezler. Yani tamamen absorbe edilirler. Üre, kreatinin, ürik asit gibi metabolik artıklar pek az absorbe edilir veya hiç absorbe edilemezler. Bu nedenle alçak eşikli maddeler adını alırlar. Plazmada varolan maddelerin idrara geçebilmesi için gereken düzeylerine böbrek eşiği değerleri denir. En son

    51

    basamakta yine tübülüslerde gerçekleşen selektif sekresyon sonucunda idrar meydana gelir.

    Yukarıda oluşundan kısaca söz edilen idrar İle bir çok madde organizmadan uzaklaştırılmalıdır., idrarda bulunan bu maddeler çeşitli tuzlar, asitler, bazlar, metabolizma ürünleri, toksik ve detoksifiye edilmiş maddeler ve doğal çıkış yolu idrar olan ancak kanda çoğalmış bazı maddelerdir, idrarın günlük normal miktarı 600-2500 mi arasında değişebilir. Bu miktar başlıca alınan sıvı ve böbreklerin durumu ile ilgilidir. Normalden fazla idrar çıkarılmasına POLİURİ denir. Normalden az idrar çıkarılmasına OLİGÜRİ ve hiç idrar çıkan i mamasına ANIİRİ denilmektedir.

    İL İDRARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ, İÇERİĞİ VE İDRAR SEDİMEHTLERİ:

    Tam idrar analizi yapabilmek için 24 saatlik idrarın toplanması gereklidir. İdrar örneği temiz bir kapta biriktirilmelidir. 24 saatlik idrann toplanması İçin sabahın ilk idrarı dışarı atılır, ondan sonrakiler ve ertesi sabahın İlk idrarı aynı kapta toplanır. Bu durumda ortalama 100 mi idrar için 1 g timol koruyucu olarak kullanılır. Eğer idrarda özellikle protein aranacaksa timol proteinlere zarar verebilir, bu halde her 25 mi idrar için 2-4 damla formalin kullanılmalıdır.

    A) İDRARIN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ

    İdrarın Rengi: Normal idrarın rengi, içinde bulunan pigmentlerin cinsine ve miktarına göre açık sarı ile koyu sarı arasında değişir, özellikle idrarın rengini veren Ürokrom isimli bir pigmenttir. Çok idrar çıkarılması yani idrann sulu olması halinde rengi daha açık, konsantre olması halinde ise daha koyudur. İdrar rengindeki anormal değişiklikler daha çok değişik pigmentler ve ilaçlardan ileri gelmektedir, örneğin; kan, İdrara kırmızı-kahverengi ve dumanlı bir görünüş verir. Safra, sarı- kahverengi ve yeşilimsi köpüklü bir görünüş verir. Yağlar, sütümsü bir görünüş, fenol, fenil, salisilat ve rezorslnol koyu yeşil, antipirin ve sülfometil metan kırmızı, fenasetin, pikrik asit ve santonin gibi ilaçlar san renk verirler.

    İdrarın Kokusu: idrarın kendine özel, amonyağa benzer bir kokusu vardır. Eskimiş idrar aynca pütrifiye bir koku verir.

    İdrarın Görünüşü: Normal taze idrann görünüşü berraktır. Bir süre bekletilen idrarda bir miktar flokulent materyal ayrılır. Bu materyal genitoüriner sistemin epitel hücreleriyle birlikte çok az miktarda nükleoprotein ve mukoproteindir. Eğer idrar alkali ise kalsiyum fosfat ve amonyum magnezyum fosfat kanşımı ve bazı durumlarda oksalat ve ürat kristalleri de çökebilir. Asidik idrarda ise ürik asit presipite olabilir. Beklemiş idrar bakteri üremesi nedeniyle bulanıklasın

    İdrarın pirse Normal idrar hafif asit reaksiyon verir (pH 5.5- 6.5). Ancak alınan gıdaya ve İlaçlara göre idrar pH’sı nötral veya hafif alkali olabilir. Asidoz halinde ve İleri derecedeki açlık hallerinde idrar kuvvetli asit, alkaloz, kusma ve idrar yolları enfeksiyonu hallerinde ise kuvvetli alkali reaksiyon verir.

    52

    İdrarın Dansitesi: İdrarın dansitesi ürinometre ile ölçülür. Normal idrarın dansitesi, UU0-4A30_g/cm3 değerleri arasında değişir. İdrar dansitesi normal oda sıcaklığındaki dansite olarak ifade edilir. İdrar danskeslnin ölçülmesi için idrarın 100 mi lik mezüre konması, ürinometrenin dereceli kısmının idrarla temas ettiği yerde meydana gelen konkav eğrinin alt çizgisi hizasından yapılmalıdır. Spesifik ağırlığı ölçülen idrarın sıcaklığı, ürinometre kalibrasyonunun yapıldığı sıcaklıkta olmalıdır.

    Eğer idrar kalibrasyon sıcaklığından daha soğuk veya daha sıcaksa o zaman okunan spesifik ağırlıkta düzeltme yapılması gerekir. Eğer idrar sıcaklığı kalibrasyon sıcaklığından daha fazlaysa bu durumda, her 3°C için 0.001 spesifik ağırlık okunan ağırlığa ilave edilir. Eğer idrar sıcaklığı kalibrasyon sıcaklığının altında ise o zaman ker 3°C İçin o.ooi spesifik ağırlık okunan spesifik ağırlıktan çıkarılır.

    B) İDRARIN İÇERİĞİ

    24 saatlik normal yetişkin idrannın içeriği:

    Komponent

    Miktar

    Sodyum
     2-4 g
     100-200 mEq
     
    Potasyum
     1.5-2.0 g
     50-70 mEq
     
    Magnezyum
     0.1-0.2 g
     8-16 mEq
     
    Kalsiyum
     0.1-0.3 g
     2.5-7.5 mEq
     
    Demir
     0.2 mg
       
    Amonyak
     0.4-1.0 gN
     30-75 mEq
     
          4×10-8-4xlO’6 mEq
     
    Ürik Asit
     0.08-0.2 g N
       
    Amino asitler
     0.08-0.15 gN
       
    Hlppürik astt
     0.04-0.08 g N
       
    Klorür
        100-250 mEq
     
    Bikarbonat
        0-50 mEq
     
    Fosfat
     0.7-1.6 gP
     20-50 mmol
     
    İnorganik sülfat
     0.6-1.8 g S
     40-120 mEq
     
    Organik silfat
     0.06-0.2 g S
       
    Üre
     6-18 gN
       
    Kreatinin
     0.3-0.8 g N
       
    Peptidler
     0.3-0.7 g N
       

    C) İDRAR SEDİMENTLERI

    İdrarın bekletilmesi ya da santrifüj edilmesi sonucunda çöken kısım İdrar sedimentlerini ihtiva eder. Normal İnsan idrarında birkaç epttel hücresi, bazen birkaç lökostt ve besinsel kristaller dışında bir sediment yoktur. Patolojik hallerde İdrarda çeşitli sedimentlere rastlanır. İdrar sedimentleri iki kısma ayrılır;

    1) İnorganik sedimentler, 2) Organik sedimentler. Bu sedimentlerin cinsi idrarın mikroskobik incelenmesi ile saptanabilir.

    I }Organik Sedimentler:

    İdrarda organik sedimentler, genellikle silendirler, epitel hücreleri, akyuvarlar, alyuvarlar, bazı doku hücreleri ve bazı parazitlerden İbarettir.

    Lökoskler: Yuvarlak iltihap hücreleridir. Nükleusları dolayısıyla mikroskopta granüler özellikte görülkürler. Eritrositlerden daha büyüktürler. İdrarda birkaç lökositin varlığı klinik bir anlam taşımaz. Bol miktarda bulunmaları böbrek veya idrar yollarındaki iltihabı bir hastalığı gösterir. Normalde mikroskobik araştırmalarda her alanda îökosit sayısı 2-3 tür. Beşin üstündeki durumlar patolojiktir. Fazla miktarda lökosit içeren idrar bulanık bir manzara gösterir. İdrarda fazla lökosit atılımına PİYÜRİ denir.

    Eritrositler: Lökositlerden daha ufak, sarımtırak, keskin kenarlı diskler halindedir. Bazen de oval ve ortası çökük şekilde göriîirler. Yüksek konsantrasyonfu idrarlarda büzülür ve dikenli bir manzara gösterirler. Çok düşük dansiteJi idrarlarda şişip büyük görünürler. Normal idrarda eritrosit bulunmaz. Görülmesi patolojiktir. Şiddetli böbrek hiperemilerinde, akut giomerulonefritlerde ve kronik glomerulonefritlerin alevlenmelerinde, böbrek tüberkülozu ile böbreğin habis tümörlerinde böbreklerde kanama oJur. Böbrek taşlan varlığında da böbrek pelvisinde kanama nedeniyle idrarda eritrosit görülür. İdrarda eritrosit görülmesine HEMATÜRİ denir.

    Silendirler: Böbrek tübüllerinde birikerek içinde bulundukları tübüllerin sekimi alan ve o şekilde idrarla dışarı atılan organik maddelerdir. Silendirler niteliklerine göre gerçek ve yalancı olarak iki kısma ayrılır. Gerçek silendirler: Homojen proteinden olan hiyalen silendirler, epitel hücrelerinden yapılmış epitel silendirler, albuminle epitel hücreleri, yağlar, eritrosit ve lökosit parçalarından yapılmış granüler silendirler, lökosîtlerden meydana gelmiş lökosit silendirleri, mum silendirleri ve miks silendirierden ibarettir. Yalancı silendirler: Gerçek süendirlerin ve kas liflerinin üzerlerine çeşitli maddelerin birikmeleri ile meydana geldikleri gibi bazı maddelerin silendir şeklini almaları ile de ortaya çıkabilirler. Böbrek hastalıkları ile herhangi bir ilişkileri yoktur. Amorf amonyum ve sodyum ürat biraraya gelerek bir silendir görünümü verebilir. Bazen bunları granüler siiendirierie karıştırmak bileTnümkündür. Ayrıca bakteriler, iltihap hücreleri, yağ tanecikleri, fibrin parçacıkları da yalancı süendirlerin teşekkülüne sebep olabilirler.

    Epicel Hücreleri: İdrarların pek çoğunda bilhassa skumöz tipte az miktarda epite! hücreleri bulunur. Kadın idrarlarında erkeklerinkine oranla epitei hücre miktan daha fazladır. Çünkü vulvadan idrara çok’miktarda epitel kanşır. normal erkek idrarında mikroskopta 5-6 epitel görülebilir. Bilhassa sonda ile alman idrarda fazla miktarda epitel hücrelerinin görülmesi, idrar yollarında patolojik bir olayın varlığını gösterir. İdrarda bulunan epitellerin kaynağı idrar yollarının herhangi bir

    53

    54

    kısmı olabilir, bundan dolayı İdrarda çeşitli cinste epttel hücresi görülebilir. EptteS hücrelerinin morfolojilerinde idrar yollarındaki kaynaklarını tayin etmek mümkündür. Böbreklerden veya idrar yollarının diğer kısımlarından gelen epitel hücrelerinin ayırd edilmesi klinik bakımdan önemlidir.

    a)  Kübik epitel hücreleri (böbrek epkeileri): Lökosttlerden 1-1.5 kat daha büyüktürler. Bunlar büyük veya küçük, kübik veya çok kenarlı epltelierdir, Ortalarında yuvarlak veya oval biçimde belirgin bir çekirdek vardır. Bu hücreler idrar yollarının herhangi bir kısmında ve derin tabakalarından gelir. Normal İdrarlarda bulunmaz. Bu hücreler akut ve kronik böbrek hastalıklarının çoğunda fazla miktarda bulunur.

    b) Skıımöz epitel hücreleri* Büyük, yassı, kenarlan düzensiz, sınırlan çok belirli epitellerdir. Saydam protoplazmalan ve ince granülleri, tam merkezlerinde saydam, çok belirli, yuvarlak veya oval bir çekirdekleri vardır. Bu çekirdek hücreye göre küçüktür. Bu epitel hücreleri ayrı ayrı gruplar veya kütleler halinde görülebilir, özellikle doğum yapmış kadınların idrarlarında fazla miktarda bulunurlar. Bu epitel I er tipik vajerı epitel i ise de bazen erkek idrarlarında da görülür ve kaynaklarım üretra mukozasından alırlar. Erkek İdrarlarında özellikle fazla miktarda lökositle birlikte bulundukları zaman üretra mukozasının İltihabının göstergesldirler.

    Kadın İdrarında fazla bulundukları zaman “vajinlt” teşhisini koymadan Önce titiz bir klinik muayenenin yapılması gerekir. Çünkü vulva ve vajen epttellerinln fazla dökülmesinden dolayı, normal kadın idrarlarında fazla miktarda bulunabilirler.

    c)  Sitindirik epiteller. Bu hücrelerin biçim ve büyüklükleri çok değişiktir. Düzgün olmayan, armut biçiminde ve/veya yuvarlak ve kuyruk gibi bir veya birkaç uzantı içerirler. Bunlara kuyruk biçimi epiteller de denir. Bazen epitel hücreleri bu uzantıları aracılığı ile birbirleriyle birleşirler. Büyüklükleri bazen bir lökosttin 5-6 katı olur. Protoplazmalan granüllü, görünüşü bulutumsudur. Yuvarlak, oval, sınırları çok belirli bir veya birkaç nükleus İçerirler. Tipik böbrek epitellerine göre nükleuslan daha küçüktür. Bu epiteller kaynaklarını mesaneden, üreter ve böbrek pelvisinden alırlar. Bu tip hücreler, prostat, vesiküloseminalls, epidimis ve kadınlarda fallop tüpü ve bartolin bezlerinde bulunurlar.

    2) İnorganik sedimentler:

    İnorganik sedimentleri de birkaç grupta incelemek olasıdır;

    l) Aşk idrarlarda görülen İnorganik sedimentler: ürik asit, amorf ürat, kalsiyum oksalat, lösln ve tirozin kristalleri, sistin kristalleri, bazı İlaç kristalleri (örneğin sülfamid bileşikleri), kalsiyum sülfat kristalleridir.

    55

    2)  Alkali idrarda görülen inorganik sedimentler: Amonyum-magnezyum fosfat kristalleri, kalsiyum fosfat kristalleri, amorf üratlar, kalsiyum karbonat kristalleri, amonyum ürat, amonyum fosfat kristalleridir.

    3)  Seyrek görülen diğer kristal yapılar ise: Hippürik asit kristalleri, ksantin, pigmentler, kolesterol kristalleri, tümör hücreleri ve hayvansal parazitlerdir.

    Ürik aşk kristalleri: Bu kristaller, idrarın bulunduğu kabın dibine veya , kenarlanna yapışmış kırmızı taneler halindedir. Mikroskopta sarı veya kırmızı taneler halindedir. Mikroskopta san veya kırmızımtrak kahverengi kristaller halinde görülür. Şekilleri oval, mercek, rozet olabilir. Beklemiş idrarda ürik asit kristallerinden ibaret bir sedimentin klinik bakımdan hiç bir anlamı yoktur. Ancak taze idrarda görülmeleri önemli olabilir. Taze idrarda özellikle kan ile birlikte ürik asit kristallerinin kümeler halinde görülmesi böbrek veya mesanede taş varlığını gösterir. Ancak ürik asitten ibaret böbrek taşlarına az rastlanmaktadır.

    Amorf üratlar: Başlıca sodyum ve potasyum üratlar olup san veya kırmızı renkte çökerler. Açık renkli idrarlarda bu çökelek beyazdır. îdrann ısıtılması ile tamamen kaybolur. Kuvvetli asit idrarlarda, özellikle soğuk havalarda amorf tiratlara ait bir çökelek görülebilir. Ancak bunun klinik bakımdan bir anlamı yoktur. Ateşli hastalıklarda da idrarda amorf tiratlara rastlamak mümkündür. Ürat granülleri daima silendir, mukus iplikler ve diğer yapılar etrafında toplanırlar.

    Kalsiyum oksalat kristalleri: Karakteristik kalsiyum oksalat kristalleri renksiz, parlak, 8 köşeli kristaller olup iki köşegenle kesilmiş küçük birer dörtgene benzerler. Bu nedenle bunlara zarf biçimli kristaller adı verilmiştir, büyüklükleri değişik olup, bazen orta derecede kuvvetli bir objektifle bir ışık noktası kadar küçük, bazen halter, küre ve diğer değişik şekillerde görülürler. Oksalat kristalleri, oksalik asitçe zengin besinler, örneğin ıspanak yendiğinde idrarda boldur. Karbohidratlann fermantasyon bozukluğu ile ilgili sindirim bozukluklarında, nevrastenide ve organizmanın oksidasyon yeteneğinin azaldığı hallerde de görülürler. En büyük klinik önemleri böbrek taşlan oluşumuna yol açmalarıdır. Taze İdrarda böbrek ve masane irritasyonuna ait bulgularla birlikte kümeler halinde oksalatların varlığı böbrek veya mesane taşlarının bir göstergesidir.

    Tirozin ve Lösİn kristalleri: Bu kristaller İdrar sedlmentlnde ender görülürler. Normal hallerde idrarda hiç bulunmazlar. En çok karaciğerde nekrozlannda, karaciğer sirozu ve ağır fosfor zehirlenmelerinde, daha nadir olarak da ağır seyreden tifo vakalarında, çiçek, tüberküloz, pernisiyoz anemi, lösemi gibi hastalıklarda görülürler. Tirozin kristalleri rozet, fırça, demet şeklindedir. Lösin kristalleri ise küresel ve ağaç gövdesinin enine kesitleri gibi radyal, dairesel veya içice daireler şeklindedir.

    56

    Sistin kristalleri: Renksiz ışığı fazla kırıcı, oldukça kalın altı köşeli levhalardar ibarettir. Tek veya kümeler yapacak şekilde üstüste bulunurlar. Norma idrarlarda az miktarda bulunur, idrarla fazla miktarda atılmasına SÎSTÎNÜRÎ denir Slstlnüri bir protein metabolizması bozukluğudur.

    Kalsiyum sülfat kristalleri: Çok seyrek olarak ve yalnız asit İdrarlarda görülür Uzun, ince renksiz iğneler ve prizmalar şeklindedir. Klinik bakımdar önemsizdirler.

    ^Amonyum-magnezyum fosfat kristalleri: çok görülen şekilleri eğik kenarlı bil mercimeğin modifiye şekilleridir. En tipik şekilleri tabut kapağı veya çatl biçimidir.

    Kalsiyum fosfat kristalleri: Hafif asit, nötr ve hafif alkali idrarlarda kalsiyur fosfat kristalleri rozet, yıldız ve mercek şeklinde çökerler. Bunlara yıldiî kristalleri ismi de verilir. Tek bulunanlar ince kama ve bazen iğne şeklindedirler Kalsiyum fosfat kristalleri idrann mesanede retansiyona uğraması, paraplejî kronik sistitler, prostat hipertrofisi ve kronik pyelitte idrarda bol miktard< görülürler.

    Amorf fosfatlan İdrarda görülmeleri fosforik asitin çok miktarda atılmasında! ileri gelir. Ancak daha çok alkali idrarlarda amorf fosfata rastlanır. Buna göre idrarda amorf fosfatların varlığı idrarın alkali olduğunun işaretidir.

    Kalsiyum karbonat kristalleri: Daima alkali idrarda oluşur, ancak nötr ve hafil asit İdrarlarda da meydana gelebilirler. Genel olarak amorf granüller ve nadlj olarak da renksiz kürek ya da halter şeklinde görülürler.

    Amonyum ûrat kristalleri: Alkali idrarlarda meydana gelen yegane üradardır Küreler şeklinde san kristaller yaparlar. Bu kürelerin etrafında ince iğne şeklinde bazı kristaller toplanarak adeta dikenli elma şeklini alırlar. Bu kristaller anca* idrarda serbest amonyak bulunduğu zaman oluşurlar. Varlıklarının klinik anlam yoktur.

    Hippârik ask kristallerhNormal idrarlarda nadiren görülürler. Ekseriye sanlık diğer karaciğer hastalıktan, diabet, uzun süre devam eden ateşli hastalıklards İdrarda bulunur, çeşitli büyüklükte saydam iğneler veya mercekleı şeklindedirler.

    Ksantin kristalleri: tdrarda çok ender olarak bulunur. Ancak ksantin taşlar varlığında idrarda ksantin kristalleri görülür, renksiz levhalar veya bileği taş şeklindedirler.

    Pigmentler: Bazı anormal idrarlarda serbest halde veya diğer hücrese elementler içinde bir takım boya maddeleri bulunabilir.

    ;-■ 57

    Kolesterol kristalleri: Çeşitli büyüklükte ince, saydam, köşeleri kırık levhalar halinde görülürler. Lipüri, böbrek taşı ve karaciğerin yağlı dejenerasyonunda görülürler.

    İDRARDI FİZİKSEL ÖZELLİKLERİMİN İNCELENMESİ

    1) Miktar: İncelenecek idrarın miktarı mezürde ölçülür.

    2) Renle Normal idrarın rengi içinde bulunan pigmentlerin cinsine ve miktarına göre açık ve koyu sarı arasında değişir.

    3) Görünüş: Normal taze idrarın görünüşü berraktır.

    4)  pH: Normal idrar hafif asidiktir. îdrar pH sı 5.5-6.5 arasında değişir. İdrar pH sı turnusol kağıdı ile saptanır.

    5) Dansite: Normal idrarın dansitesi 1.010-1.030 g/cm3 değerleri arasında değişir. İdrarın dansitesini saptamak İçin: 100 mi Iik bir mezüre konan idrarın içine hiçbir yere dokunmayacak şekilde ürinometre bırakılır.

    İDRARIN MİKROSKOBİK İNCELENMESİ İdrar örneğinin hazırlanışı:

    1.10 mi İdrar örneği bir santrifüj tüpüne konur.

    2.  5 dakika 1500 rpm devirde santrifüj edilerek idrar sedimentinin çökmesi sağlanır.

    3. Üstte kalan sıvı kısım dökülür.

    4.   Altta kalan sediment temiz bir lam üzerine alınır ve üzerine lamel kapatıldıktan sonra mikroskopta incelenir.

    Normal insan idrarında birkaç epitel hücresi, bazen birkaç lökostt ve besinsel kristaller dışında önemli bir sediment yoktur. Diğer organik ve İnorganik sedimentlerin varlığı patolojiktir.

    İdrarda TUZ tayini (Mohr Deneyi)

    Ağır sportif hareketlerden sonra, akut enfeksiyöz hastalıklarda sıcaktan dolayı terleme nedeniyle, ağır diyarelerde, kronik nefritte, açlıkta, bazı mide hastalıklarında ve dehidratasyona neden olan hastalıklarda idrarla atılan tuz miktarı azalır.

    Prensip: Gümüş nitrat ile İdrarda bulunan sodyum klorürün gümüş klorür halinde birleşmesi ve sodyum klorürün bitiminde fazla gümüşün potasyum kromat ile reaksiyona girerek tuğla kırmızısı renginde gümüş kromat meydana getirmesi esasına dayanır.

    Ag+ +CI” ……………>AgCl

    2 Ag+ + CrO4″2……………> Ag2Cr04

    Materyal: İdrar

    çözeltiler: i. 0.1 N AgNO3 çözeltisi 2. o/o1O K2Cr04 çözeltisi

    58

    Deneyin Yapılışı:

    l. Bir erlenmayere 2 mi idrar alınır, üzerine 3-4 damla potasyum kromat ve 10

    damla kadar distile su eklenir.

    2.0.1 N AgN03 ile titre edilir. Her damladan sonra tüp sallanarak karıştırılır.

    3. önce beyaz bir çökelek sonra tuğla kırmızısı renk gözlenir. Kırmızı rengin

    varlığı reaksiyonun tamamlandığını gösterir.

    1 mi 0.1 N AgN(>3 , 1 mi 0.1 N NaCl e yani 0.00585 tuza eşdeğerdir. Harcanan gümüş nitratın mi miktarına göre kullandığımız 2 mi idrar İçindeki NaCl miktarı g/L cinsinden hesaplanır.

    KARACİĞER

    Karaciğer İnterrrfedjar metabolizmada anahtar rolü oynayan bir organdır. Aynca ilaçların ve karsinöjen maddelerin detoksifiye edildiği yerdir. Pek çok madde karaciğerden safraya akıtılmaktadır.

    Karaciğer yapısının %60 mı hepatosit denen parenkima hücreleri, %30 unu Kupfer hücreleri de denen endotel hücreleri, kalanı ise damar ve destek dokusu ile safra kanalları oluşturur. Parenkima hücreleri düz ve tanecikli endoplazmik retikulum açısından zengindir. Tanecikli endoplazmik retlkulumda protein biyosentezi gerçekleşir.Düz endoplazmik retikulumda ise kolesterol ve safra asitlerinin biyosentezi ve İlaçların hidroksilasyonu meydana gelir. Parenkima hücreleri mttokondri yönünden zengindir. Bu nedenle karaciğerde ATP oluşumu da önemli ölçüdedir. Bunun dışında glikojenler partikül halinde hücrede depo edilmişlerdir.

    KARACİĞERİN FONKSİYONU

    1.  Dokular için gerekli yakıt moleküllerinin yapılması: glukoz, amino asitler, keton cisimleri gibi.

    2. Plazmadaki maddelerin alınıp metabolik yolaklar için dağıtılması.

    3. Protein, lipit ve karbohidratların sentezi.

    4. Başka dokular tarafından oluşturulmuş metabolik artıkların atılım için plazmadan çekilmesi.

    5. İlaç, hormon, toksin gibi biyolojik aktif maddelerin detoksifikasyonu.

    Karaciğerde karbohidrat metabolizması:

    Karaciğerin temel görevi kan için glukoz homeostazını sağlamaktır. Yemeklerden sonra karaciğer glukozu glikojene çevirir. Karaciğerde depolanan glikojen açlıktaki bir kişinin kan glukozunu uzun süre destekleyemez. Açlıkta kan glukozunun esas kaynağı glukoneogenezdir.

    Karaciğerde metabolize olan glukozun %5 i heksoz monofosfat yolu ile yıkılır. Bu yolla oluşan NADPH yağ asiti ve kolesterol sentezinde kullanılır.

    59

    Karaciğerde Mpit metabolizması

    Tok bir hayvanın karaciğeri glukozdan yağ asitlerini sentezler ve onları trlaçil gliserol ve fosfolipitlere bağlar. Açlıkta karaciğer, adipoz dokudan salınan serbest yağ asitlerini enerji sağlamak için parçalar.

    Karaciğer kolesterol havuzu, karaciğerde sentezlenen kolesterol ile dolaşımdan gelen kolesterolden oluşur. Yağ açısından zengin bir diyetten sonra plazmada konsantrasyonu artan şilomikronlar, kas ve adipoz doku kapillerinde bulunan lipoprotein lipaz aracılığı ile triaçilgliserollerden kurtulur ve şilomikron remnant olarak taşıdığı kolesterolü karaciğere getirir. Diğer lipitler de plazmadan karaciğere alınır ve meta bol ize olurlar. Karaciğerdeki lipitlerin yeniden plazmaya dağılması İçin lipoprotein yapısına girmesi gerekir.

    Karaciğer yağda çözünen vitaminler İçin önemli bir depo yeridir ve D vitamininin 25. hidroksüasyonu burada gerçekleşir.

    Protein metabolizması:

    Immunoglobulin G dışında, plazma proteinlerinin çoğu ve koagülasyon faktörleri karaciğerde sentezlenir. Amino asit metabolizmaları ve üre oluşumu da karaciğerde gerçekleşir. Plazma karaciğer proteinlerinin çoğu belirli bir yanlanma ömrünün sonunda (yaklaşık 10 gün) karaciğerde parçalanırlar.

    Detoksitikasyon, konjugasyon:

    Pek çok madde karaciğerde detoksifiye ve inaktive edilir. Bunlar bilirubin, ilaçlar, bazı hormonlar ve bazı karsinojenlerdir. Örneğin pek çok steroid hormon karaciğer tarafından alınarak inaktif ve suda çözünür şekle dönüştürülür. Bazı karsinojenler ise detoksifikasyon sırasında glutatyon ile konjuge hale geçer. Karaciğer, ilaç ve zehirleri oksidasyon, redüksiyon, hidroliz, konjugasyon ve metilasyon gibi reaksiyonlarla detoksifiye eder.

    KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİ

    Karaciğer hastalık lan ndakl anormal bulguların, söz konusu olan meta bol I k yolun biyokimyasal önemini ve hastalığın derecesini belirlemesi beklenir, ancak karaciğer hastalıklarında önemli fonksiyonlar yavaş bozulur ve hastalığın ciddiyeti hakkında bilgi edinemeyiz.

    Normal fizyolojik koşullar, bazı hepatik fonksiyonları baskılayabilir, örneğin yağlı bir diyet hepatik fonksiyonlarda azalmaya neden olur. Diğer taraftan karaciğerde bir yaralanma olsa da hepatik fonksiyonlar normal olarak sürebilir, çünki karaciğerin sağlam kalan çok ufak bir bölümü karaciğerin normal aktivitesini sürdürebilir. Testlerden önce hastanın diyeti, aç kalma zamanının uzunluğu sonuçlan etkileyebilir.

    Karaciğerin önemli fonksiyonları, beslenmeye bağlı olarak gösterdiği hepatik aktîvite ve safranın salınımidır. Safra asidlerinln salmımın artması, bazı besin maddelerine bağlı olarak değişebilir. Besin maddelerinin alımından hemen sonra da hepatik aktivtte değişir. Besinlerin kullanımı açısından karaciğer, depolama, besinlerin metabolizması ve regülasyonu gibi aktiviteler gösterir. Glikojen, lipidler ve bazı proteinlerde önemli ölçüde karaciğerde depo edilirler. Amino asitlerin deaminasyonu ve üre oluşumu hepatik hücrelerde gerçekleşir.

    62

    Plazmada ölçülen bilirubin miktarı, total konjuge (direkt) ve nonkonjuge Ündirekt) biürubini içermektedir. Total biiirubin o/oû.3-1.3 mg, direkt bilirubin ise %0.l-0.5 mg dır. 1 g hemoglobinden 35 mg bîlirubin meydana geür. Hergün yaklaşık 6-8 g hemoglobin parçalandığına göre, açığa çıkan pigment miktarı yakiaşık 200-370 mg/gündür. İdrarla günde atılan ürobilinojen 0-4 mg, feçesle atılan sterkobilinojen ise 40-80 mg dır.

    Normalde hemoglobinin yıkım reaksiyonları yukarıda anlatıldığı şekilde düzgün olarak işler ve böylece katabolizma ürünleri feçes ve idrarla dışarı atılır. Fakat bazı patolojik durumlarda, safra pigmentleri kanda ve idrarda artar ve sanlık (ikter) denilen hastalığa neden olurlar. Bu durumda deri, göz akj ve mukoza membranları sarı bir renk alır. Sanlık bir hastalık değil, bir semptom olarak kabul edilmektedir. Oluşum nedenlerine göre üçe aynim

    1.   Hem©Iİdk sarılık: Hemolitik anemi gibi bazı kan hastahklannda normalin üstünde alyuvar parçalanır. Parçalanan bu alyuvarlardan açığa çıkan hemoglobinin yıkılma ürünü olan bilirubinin konsantrasyonu kanda çok yükselir. Karaciğer bunu gereken hızda metabolize edemez, sanlık oluşur Komplîkasyon yapmamış hemolitik sarılıklarda serum biiirubin düzeyi yüksek olduğu halde idrarda bilirubine rastlanmaz. Bu durum serbest bilirubinin suda erimemesinden ileri gelir.

    2.  Hepadk sarılık: Viral hepattt, siroz gibi karaciğerin herhangi bir hastalığından dolayı İntrahepatik tıkanma sonucu oluşan sarılıktır. Ayrıca glukuronik asidi bilirubine transfer eden glukuronil transferaz enzimi yokluğu nedeni ile oluşan sanlık da bu sınıfa girer.

    3.  Obstruktif sarılık (Tıkanma sarılığı): Safra kesesinden duodenuma safra akıtan kanalın taş nedeni ile ya da pankreas başı kanseri gibi dış nedenlerle tıkanması sonucu oluşan sanlıktır. Tıkanma sanlığı ve hepatik sanlıkta kandaki biiirubin İle birlikte idrarda da biiirubin miktarı artmaktadır. Bunun nedeni konjuge bilirubinin tekrar dolaşıma katılmasıdır.

    Normal olarak idrarda biiirubin yoktur. Ürobilinojen ve dolayısıyla ürobiîin çok az miktarlarda idrarda bulunur. Bu pigmentler aşağıda açıklanan yöntemlerle reaksiyon verirler. Ancak idrar 20 kez sulandınidığı halde yine ürobiSinojen ayıracı İle pozttlf reaksiyon izleniyorsa bu durum patolojik olarak kabul edilmelidir. Uygulanan kalitatif yöntemlerle idrarda bilirubinin saptanması karaciğerde bir bozukluğu yada safra yollannda tıkanmayı gösterir. Ancak safra yollannın tamamen tıkanması halinde idrarda ürobilinojen ve ürobiîin bulunmaz. Tıkanma kısmi İse ürobilinojen atılımı normal ya da bir miktar artmış olabilir.

    İdrarda ürobilinojenin fazla miktarda artması ise, fazla miktarda bilirubinin oluşumun yani özellikle pernisiyöz anemi, malaria gibi nedenlerle eritrosit harabiyetinin arttığını gösterir. Bazı karaciğer hastalıkları ve kurşun zehirlenmesinde de ürobilinojen atılımı artmaktadır.

    idrarda bilirubin, ürobillnojen ve ürobilinin saptanmasına ilişkin deneyler, karaciğer fonksiyon testleri olarak pratik değeri olan deneylerdir.

    63 1. BİLİRUBİN METABOLİZMASI İLE İLOİLİ TESTLER ‘

    idrarda biıirubin aranması (Smith-Rosin Deneyi) , -

    Prensip: Bilirubininin iyotla birleşerek yeşil renkli bir bileşik vermesi esasına dayanır.

    Materyal: İdrar

    çözeltiler: İyodun etil alkoldeki çözeltisi: 0.7 g 12 ve 0.5 g Ki üzerine 5 m! distile su konur, karıştırılır, daha sonra üzerine 95 mi %96 etil alkol eklenerek yeniden karıştırılır.

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir deney tüpüne 5 rnl idrar alınır.

    2. Üzerine tüp eğik tutularak, pipet tüpün kenarına değdirilmek suretiyle

    12 mi iyodun etil alkol çözeltisinden eklenir. İki tabaka arasındaki yeşil bir halkanın oluşması idrarda bilirubin olduğunu gösterir.

    İDRARDA ÛROBİLİNOJEN ARANMASI (Wallace-Diamond Deneyi) -,x

    Prensip: Erlich aldehid ayıracının ancak taze idrarda bulunabilen ürobilinojen ile gül pembesi bir bileşik oluşturmasıdır.

    Materyal: Taze idrar (2 saatten eski olmayan)

    çözeltiler: Erlich aldehid ayıracı: 2 g paradimetil aminobenzaldehidin 2 mi konsantre HCI ve 80 mi distile su karışımında çözülmesi ile hazırlanır.

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir deney tüpüne 10 mi idrar alınır.

    2. Üzerine 1 mi Erlich aldehid ayıracı ilave edilir. Tüp sıcak su banyosunda kısa bir süre ısıtılır. Oluşan gül pembesi renk ürobilinojeni gösterir.

    \Xv                 idrarda ÜROBİLİN aranması (Schlesinger Deneyi) . -./

    Prensip: Lugol çözeltisindeki I2 ile ürobilinojenin ürobiüne oksitlenmesi ve ürobilinin çinko asetatın etil alkoldeki çözeltisi ile yeşil floresan veren bir kompleks oluşturmasıdır.

    Materyal: İdrar

    Çözeltileri. Lugol çözeltisi: 5 g I2,10 g Ki 100 mi distile suda eritilerek

    hazırlanır. Kahverengi şişede saklanır. 2. Çinko asetatın etil alkoldeki %10′luk çözeltisi: 10 g çinko asetatın 100 mi etil alkolde çözülmesi ile hazırlanır.

    64

    Deneyin Yapılışı:

    1.  Bir deney tüpüne 10 mi idrar alınır. Üzerine bir kaç damla Lugol çözeltis konur.

    2. Daha sonra 10 mi alkolik çinko asetat çözeltisi ilave edilip, karıştırılır, 5 dakika bekletildikten sonra karışım filtre kağıdından süzülür.

    3. Siyah bir zemin üzerine güneş ışığına karşı tutulduğunda yeşil floresan ürobilir varlığını gösterir. Floresanin şiddeti ürobllin yoğunluğu ile doğru orantılıdır.

    İdrarda bilirubin varsa deney yapılmadan önce idrar 1/5 hacim %10 CaCİ2 çözeltisi ile karıştırılıp, filtre edilmelidir.

    D. İCARACİĞER TRANSPORT FONKSİYONU İLE İLGİLİ TESTLER

    Bazı boyalar intravenöz yoldan enjekte edilerek dolaşıma karışmaları sağlanır. Daha sonra bu boyaların dolaşımdan karaciğere geçmeleri ve safra ile atılımları ölçülür. Böylece karaciğerin değişik maddeleri dollaşımdan alıp vücuttan itrah etme hızı ölçülerek transport fonksiyonunu nasıl yaptığı incelenir.

    Brom sülfoftalein (BSF), dibromosülfoftalein (dBSP), indosiyanin yeşili bt tür boyalardandır. Ancak organizmada ciddi şoklara neden olduğu içir hastanelerde artık kulianımamaktadır.

    m. PLAZMA PROTEİN ANORMALLİKLERİ

    Karaciğer fonksiyonları açısından, bazı plazma proteinlerinin düzeyler önemlidir.

    Albumin:

    Karaciğer hastalığı olan kişilerin pek çoğunda albumin sentezi baskılanır Kronik karaciğer harabiyetinde plazma albumin düzeyi düşer. Akut karaciğer hastalıklarında ise, plazma düzeyinde çok az bir değişme olur. Çünkü albuminir dolaşımdaki yanlanma ömrü 20 gündür ve ancak ondan sonra plazma düzey düşer.

    Plazmanın kolloid onkotik basıncını düzenleyen albumin aynca ilaçların yağ asidlerinin, ürat ve kalsiyumun, bilirubinin ve bazı hormonların taşınmasın sağlar. Sirozda, albumin sentezinin azalması ile plazma kolloid onkotik basmam; düşmesi karın boşluğunda sıvı toplanması oluşumuna (asclt) yol açar.

    Koagülasyon Faktörleri:

    Karaciğer hastalıklarında çeşitli pıhtılaşma faktörlerinde azalma görülür Plazma flbrinojenî aynı kalır, ancak protrombin azalır. Böylece pıhtılaşma zamanı uzar.

    imımüioglobutintef?

    Plazma İmmunoglobulin düzeylerinin ölçülmesi teşhiste kesin sonuçla* vermez. Akut karaciğer hastalıklarında anormal değerler değişkendir. Ancak kronik karaciğer hastalıklarında yükselme görülür. Sirozda yüksek immunoglobulin değerlerine rastlanır.

    Serum proteinlerindeki değişmeler elektroforez yolu ile saptanabilir.

    65

    IV. PLAZMA ENZİM TESTLERİ

    Plazma enzimlerinin ölçülmeleri iki grup karaciğer hastalığını tanımlamada yardımcı olur.

    1.   Karaciğer hücresi harabiyetlnde ise alanin aminotransferaz (ALA), aspartat aminotransferaz (ASA) ve laktat dehidrogenaz (LDH).

    2.   Safra yollan tıkanıklığında alkalen fosfataz (AP), gama glutaml! transferaz, S’-nükleotidaz gibi enzimlere bakılır.

    Bütün bu sözü edilen testlerin dışında karaciğerdeki metabolizma bozukluklarını saptamak için başka testlerde yapmak mümkündür.

    KARACİĞER HASTALIKLARININ TANISINDA KİMYASAL TESTLERİM ÖNEMİ

    îik aşamada hastanın sanlıktı olup olmadığı saptanır, seçilecek diğer testler bu bulguya göre farklılık gösterir. Sanlık tanımı için önce idrarda bîlirubin ve ürobllinojen aranır. Bu sonuçlar plazma total bilirubln ve diğer karaciğer fonksiyon testleri ile birlikte değerlendirilerek sarılığın üç esas gruptan hangisinde olduğu belirlenir. Bunlar pre-hepatik, hepatik ve tıkanma sarılıklarıdır.

    Plazma                                   İdrar

       Bitirubİn
     Bitirubin
     urohilİnojen
     
       (mg/ıoo ıttD
          
    Sağlıklı kişi
     0.1-1.2
     Yok
     Eser
     
    Hemolitik sanlık
     3.5
     Yok
     Artmış
     
    Hepatik sanlık
     15
     Var
     Hastalığın
     
             derecesine
     
             göre
     
    Tıkanma sanlığı
     24
     Var
     Azalmış
     

    Akut hepatitte plazma AST ve ALT aktivlteleri artmıştır. İdrarda ürobilinojen ve bîlirubin vardır. Kronik hepatitte aminotransferazîar ayîar boyu yüksek kalır. AP biraz yüksek kalır. Bazı ilaç toksisitelerinde, parasetamoi yüklemesinde, halotan veya CCI4 zehirlenmelerinde benzer bulgulara rastlanır. Kolestaziste AP yükselmiştir. AST ve ALT akut hepatite göre daha az yükselmiştir. Karaciğer sirozu ise orta ve ağır olmak üzere değişik bulgular verebilir. Orta şiddetteki sirozda anormal bulgular minimumdur. Ağır vakalarda ascit (kann boşluğundaki su birikmesi), hematemez (kan kusma) gibi durumlar gözlenir. Bu vakalar genellikle ölümle sonuçlanır.

    Plazma AST, ALT, AP ve bilirubin değerleri ancak ağır vakalarda sanlık oluştuğunda yükselir. Albumin, Immunoglobulin bulgulan da değişir. Protrombln zamanı uzar, plazma amonyağı artar, üre azalır.

    KARACİĞER FONKSİYON TESTLERİ

    Karaciğer fonksiyon testleri karaciğerin kimyasal fonksiyonlarını tam yapıp yapmadığını saptamak için kullanılan deneylerdir.

    66

    Karaciğer fonksiyonlarının hepsi aynı zamanda bozukluk göstermez. hJ test belli bir bozukluğu açıklar. Karaciğerin her tarafının aynı derececj bozulduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle karaciğer fonksiyon testlerinin sadeef bir tanesiyle yorum yapmak sakıncalıdır.

    Karaciğer fonksiyon testleri;

    a) Tıkanma sanlığı İle diğer sanlıkları birbirinden ayırd etmek,

    b) Karaciğer yetmezliği ve karaciğerin görev bozukluğunu saptamak,                I

    c)  Klinik açıdan şüpheli bir karaciğer hastalığının teşhisine yardımcı olmak iç| yapılır.

    TİMOL BULANIKLIK TESTİ

    Timol bulanıklık testi karaciğer fonksiyonlarının incelenmesi amacı i! uygulanır. Serumda belirli bir Albumln/Globuün oranı vardır. Normal karaciğı hücresi tarafından yapılan albumlnln serum globullnini stabilize edici ve kolioîd bir çözelti halinde kalmasını sağlayıcı özelliği vardır. Hasta karaciğer hücre yeterli miktarda albumin yapamadığı gibi yapılan albumlnlerln de kalite düşüktür ve globullnler üzerindeki stabilize edici etkisi yetersizdir. Buna ba| olarak A/G oranı bozulur.

    Prensipt Serumdaki normal A/G oranının değişmesine ve kalltatîf-kantîtat| olarak değişen proteinlerin timolle bulanıklık vermesi esasına dayanır.

    Materyal; serum

    çozeltiters l. Timol tampon çözeltisi (pH 7.55): Bir balona 2 g sodyum

    barbital, 2.84 g barbîtal ve 3 g timol konur. 500 mi distlle su eklenir, kaynatılır. Oda sıcaklığına gelene kadar bekletilir. Bir spatül ucu daha timol eklenir, İyice karıştırılır ve bir gece oda sıcaklığında bekletilir. Ertesi gün tekrar karıştırılır ve süzülür, pH sı ayarlanır.

    2. Standart çözeltisi: 1.173 g Ba€l2.2H2O bir balonda bir miktar distile suda çözülür ve 100 mi ye tamamlanır. Bu çözeltiden 5 mi alınır ve 0.2 N H2SO4 ile 100 mi ye tamamlanır.

    Deneyin Yapılış»

    1. Bir deney tüpüne 0.1 mi serum konur.

    2. Üzerine 6 m! tlmoi tampon çözeltisi eklenip kanştinlır.

    3. Kör tüpe sadece tampon çözeltisi konur.

    4. Tüpler 30 dakika oda sıcaklığında bekletilir ve 660 nm dalga boyunda okunu] Okuma bir saat içinde yapılmalıdır.

    Standart eğrinin çizilmesi:

    1. Beş adet deney tüpü alınır. 2.1. tüpe 10 mi dtsttle su,

    2. tüpe 7.5 mi distile su + 2.5 mi standart çözeltisi (standart çözeltisini

    iyice çalkalayın)

    67

    3. tüpe 5 mi distilesu + S mi standart çözeltisi

    4.  tüpe 2.5 mi ” ” + 7.5 mi

    5. tüpe 10 mi standart çözeltisi konur, tüpler kanştinlır ve 3 dakika bekletilir. 1. tüp kör olarak kullanılır. 2.tüp 5, 3.tüp 10, 4.tüp 15, 5.tüp 20 Maciagan ünitesine eşdeğer bulanıklık gösterir.

    Normal değerler. 0-5 Maciagan ünitesi.

    ÜRİK ASİT MİKTAR TA YİMf

    İnsanlarda ve diğer yüksek canlıların büyük bir kısmında nükleoprotelnlertn parçalanması sonucu meydana gelen pürinlerîn metabolizmalarının son ürünü üriK asittir.

    ADENOZİN————>İNOZİN ————>HİPOKSANTÎN

    GÜANOZÎN————->QUANÎN————->KSANTÎN

    ALLANTOİN————-> ÜRİK ASrT

    Pürinlerin başlıca kaynağını bitkisel besinler teşkil etmektedir. Legümler, ıspanak gibi sebzeler, et, karaciğer, kahve, çay ve kokah İçkiler pürin yönünden zengin maddelerdir.

    Düzenli bir beslenmede ortalama olarak günde İdrarla atılan ürik asît miktan eksojen ve endojen kaynaklı nükleoproteinlerin miktarına bağlıdır. Pürince zengin bir beslenme İle günde 2 g dan fazla ürik asit atılır. Aksine olarak kalori değeri düşük ve proteince fakir bir beslenmede idrarla atılan ürik asit miktan azalabilir. Bu açıdan İdrarın ürik asit miktan tek başına pratik olarak fazla bir değer taşımamaktadır. Gut nöbetlerinde 1-2 gün önce ve nöbet süresinde idrarla atılan ürik asit miktan artar. Lösemi ve özellikle myleoid lösemide ürik asit idrarla bol miktarda atılır. Asidik idrarlarda ürik asit miktarının artmasıyla İdrarda ürik asit kristalleri teşekkül eder. Ürik asit İdrar, mide sıvısı ve safra ile ftrah edilir. Proteince zengin (özellikle gllstn, alanln, asparagîn, glutamSn gibi amino asit taşıyan) beslenme ürik asit atılımını arttırır. Yağlarca zengin bir beslenmede İse ürik asidin atılımı azalır.

    Ürik asit tayini yapılacak hastalara fenollü bileşikler (resorsîn, taurin, creosol) verilmemesi gerekir. Bu bileşikler reaksiyonu bozar. Salisilat, otafan gibi ilaçlann da alınmması gerekir, tlaçlann alınması halinde kandaki ürik asit miktarı normalin üstüne çıkar. Kanda normal ürik asit miktan %2-6 mg dır. Ürik asidin kanda normal değerlerin üstüne çıkmasına hiperürisemi, normal değerlerin altına İnmesine de hlpoürisemt denir. Hlpoürisemiye çok sık rastlanmakla beraber klinik bakımdan fazla önem taşımamaktadır. Anüri, konjestif kalp yetmezliği, glomerülonefrJtis, gut, ağır akut hepatitîs, eklamsl gibi hastalıklarda, nükieoprotelnce zengin beslenme ve kronik kurşun zehirlenmesi gibi durumlarda kanda ürik asit miktan artmaktadır. Eritrositlerin içerdiği bazı maddeler reaksiyonu bozduğundan ürik asit tayini yapılacak serum hemoiizsîz olmalıdır.

    68

    MODİFİYE KARBONAT ¥O$¥OTiİHQ$lAÎ YÖRUMİ

    Prensip} Ürik asidin alkali ortamda fosfotungustik asit ayıracı ile okside edilmesi ve fosfotungustik asidin redükienmesi sonucu mavi rengin oluşumu esasına dayanır. Meydana gelen mavi renkli çözeltinin 690 nm dalga boyunda optik dansitesi ölçülerek miktar tayini yapılır.

    Materyal Serum veya idrar.

    çözeltileri. Fosfotungustik asit ayıracı: 30 g sodyum tungustat bir balonda 300 mi distlle suda çözülür. Özerine 32 mi %85 lik o-fosforik asit ilave edilir. Bir kaç cam bilye konarak iki saat geri çevirici soğutucuda yavaş olarak kaynatılır. Üzerine 16 g LI2SO4.H2O ilave edilerek çözülür ve buzdolabında saklanır.

    2. Ürik asit standart çözeltisi (İmg/ml): 100 mg ürik astt ve

    60 mg Lİ2CO3 ortalama 50 mi distlle su İle dereceli bir balonda 60°c ye kadar ısıtılarak çözülür. Oda sıcaklığına kadar soğutularak distlle su ile 100 mi ye tamamlanır. Buzdolabında saklanır.

    3. Ürik asit çalışma standaıti: stok ürik asit standart; çözeltisinden 1 mi alınarak bir balonda distlle su İle 100 mi ye tamamlanır. Taze olarak hazırlanmalıdır.

    4. c/olO Sodyum tungustat

    5. o/ol4 Sodyum karbonat

    6. H2SO4

    Deneyin Yapılışı:

    1. önce örnek nitratı hazırlanır. Bu işlem örneğin serum veya idrar oluşuna göre farklılık gösterir.

    a) İdrarla çalışırken, idrarda üratlar nedeni ile bulanıklık varsa, 10 dakika süre ile 60°c iik su banyosunda bekletilir ve üratlann çözülmesi sağlanır.

    Bir deney tüpüne 8 mi distlle su konur. Üzerine 1/10 oranında sulandırılmış 1 mi İdrar eklenir. Daha sonra 0.5 mi 0.7 N H2SO4 İlave edilerek karıştın Ur. Son olarak kanşım üzerine 0.5 m! 10 sodyum tungustat çözeltisi eklenir ve karıştırılır.

    b) Serum İle çalışılıyorsa, 8 mi dlstile su üzerine 1 mi serum eklenir. Daha sonra 0.5 mi 0.7 N H2SO4 İlave edilerek karıştırılır. Buna da 0.5 mi %lû sodyum tungustat çözeltisi eklenir ve yeniden karıştırılır. Analizde kristal halinde presipitat meydana geleceğinden potasyum oksalat ile muamele edilimls kart plazması kullanılmalıdır.

    2.  İdrar veya serum İçeren çözeltileri 1000 rpm devirde 10 dakika süre ile santrifüj edilir. Sonuçta, 1/100 idrar flltratı veya 1/10 serum flltratı hazırlanmıış olur.

    3. Üç adet deney tüpü alınır. Birincisine 3 mi distile su, ikincisine 3 mi çalışma standartı, üçüncüsüne de 3 mi idrar veya serum flltratı konur. Tüplerden birincisi kör, ikincisi standart olarak kullanılır.

    69

    4. Her tüpe birer mi %14 sodyum karbonat çözeltisi ve birer mi fosfotungustik asit ayıracı eklenir. Tüpler karıştırılır ve t S dakika kendi halinde bırakılır. 5.690 nm dalga boyunda standart ve örneğin optik danssiteleri okunur.

    Hesaplama:

    örneğin optik danskesi

    ——————————-X 1 X Sulandırma çarpanı-% mg Ürik Asit

    Standartın optik dansitest

    Serumla çalışılması halinde 1/10 luk nitrattan hareketle deney yapıldığından sulandırma çarpanı 10 dur.

    İdrarla çalışılması halinde ise 1/100 lük idrar flltrati kullanıldığından bu faktör 100 dür.

    Normal Değerler.

    Serum: 3-6 mg/100 mi İdrar : 250-750 mg/24 saat

    kan ûrb AZOTU (Bun-Btood Urea Nferogen)

    Üre memelilerde protein metabolizmasının son ürünüdür. Deamidasyon ve daha çok deaminasyon sonucu oluşan amonyağın metabolizma ürünü olarak kanda mevcut olan CO2 İle karaciğerde birleşmesi sonucu oluşur. Üre buradan dolaşıma geçerek İdrarla vücuttan atılır. Normal yetişkin bir İnsan 24 saatte İdrarla yaklaşık olarak 30 g kadar üre itrah eder. İdrar İle atılan üre miktarı, beslenmeyle yakından İlgilidir. Bu nedenle sadece idrarda yapılan üre miktar tayini tek başına bir önem taşımaz, ancak buna paralel olarak yapılan kan üresinin saptanmasıyla bir değer kazanır.

    Kanda üre miktar tayinleri uygulanan yönteme göre ya «W> mg üre ya da % g üre azotu dnnslnden İfade edilir, ürenin kandaki düzeyi doğrudan doğruya protein alımı ve renal Itrah kapasitesiyle ilişkilidir. Normalde kan üresi %20-3§ mg dır ve bu da %8-20 mg üre azotuna karşı gelir. Bebeklerde kan üre nitrojeni yetişkinlere oranla daha düşüktür. Normal gebelikte ve proteince fakir bir beslenmede kan üre nitrojeni normalin alt sınırlarına kadar düşer, proteince zengin bir beslenmede ise kan üre azotunun normalin üst sınırlarına kadar çıktığı görülür.

    Ürenin ftzyopatolojtk artışı başlıca 3 grupta toplanır; 1. Prerenal üremi:

    a) Renal kan akmraım azahnase Devamlı kusma hali, dlyare, diyabet koması, konjestif kalp yetmezliği, böbrek üstü bezi yetmezliği gibi böbrek dışı nedenlerle üre retansiyonu meydana gelir.

    b) Aşırı protein katatolizntasfi Yüksek ateş, toksik durumlar ve yanıklarda protein yıkımı artar ve kan üresi yükselir. Bu durumlarda dehldratasyon da görülür. Dehldratasyon, üre ttrahını azaltan önemli bir faktördür.

    70

    2. Renal ûremit Akut ve kronik glomerülonefrit ve nefrotik nefritte kan üresi yükselir. Ayrıca kronik enfeksiyonlar, neoplazma veya polikistik böbrek hastalıklarında üre retansiyonu görülür.

    3.  Portremi üremi: Prostat hlpertrofisi, iki taraflı üreter taşları veya mesane tabanınında üreter ağızlarını saran karsinomlarda görülür. Tıkanma kaldırılırsa kan üresi normale döner.

    %mg üre azotu x 2.142 »%mgüre %mgüre              x 0.467 * % mg üre azotu

    SERUMDA ÜRE MİKTAR TAYİNİ (Modîflye Reıthelot Yöntemi) Prensip: Serum plazma veya idrardaki üre, üreazın etkisiyle NH3 ve CO2 e parçalanır. Berthelot metodunda NH3, katalizör olarak sodyum nitroprussiyat kullanmak suretiyle fenol hipoklorit reaksiyonu ile tayin edilir. Çalışılan serum örneği çok seyrettik olduğundan proteinlerin çöktürülmesi gerekmez.

    Maceryab Serum.

    Çözeltiler: 1. o/ol EDTA çözeltisi.

    2. Fenol renk ayıracı: 250 mg sodyum nttroprussiyat ve 50 g fenol bir miktar distile suda çözüldükten sonra 1000 mi ye tamamlanır.

    3. Alkali hipoklorit ayıracı: 25 g NaOH, 2.1 g sodyum hipoklorit distile suda çözüldükten sonra 1000 mi ye tamamlanır.

    4. Üreaz

    Deneyin Yapılış e

    1. Serum örneği ve kör için İki deney tüpü alınır.

    2.  Birinci tüpe 0.2 mi serum, 10 mi %1 EDTA çözeltisi ve bir spatül ucu üreaz konur.

    3. Kör olarak kullanılacak İkinci tüpe İse 10.2 mi %l EDTA çözeltisi ve bir spatül ucu üreaz konur.

    4. Her İki tüp 55-57°C ilk su banyosunda 15 dakika bekletilir.

    5. Tüpler su banyosundan çıkarılır ve soğutulur.

    6. Birinci tüpten 1 mi bir deney tüpüne aktarılır, üzerine 1 mi fenol renk ayıracı ve 1 mi alkali hipoklorit ayıracı konur.

    7.  İkinci tüpten 1 mi alınır, üzerine 1 mi fenol renk ayıracı ve l mi alkali hipoklorit ayıracı konur.

    8. Tüpler karıştırılır, yeniden 55-57°C su banyosunda 3 dakika bekletilir.

    9. Tüpler soğutulur, her tüpe 7 mi distile su konur, karıştırılır. 10.5 dakika sonra köre karşı 525 nm de okunur.

    11. Kalibrasyon grafiğinden serumdaki üre miktarı hesaplanır.

    71

    Katfbrasyon grafiğinin çizilmesi:

    Çözeltiler: l. Amonyum sülfat stok çözeltisi: 220 mg (NH^SC^ 100 mi dlstile suda çözülür. Bu çözeltinin 1 mi si 1 mg üreye karşı gelir.

    2. Amonyum sülfat çalışma çözeltisi: 5 mi stok çözelti alınıp distlle su İle 100 mi ye tamamlanır. Bu çözeltinin 1 mi si 0.05 mg üreye karşı gelmektedir.

    Deneyin Yapılışı:

    1. 5 adet deney tüpü alınır ve aşağıda gösterilen şekilde ayıraçlar konur.

    KÖR »/»31.25 mg %62.5 mg %125 mg %250 mg

    l. çöz. (mi) -Distlle su (mi)                   8

    Fenol ayıracı (mi)             1

    Alkali hipoklorit çöz.(ml) i

    0.125
     0.250
     0.500
     1.000
     
    7.875
     7.750
     7.500
     7.000
     
    1
     1
     1
     1
     
    1
     1
     1
     1
     

    2. Tüpler 55-57°C İlk su banyosunda 3 dakika bekletilir.

    3. Su banyosundan çıkarılır, 5 dakika bekletilir, köre karşı 525 nm de okunur.

    4. Absorbans değerlerinin konsantrasyona karşı grafiği çizilir.

    Normal Iteferler: Kan üresi 20-35 mg/100 mi dir ve bu değer %8-20 mg üre azotuna karşılıktır.

    NOT:$odyum tıipoktotit çözeltisinin hazırlanması: ı i doymuş kalsiyum

    hipoklorit çözeltisi (temizlik İçin kullanılan kireç kaymağından hazırlanır) 1 L

    doymuş sodyum karbonat çözeltlsiyle karıştırılır. Bir gece bekletilir. Üstteki

    berrak sıvıda klor miktarı belirtimi yapılarak kullanılır.

    Klor miktar tayini; Bir erlen içine 20-30 mi distlle su, 1-2 kristal potasyum

    iyodür, 5 mi asetik asit ve 1 mi klor tayin edilecek ana çözelti konur,

    0.1 N sodyum tlyosülfat ile açık san renk meydana gelinceye kadar titre edilir, l-

    2 damla %1 nişasta çözeltisi konur ve mavi renk meydana gelinceye kadar

    tttrasyona devam edilir.

    Hesap: Harcanan toplam tlyosülfat (T) mi olsun.

    Ana çözeltide klor (g/L) – T x 3.546

    Bu ana klor çözeltisi renkli şişede (+4°C de) sonsuz dayanır. Alkali hipoklorit ayıracı hazırlamada kullanılır.

    KUMtKENZİMOLOJİ

    Vücut sıvılarında veya doku ekstrelerinde enzim aktlvttesî ölçümlerinin teşhis açısından önemli değer taşıdığı pek çok durum vardır. Bu amaçla şu materyaller kullanılın

    72

    1.  Kan: Genel olarak serum veya plazma analizi yapılır, Ancak, alyuvar enzimleri aktivite ölçümleri de zaman zaman önemli olabilmektedir.

    2.  idrarı Çok az sayıda enzim Giornerüllerden filtre edilebilir. Bu nedenle idrarda enzim aktivltesi ölçümü teşhisde sınırlı bir yere sahiptir.

    3.  Seröz effüzyon veya diğer vücut sıvılarında: Bu tür örneklerde enzim aktivitesi ölçümü ender olarak değer taşır. Ancak, amniotik sıvı hücre kültürlerinde enzim çalışmaları sonucu bazı prenatal teşhisler yapılabilmektedir.

    4.   Dokular: Enzim ölçümleri genellikle biopsi materyallerinde yapılır. Kullanılan teknikler özeldir ve çoğunlukla kalıtsal hastalıkların teşhisinde kullanılır.

    Görüldüğü gibi teşhis için gerekli rutin enzim testlerinin büyük bir çoğunluğu serum veya plazmada yapılmaktadır.

    PLAZMA ENZİMLERİ

    Plazma enzimleri 2 temel grupta toplanın (1) Kandaki fonksiyonları kesin olarak tanımlanmış olanlar, (Koagülasyon faktörler gibi), ve (2) Kanda bilinen bir fonksiyonu olmayan fakat, hücrelerden sızıntı veya normal hücre ölümü sonucu dışarı çıkan enzimler.

    Bir enzimin plazmadaki aktivitesi aşağıdaki faktörlere bağlıdır.

    1. Enzimin hücreden salınma hızı

    2. Enzimin ekstrasellüler sıvıdaki dağılım hacmi

    3. Katabollzma veya atılma yoluyla enzimin plazmadan uzaklaştırılma hızı

    4.  Plazmada deney şartlarını etkileyebilecek faktörlerin (İnhibitör veya aktivatörler) bulunması

    Normal olarak tesbit edilebilen enzimlerin büyük kısmının aktivitesf sağlıklı kişilerde oldukça sabittir. Ancak, bazı enzimlerin aktiviteieri şartlara bağlı olarak geçici artışlar gösterebilir. Ağır kas eksersizlerinden sonra Kreatin kinaz veya yemekten sonra Alkalen fosfatazın İntestinal izoziminin geçici olarak artması gibi. Genel olarak plazma enzim aktivitesi plazmaya giriş ve çıkışının eşit olduğu steady-state durum arzeder. Aktivitedeki değişiklikler hemen hemen daima enzimin plazmaya salınım hızındaki artışından kaynaklanır. Bu artışlar genel olarak aşağıdaki nedenlerden ileri gelir.

    a)  Hücrelerin nekrozu veya ağır harablyeth Bu tür harablyet lskemlden veya toksik maddelerden kaynaklanır. Salman başlıca enzimler hücre sltoplazmasındakl çözünür enzimlerdir.

    b)   Hücre yenilenmesinin hızlanması: Neoplastlk hastalıklarda görülür. Osteoblastik aktlvitenln artması gibi nedenlerle de olabilir.

    c)  Hücre içerisinde enzim konsantrasyonunun yükselmesi: Bazı hücre içi enzimlerinin aktivitesi bazı hastalıklarla veya ilaçlarla indükienir (gama-glutamü transferaz gibi).

    d)  Kanal tıkanması: Bu durum normalde dış salgı bezlerinin salgısında bulunan enzimlerin kana geri akışına neden olur (ön amilaz)

    Enzimlerin plazmadan uzaklaştırılma hızını düzenleyen faktörler çok iyi anlaşılmamıştır ve enzimler arasında büyük farklılıklar görülmektedir. Dîagnostik amaçla ölçülen enzimlerin büyük bir kısmının yanlanma ömrü 10 saat ile 5 günü aşan süreler arasında değişir.

    73

    Genel olarak enzimler doku harabiyetinin tesbiti açısından önemli indikatörlerdir. Hücre İçi konsantrasyonları plazma konsantrasyonlarından çok yüksektir. Küçük düzeydeki doku harabiyetleri bile plazma enzim aktivlteîertnde ölçülebilir artışlara neden olabilir. Kullanılan tekniklerin hassasiyet derecesi çok düşük düzeydeki enzimlerin sağlıklı bir şekilde ölçümüne olanak verir.

    ASA                   ALA               LDH                      CK

    10000

    Kalp
     8000
     400
     1000
     
    Karaciğer
     7000
     3000
     1500
     
    Serum
     1
     1
     1
     

    TEŞHİSTE ENZİM TESTLERİNİN KULLANILIŞI

    Dokuların harabiyeti sonucu çok sayıda enzim yüksek miktarda kan dolaşımına salınmakta fakat pratîkde, bunlardan çok azı rutin diagnozda kullanılabilmektedir. Seçim hastalığın yapısı ve bölgesine bağlıdır.

    1. Hassasiyet: Enzim aktivitesini ölçerek küçük bir doku harabiyetini teşhis etme yeteneğidir. Pek çok bozuklukta doku tahribi minimium olduğunda klinik teşhis yapmak çok zordur.

    2.   Spesifite: Hasar gören dokuyu teşhis etme yeteneğidir, önemli enzimlerin büyük kısmı farklı dokularda farklı düzeylerde bulunmalarına rağmen vücudun tamamında yaygın olarak yer aldıklarından, bu durum klinik enzlmolojlde büyük bir problem oluşturur. Bu enzimlerin aktivttelerindeki artış çok sayıda farklı dokuyu etkileyen hastalıklarda görülebilir.

    3.    Enzim düzeyinin yükselme süresi: Enzim aktivitesl hastalığın başlamasından hemen sonra yükselmeli ve yüksek seviyede kaydadeğer bir süre kalmalıdır^ Bu özellikler salınma süresi ve plazmada enzimin yanlanma ömrüne bağlıdır.

    4. Teknik faktörler: Bir enzim testinin mümkün olduğu kadar hassas, doğru, uygulaması kolay ve ucuz olması istenir.

    FOSFATAZLAR

    Fosfatazlar, organik fosfat esterleri ile tepkimeye giren ve fosfoester bağlarını hidroliz ederek İnorganik fosfat iyonunu serbest hale geçiren enzimlerdir. Hidrolazlar grubundan olan bu enzimler optimum etkinlik gösterdikleri pH lara göre asit ve alkalen fosfatazlar olarak adlandırılırlar ve fosfomonoesterler üzerinde etkilerini gösterirler.

    ALKALEN FOSFATAZ. EC 3.1.3.1

    pH 9.0-10.5 arasında maksimum aktlvite gösteren bir grup fosfataza verilen jenerik isimdir. Vücutta yaygın bir dağılım gösterir. Alkalen fösfataz aktivitesi gösteren dokularda bir veya daha fazla karakteristik îzozimi bulunur.

    74

    Klinikte önem taşıyan izozimler karaciğer, kemikler, plesanta ve barsaklarda yer alır.

    Alkalen fosfatazın kesin rolü henüz aydınlığa kavuşmamıştır. Ancak, pek çok dokuda hücre membranlanna çok yakın yerlerde bulunması membran transport ile fosfataz aktivitesinin ilişkisini işaret etmektedir.

    Alkalen fosfataz izozimlerinin elektroforez ile birbirlerinden ayınmı mümkündür. Ancak, elektroforez sonucu bireysel komponentlerin miktar tayinleri rutin olarak yapılmamaktadır.

    Plazma alkalen fosfatazı diğer plazma proteinlerine benzer şekilde metabolize edilir. Enzim aktlvttesi safrada da tesbit edilebilir düzeydedir ancak enzim karaciğerde sentezlenmekte ve doğrudan safraya geçmektedir.

    Plazma alkalen fosfataz aktivitesi fizyolojik şartlara bağlı olarak önemli derecede değişiklik arzedebilir. Bu durum ölçüm sonuçlan değerlendirilmeden önce hatırlanmması gereken önemli bir konudur.

    Plazma alkalen fosfataz referans değerleri, kemik gelişimi ile ilgili olarak osteoblastlk aktlvttedekl artış nedeniyle çocukluk çağında yetişklnlerlninkinin 3 katı kadar yüksek olabilir. Normal gebelikte plesantadan alkalen fosfataz salınım! 2. ve 3. üç aylık dönemlerde normal yetişkin düzeyinin 2 katma kadar çıkabilir. Plesental yetersizlik durumunda ise, aktlvlte azalma eğilimindedir. Yağlı besinlerin alımından sonra barsaklardan alkalen fosfataz salınım* plazma alkalen fosfataz aktivftesinde geçici küçük bir artışa neden olabilir. Bu nedenle afkalen fosfataz aktivitesi tayin edilecek kanın açken alınmış olması gerekir.

    Plazma alkalen fosfataz aktivitesinin patalojik artışc Pek çok durumda aktlvlte artışı gözlenmektedir. Bunların içinde en önemli 3 grubu karaciğer, kemik hastalıktan ve kanser oluşturmaktadır.

    Kemik hastalıklareAJkalen fosfataz osteoblastlardan salı verildiğinden osteoblastlk aktivKenin arıttığı hastalarda enzim aktivttesi de artmaktadır. Bu hastalıklar; Paget hastalığı, hiperparatiroidizm, rikets, osteomalazi ve osteoblastik metaztazii karsinomadır.

    Karaciğer hastalıkları: Safra akışının engellenmesi (kolestaz) karaciğer alkalen fosfatazı sentezinin artışına yol açması ve alkalen fosfatazın karaciğere geri dönmesine neden olması açısından İkili etkiye sahiptir.

    Kolestazın olmadığı durumda hepatosellüler tahribat hepatik alkaien fosfatazın nlsbeten daha az salınımına yol açar. Çünkü hepatik aikalen fosfataz karaciğer hücresi membranına sıkı bir şekilde bağlıdır ve bu nedenle sitoplazmik enzimler gibi kolaylıkla hasar görmüş hücreden dışarı sızamaz.

    Kanser: Hastaların küçük bir kısmında plazmada atiplk alkalen fosfataz izozimleri belirebilmektedir. Bunlardan en yaygın görüleni ilk görülen hastanın adıyla anılan REGAN İzozîmidir ve plasenta! lzozlme çok benzemektedir. Aikalen fosfatazın çok sayıda tümör İşaretleyici atlpik izozimi vardır. Ancak bu izozimler çoğunlukla plazma total alkalen fosfataz aktivitesini artıramayacak kadar küçük miktarlarda bulunmakta ve varlıklarının kanıtlanması için özel tekniklere ihtiyaç göstermektedir. Bunlara İlaveten, kanserli hastaların karaciğer veya kemikleri neoplazmadan etkilenmişse plazmalarında yüksek miktarda karaciğer veya kemik İzozimleri bulunabilir.

    75

    Düşük plazma alkalen fosfataz aktivttesi ender rastlanan kalıtsal hastalık hipofosfatazide görülür. Gerek doku gerek plazma alkalen fosfataz aktivitesi genellikle düşüktür ve İdrarda aşın miktarda fosforll-etanolamln bulunmaktadır.

    ASİT FOSFATAZ EC 3.1.3.2

    Asit fosfataz pH 4.9-5.5 arasında maksimum aktivite gösteren bir grup non-speslflk fosfataza verilen jenerik bir isimdir. Prostat yüksek konsantrasyonda non-spesifik asit fosfataz içerir. Karaciğer, dalak, alyuvarlar ve plateletlerde asit fosfataz lzozlmler! küçük miktarlarda bulunur. Prostatik ve non-prostatik izozimler yalnızca bir izozimin tercih ettiği substratın kullanılması veya seçici bir inhîbltörün kullanılmasıyla birbirlerinden ayır d edilebilir. Total plazma asit fosfataz aktivlteslne ilaveten çok sayıda laboratuvar raporlarında prostatik asit fosfataz aktlvltesi veya tartarat-labil veya formaldehît-stabîl asit fosfataz aktivftesini de bildirir. Bu akdviteler teşhisde ilgi duyulan prostatik izozime aittir. Son zamanlarda prostatik asit fosfataz tayini için radyolmmünoassay metodlan (RIA) kullanılmaya başlamıştır. Bu metodlar enzim aktivitesi ölçümlerinden çok daha hassas ve prostatik asit fosfataz için çok daha spesifiktir. Ancak, RIA metodlan henüz rutin olarak kullanımda değildir.

    Prostatik bir hastalıktan şüphe nedeniyle yapılacak asit fosfataz tayininde şu noktalara dikkat edilmelidir.

    1.  Kan örneği rektal muayeneden önce alınmalıdır. Çünkü bu İşlemden sonra plazma asit fosfataz aktlvtteslnde geçici fakat nadiren de yüksek artışlar bildirilmiştir. Ancak bu etkiler genellikle küçüktür ve son zamanlardaki raporlar bu artıştan desteklememektedir.

    2.  Prostatik izozim stabil değildir. Bu nedenle örnek alınır alınmaz derhal laboratuvara gönderilmeli deney ve muhafaza uygun koşullarda yapılmalıdır.

    Kİnik uygulama: Asit fosfataz ölçümleri genellikle metastatik veya istilacı prostatik karsinomanın teşhisi ve izlenmesi için yapılır. Kanserin prostat kapsülü içerisinde kaldığı durumlarda prostatik asit fosfataz aktivitesi sadece hastalann %20 sinde artış göstermektedir. Ancak, lokal veya uzaklara yayılmış neoplazma aktivite artışına neden olur ki, bu yükseklik çoğunlukla hastalann o/o8O nine ulaşan yüzdelerde görülebilmektedir.

    Yüksek asit fosfataz aktivitesi çok sayıda diğer hastalıklarda da meydana gelmektedir. Prostatik izozim, prostatik enflamasyon, travma veya bir nekroz olduğu zaman salınır. Tartarat-stabil izozim (non-prostatik) kemik hastalığı, özellikle paget hastalığı, hiperparatiroidism ve metastatik göğüs kanserli hastalarda artar. Plazma asit fosfatazı karaciğer hastalıklarında, Gaucher hastalığında ve yüksek platalet yıkımına bağlı trombositopenili hastalarda artabilir.

    Fosfataz etkinliğinin saptanmasında kullanılan yöntemler, kullanılan substrata ve deney şartlarına bağlı olarak farklılık göstermekte ve buna bağlı olarak ta farklı sonuçlar elde edilmektedir. Bu açıdan yapılan tayinlerde enzim etkinliklerinin hangi yönteme göre saptandığının kesinlikle bildirilmesi gerekmektedir. Asit ve alkalen fosfataz etkinliğinin saptanması amacıyla en çok

    76

    uygulanan yöntemler, Bodanski, King-Armstrong ve Bassey- Lowr) yöntemleridir.

    Substrat olarak Bodanski yönteminde sodyum beta-gliserofosfat, Armstrong yönteminde ise p-nitrofeni 1 fosfat kullanılmaktadır.

    o-

    °                                   O —P-ONa

    HO-CH2 O                                   O —p-ONa                           j^ oNa

    CH-O-P-ONa                         J\ ONa

    HO-CH2 ONa                            [^ M

    ^^                                         NO2

    Sodyum beta                          Disodyum

    qliserofosfat                           fenil fosfat                        p-nitrofenii fosfat

    Farklı substratlann kullanıldığı bu yöntemlerde tepkime ortamının pH uygulanan yönteme göre; asit fosfataz için 4.9- 5.5, alkalen fosfataz için 9.0-10.S arasında değişen pH iarda seçilmektedir. Substrat olarak sodyum beta-giiserofosfat enzim etkinliği, açığa çıkan inorganik fosfat üzerinden, disodyum feniifosfat kullanıldığında fenol miktarı üzerinden, p-nitrofenilfosfat kullanıldığında ise, açığa çıkan p-nkrofenol üzerinden saptanmaktadır.

    serumda ASİT fosfataz tayini (King -Armstrong Yöntemi) Prensip; Disodyum feniifosfat, fosfataz enzimiyie parçalanır ve açığa çıkan fenol saptanır.

    Materyal: Serum

    Çözeltiler! 1. Tamponlanmış asit substrat: 500 mi 0.01 M disodyum feniifosfat çözeltisi ile 500 mi asit tampon karıştırılır.

    2. Asit tampon: 42 g sitrik asit (1M2O) 400 mi distile suda çözülür. 376 mi 0.1 N NaOH çözeltisi ilave edilir ve distile suyla 1000 mi ye seyreltilir. pH 4.9 a ayarlanır. Tampon kloroform altında buzdolabında saklanır.

    3. Fenol ayıracı (Folin-Ciocalteu): 1.5 L lik balon içine 100 g sodyum tungstat, 2.5 g sodyum molibdat ve 700 mi distile su konur. 50 mi %85 H3PO4 çözeltisi ve 100 mi HC1 eklenir. 10 saat geri çevirici soğutucu kullanılarak kaynatılır. Bu süre sonunda karışıma 150 g LİSO4,50 mi distile su ve birkaç damla sıvı brom konur. Karışım çeker ocakta açık balonda fazla bromun giderilmesi için yaklaşık 15 dakika kaynatılır ve distile suyla 1000 mi ye tamamlanır. Ayıraç kahverengi şişede saklanır. Altın şansı renkte olmalı ve yeşil refle vermemelidir.

    4. Seyrettik fenol ayıracı: 100 mi fenol ayıracı 200 mi distile su ile seyreltilir.

    5. Stok fenol çözeltisi: 0.1 g kristal fenol 100 mi 0.1 N Hd çözeltisi içinde çözülür.

    77

    6. Fenol çalışma çözeltisi: 5 mi stok fenol çözeltisi O.i N HCÎ ile

    100 mi ye seyreltilir. 7.0.01 M disodyum fenilfosfat çözeltisi. 8. %8 Na2CO3 çözeltisi.

    Deneyin Yapılış e

    1. Kontrol ve örnek olarak işaretlenmiş iki test tüpüne 10 ar mi tamponlanmış asit substrat konur. Tüpler 37°C lik su banyosunda substratın sıcaklığı 37°C olana kadar bekletilir.

    2.  örnek tüpü su banyosundan çıkarılır, 0.5 mi serum ilave edilir ve iyice karıştırılır. Sonra tekrar aynı sıcaklıktaki su banyosuna konur.

    3.  Serum ilavesinden tam bir saat sonra tüplerin her ikisi de su banyosundan çıkarılır, içlerine 5 er mi seyreltik fenol ayıracı eklenir, karıştırılır. Bu kez kontrol tüpüne 0.5 mi serum eklenir ve karıştırılır.

    4. Her iki tüp içeriği süzülür.

    5.  Üçüncü bir tüpe 1 mi seyreltik fenol standartı, 3.2 mi distîle su ve 2 mi seyreltik fenol ayıracı konur ve karıştırılır.

    6. Kör tüpü olarak işaretlenen dördüncü tüpe 2 mi seyreltik fenol ayıracı ve 4.2 mi distile su konur ve karıştırılır.

    7.  Hazırlanan dört tüp içeriğinin her birinden 4 er mi ayrı tüplere alınır ve her birine 6 mi %8 Na2C<>3 çözeltisi eklenip karıştırılır ve oda sıcaklığında 20 dakika bekletilir.

    8. Standart, kontrol ve örnek tüpleri spektrofotometrede 660 nm de okunur.

    Hesaplama!

    Her 100 mi serum için asit OD0 - OD^ 15.5 100 fosfataz ünitesi (K.A.Ü)          ---------------- x 0.322 x------- x ——

    ODst                              40             0.5

    ODörnek - ODkontrol K.A.Ü =--------------------------------------- X 25

    0Dstandart

    Asit fosfataza ait King-Armstrong ünitesi (K.A.Ü), 37°C de l saatte spesifik tampon substrattan (pH 4.9) 1 mg fenol açığa çıkaran fosfatazın miktarı olarak tanımlanır.

    Normal Değerleri: 0.5 -4.0 ICA.0

    SERUMDA ALKALEN FOSFATAZ TAYİNİ (Kİng-ArmstFOitg YOlttemî)

    Prensip: Disodyum fenllfosfat, fosfataz enzimiyle parçalanır ve açığa çıkan fenol saptanır.

    78

    Materyal; Serum

    Çözeltiler: 1. Tamponlanmiş alkalen substrat: 500 mi 0.01 M disodyum

    fenilfosfat çözeltisi ile 500 mi alkalen tamponla karıştırılır.

    2. Alkalen tampon: 6.36 g anhidr sodyum karbonat ve 3.36 g sodyum bikarbonat suda çözülür ve 1000 mi ye seyreltilir. pH 10 olmalıdır.

    3. Fenol ayıracı.

    4. Seyreltik fenol ayıracı.

    5. Stok fenol çözeltisi.

    6. Seyreltik fenol standartı.

    7.0.01 M disodyum fenilfosfat çözeltisi. 8. %6 Na2CO3 çözeltisi.

    Deneyin Yapılışı:

    1. Kontrol ve örnek olarak işaretlenmiş iki test tüpüne tamponlanmış alkalen substrattan 10 ar mi konur. Tüpler 37°C lik su banyosunda substratm sıcaklığı 37°C olana kadar bekletilir.

    2. örnek tüpü su banyosundan çıkarılır, 0.5 mi serum eklenir, iyice karıştırılır ve tekrar aynı sıcaklıktaki su banyosuna konur.

    3. Serum ilavesinden tam 15 dakika sonra tüplerin her ikisi de su banyosundan çıkarılır.

    4. Tüplere 5 er mi seyreltik fenol ayıracı eklenir, iyice karıştırılır. Bu kez kontrol tüpüne 0.5 mi serum İlave edilir, karıştırılır, tüpler süzülür.

    5.  Üçüncü bir tüpe 1 mi seyreltik fenol standartı, 3.2 mi distile su ve 2 mi seyreltik fenol ayıracı konur, karıştırılır.

    6.  Kör olarak işaretlenen dördüncü tüpe 2 mi seyreltik fenol ayıracı ve 4.2 mi distile su konur, karıştırılır.

    7. Yukarıdaki tüp içeriklerinin her birinden ikişer mi ayrı tüplere alınır, her birine 8 mi %6 Na2CO3 çözeltisi eklenir, iyice karıştırılır, oda sıcaklığında 20 dakika bekletilir.

    8. Standart, kontrol ve örnek tüpleri spektrofotometrede köre karşı 660 nm de okunur.

    Hesaplama: Alkalen fosfataza ait 1 King-Armstrong ünitesi, 37°C de 15 dakikada spesifik substrattan (pH 10) l mg fenol açığa çıkaran fosfatazın miktarıdır.

    Her 100 mi serum için asit OD5 - ODfc 15.5 100 Alkalen fosfataz ünitesi - ...............- x 0.016 x -----— x -------

    (K.A.Ü)                                        ODst                              2.0            0.5

    °Dörnek - O°kontrol ICA.Ü =.................................. X 25

    0Dstandart Normal Değerleri: 4.5 -9.5 K.A.Ü

    KREATİNİN VE KREATİN

    Organizmada amîno asitlerden yararlanılarak protein özelliği taşımayan ancak azot içeren ve biyolojik açıdan önemli bazı maddeler de meydana gelir. Bunlardan biri de kreatindir. Bunun ADP nin ATP ye dönüşümünü sağlayan yüksek enerjili labil bir fosfat taşıyıcısı olarak görev yapar. Fosfokreatin, gerektiğinde fosforik asidini vererek halkalı bir bileşik olan kreatinine dönüşür.

    Kreatinin ve az miktarda kreatin idrarla dışarı atılır. İnsanda kreatinin yapımı o kimsenin kas kitlesi ile doğru orantılıdır. Kasların kontraksiyon yetenekleri içerdikleri fosfokreatine bağlı ve kontraksiyon kuvveti fosfokreatinin yıkılma derecesiyle orantılıdır. Aktif kasta fosfokreatin stoğu aniden biter ve ATP seviyesi düşer, ADP ve Pi konsantrasyonu artar. Kontraksiyondan sonra kaslardaki uyarının yeniden oluşması hidroliz olmuş fosfokreatlnfn yeniden sentezlenmesine bağlıdır.

    Kreatinin sadece fosfokreatinden değil serbest haldeki kreatinden de meydana gelir. İnsan organizmasında çok büyük kısmı kaslarda olmak üzere ve kas kitlesi ile orantılı olarak ortalama 20 g kadar kreatin ve fosfokreatin bulunur. Bir gün içinde vücudun her kilogramı başına dışarı atılan mg cinsinden kreatinine "Kreatinin koeflsyanı" denir.

    Fazla et yenmesi sonucu serumda fizyolojik olarak artış gözlenir. Gigantizm ve akromegali gibi hastalıklar sonucu kreatinin yapımı artar, renal yetmezlik üremi, korçjestif kalp yetmezliği gibi durumlarda ise böbrekten atılımı azalır. Akromegali, gigantizm, diabet, çeşitli enfeksiyonlar ve hipotiroidizm idrarda patolojik kreatin artışına neden olur. İdrarda patolojik azalma İse hipertiroîdizm, anemi, parallz ve kas atroflsi gibi durumlarda ortaya çıkar.

    SERUMDA KREATİNİN TAYİNİ (Alkali Fikret Yöntemi} Prensip: Serbest proteinsiz fıltrat içindeki kreatinin alkali çözeltide pikrik asit ile kreatinin pikratın koyu kırmızı tautomerini oluşturmasıdır.

    OH

    HN=(T C = O

    N------CH +               1^S-"^İ------------**          Renkli biieşik

    h3ct                 2                         ^ ^

    Kreatinin

    Materyal: serum

    Çözettifer. 1. Pikrik asit çözeltisi: 11.75 g pikrik asit dlstile suda çözülür ve 1 L ye tamamlanır.

    2. o/olO NaOH çözeltisi.

    3. Stok krreatinin standartı: 0.5g kreatinin (veya 0.80S g kreatinin çinko klorür) 0.1 N HC1 içinde çözülür ve 500 mi ye

    80

    tamamlanır, karıştırılır ve koruyucu olarak birkaç damla toluen katılır.

    4. Seyreltlk kreatlnln çözeltisi: 1 mi stok standart 0.1 N HCİ ile 100 mi ye tamamlanır. Koruyucu olarak birkaç damla toluen eklenir.

    5. %10 Sodyum tungustat çözeltisi.

    6. 0.66 N H2SO4 çözeltisi.

    Deneyin Yapılışı:

    1.  16 mi su bir ertene konur. Üzerine 2 mi serum, kan veya idrar eklenir, karıştırılır.

    2. Daha sonra 1 mi %1O luk sodyum tungustat çözeltisi eklenir ve karıştırılır.

    3. Son olarak 1 mi 0.66 N H2SO4 eklenir. 4.5 dakika beklenip süzülür.

    5. Kalibrasyon grafiğinin hazırlanması için aşağıdaki seriler hazırlanır.

    Tüp                          mi seyrettik                 mlfiitrac                  mlH20

    standart

    Kör                                0.0                                 -                              5.0

    st 1 (2 mg/ıoo mi)             1.0                                 -                              4.0

    St II (4 mg/100 mi)           2.0                                 -                              3.0

    st m (6 mg/ıoo mi) 3.0                              -                            2.0

    St IV (8 mg/100 mi)         4.0                                 -                              1.0

    StV (10 mg/100 mi) 5.0                                  -                              0.0

    örnek                               -                                 5.0

    6. Her tüpe 2.5 mi pikrik asit ve 0.5 mi %10 luk NaOH eklenir, karıştırılır ve 10

    dakika bekletilir.

    7.15 dakika içinde 520 nm de köre karşı %T (Transmittans) değerleri okunur.

    8. Standart değerlerinden kalibrasyon eğrisi çizilir. Semilogaritmik kağıda

    %T ye karşı mg/100 mi konsantrasyon değerleri olacak şekilde grafik çizilir.

    Bilinmeyen konsantrasyon grafik aracılığıyla bulunur.

    Normal Değerleri:

    Kreadnin                                      Kreatin

    serum                        0.5-2.0 mg/100 mi                           0.2-0.6 mg/100 mi

    İdrar                           1.0-2.0 mg/24 saat                             0-50 rng/24 saat

    KANDA KALSİYUM TAYİNİ

    Kalsiyum vücutta en büyük miktarda bulunan mineraldir. 70 kg ağırlığındaki bir erkekde kalsiyum miktarı yaklaşık 1 kg civarındadır. Yetişkin bir insanda kalsiyum alımı ile kalsiyum atımı arasında normal olarak bir denge mevcuttur. Bebeklik ve çocukluk çağında ise, vücutta tedrici bir kalsiyum birikimi nedeni ile, özellikle aktif İskelet gelişimi sırasında, pozitif bir balans

    81

    vardır. Yaşlılıkta ve hastalık durumlarında kalsiyum atımı kalsiyum alımından fazla olabilir ve negatif denge söz konusu olur. Vücutta kalsiyumun yaklaşık %99 u kemiklerdedir ve burada inorganik materyalin yaklaşık %40 mı oluşturur. Başlıca, kompleks bir tuz olan hidroksiapetit,

    3 Ca3(PO4)2, ve ca(OH)2 şeklindedir. Kalsiyum tuzlan kemiklerde mekanik bir role sahiptir fakat metabolik olarak inert değildir. Kemik şekillenmesi olan bölgede kalsiyum depolanması ve kemik rezorpsiyonu olan bölgede kalsiyumun ayrılmasıyla ilgili olarak İskeletde sabit bir değişim vardır. Bu durum hormona! denetim altındadır ve ekstrasellüler sıvıdaki [Ca2+] iyonunun stabilize edilmesinde bir depo vazifesi görmektedir. Kalsiyumun diğer önemli bir fonksiyonu metabolik niteliklidir ve [Ca2+] iyonlarıyla ilgilidir. Kalsiyum İyonları nöromüsküler aktiviteyi etkiler. Süt dahil çok sayıda sekresyon sıvısında kalsiyum bulunur.

    PLAZMA KALSİYUMU

    Normal olarak plazma kalsiyumu kesin tanımlanmış limitler arasında buîunur (2.12-2.62 mmol/L, 4.25-5.25 mEq/L veya 8.5-10.5 mg/100 mi). Kalsiyum plazmada İyonize halde (%50-65), proteine bağlı halde (%30-45) ve organik iyonlarda kompleks oluşturmuş şekilde (%5-10) bulunur. Bu üç komponent birbiri ile denge halindedir. Bu denge plazmada plazma [H+ ] veya plazma [protein ] düzeyindeki değişimlere veya kelat yapıcı ajanlara bağlı olarak değişir. Dengenin durumu ne olursa olsun fizyolojik olarak önem taşıyan, iyonize haldeki plazma kalsiyumudur. Direkt olarak doku cevaplarını etkileyen ve paratiroid hormon salmımından sorumlu feedback mekanizmayı denetleyen bu fraksiyondur. Bu nedenle eğer teknik açıdan mümkün olsa laboratuvarlarda rutin olarak plazma kalsiyumu yerine plazma İyonize kalsiyumun ölçülmesi tercih edilecektir. Oysa, teknik güçlükler nedeniyle bugün genel olarak plazma kalsiyum düzeyi ölçülmektedir.

    Kandaki antikoagülan maddelerin büyük kısmı genellikle kalsiyum ile reaksiyona girer. Bu nedenle kan kalsiyumu tayininde pıhtılaşmış kandan elde edilen serum kullanılır, Kesinlikle oksalatlı kan kullanılmaz,

    HİPERKALSEMİ

    Plazma kalsiyum düzeyinin en önemli neden primer hiperparatirofdizmdir. Bu durumun tesblti için yapılan ilk incelenmelerde hiperkalsemi bulgusu tek ve en önemli gözlem olmaya devam etmektedir. Hiperkalseminin nedenleri Watson tarafından aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır.

    1. Primer ve tersiyer hiperparatiroidizm

    2. Aşın miktarda D vitamini ve/veya kalsiyum alınması

    a- D-vit preparatlanyla kendi kendine tedavi b- Hlpokalsemlnin tedavisinde yüksek dozda D vitamini alımı c- Milk-alkali sendromu (kendi kendine antiasit tedavisi)

    3. D vitaminine yüksek hassasiyet

    32

    a- Sarkoidoslz                                                                 ^

    b- tdyopatik bebeklik hiperkalsemisi

    4. Kemik hastalıkları

    a- Kemikte osteolitik lezyonlu sekonder karsinoma

    b- Myelomatosiz, lösemi, kemikle İlgili retikülosiz

    c- Paget hastalığında aktivitenin arttığı zamanlarda veya

    Smmobllizayondan sonra d- Osteoporoz (nadiren)

    5. Diğer nedenlerle

    a- Tirotoksikoz

    b- Kemiğin ilgili olmadığı neoplastik hastalıklar

    c- Adrenal yetersizlik

    d- Hİperkalsemik periostitis

    e- Aşırı venöz stazlarında Hiperkalseminin en yaygın nedenleri hiperparatiroidism ve malig hastalıktandır.

    Hiperkalsemi sıklıkla böbrekler üzerinde istenmeyen etkilere neden olu Plazma kalsiyumundaki ani değişiklikler tübüler hasara neden olabilir. En yaygı olarak karşılaşılanı uzun süreli hiperkalseminin nefrokalsinosiz nedeniyle sebe olduğu renal tahribattır. Aşırı miktardaki kalsiyumun böbreklerle temizlenme renal taş oluşumundan sorumludur.

    HİPOKALSEMİ ve TETANİ

    Hipokalsemi asemptomatik veya tetani İle birlikte olabilir. Tetani, klasl olarak, düşük plazma [Ca2+] düzeyini gösterir. Hipokalseminin başlıca nedenle şunlardır.

    1. Kronik renal bozukluk

    2. Rikets veya osteomalaziye yol açan kalsiyum ve/veya D vitamininin

    yetersiz alım veya absorbsiyonu: a- Beslenme, kalsiyum ve D-vit in bulunmaması b- Gastrointestlnal, safra veya pankreas hastalıkları (malabsorbsiyon sendromu).

    3. Hipoparatiroidlsm

    a- Edinilmiş (tiroidektomi sonucu)

    b- Idyopatik

    c- Hedef organ direnci (pseudohlpoparatiroidism)

    4. Neonatal hipokalsemi

    a- Maternal hiperparatiroidism

    b- Hiperfosfatemi sonucu sekonder olarak

    5. Çeşitli nedenlerle hipoproteinemiye bağlı olarak

    6. Diğer nedenlerle:

    a- Aşın yağ nekrozlu akut pankreatltis

    b- Tiroidin medullar karsinomu

    c- Renal tubuler arızalar (sistinosiz, fankoni sendromu gibi)

    d- Magnezyum yetersizliği

    83

    Hİpokalseminln en çok karşılaşılan nedenleri kronik renal hastalıklar ve osceomalazidir.

    TETANİ:

    Semptomlar ve belirtiler plazma [Ca2+] konsantrasyonundaki küçük düşüşlerle ve hlpokalsemi gelişmeden meydana gelebilir (örneğin, histerik olarak aşırı nefes almada plazma [H+] düşüşü sonucu).

    Tiroidektomi sonucu veya metabolik asidozun şiddetli bir şekilde HCO3 ile tedavi edildiği kronik renal bozukluğu olan hastalarda veya akut pankreatiti olan hastalarda TETANİ, kolaylıkla açıklanabilmektedir. Hipokalsemiyle sonuçlanacak diğer durumlarda ise, nedenin tesbiti bu denli kolay olmayabilir.

    serumda kalsiyum tayini (Clark-collip Yöntemi)

    Prensip: Serumda kalsiyum, amonyum oksalat ilavesiyle kalsiyum oksalat halinde çöker. Kalsiyum oksalat ayrılır, asit içinde çözülür ve potasyum permanganat ile titre edilir.

    Ca2+ + C2O4″2———>caC2O4

    CaC2Û4 + H2SO4 ………> H2C2O4 +CaSO4

    5H2C2O4 + 3H2SO4 +2KMnO4 -—>K2SO4 +2MnSO4 + 10 CO2 +8 H2O

    Materyal: Serum

    Çözeltiler: 1. %14 lük amonyum oksalat: 40 g (NH4)2C2O4 distile suda

    çözülüp 1 L ye tamamlanır. 2. Seyreltik amonyum hidroksit: 2 mi o/o28 lik konsantre NH4OH

    100 mi ye tamamlanır. 3.0.1 N stok potasyum permanganat: 3.16 g KMnO4 1 L distile

    suda çözülür. Bir hafta bekletilip filtre edilir. 4.0.01 N KMnC>4 çalışma çözeltisi: 10 mi stok permanganat

    çözeltisi 100 mi ye kaynamış distile su ile tamamlanır.

    5. 2 N H2SO4: 50 mi %95 lik konsantre H2SO4 1 L ye dîstile su ile tamamlanır.

    6. 0.1 N Sodyum oksalat: 3.350 g Na2C2Û4 bir miktar distile suda çözülüp 500 mi ye tamamlanır.

    7. 0.01 N Na2C2Û4 çözeltisi: 10 mi 0.1 N sodyum oksalat çözeltisinden alınıp 100 mi ye tamamlanır.

    Deneyin Yapılışı:

    1. Bir santrifüj tüpüne alınan 2 mi su üzerine 2 mi serum ilave edilir.

    2.  Üzerine 1 mi %4 lük amonyum oksalat çözeltisi eklenir ve en az 2 saat beklenir.

    3. 2000 rpm de 10 dakika santrifüj edilir.

    84

    4. Sıvı kısım (Süpernatan) atılır. Tüp süzgeç kağıdı üzerinde başaşağı bırakılarak S dakika bekletilir. Süzgeçkağıdı ile tüpün ağzındaki sıvı da alınır.

    5. Üzerine 0.5 mi seyreltlk amonyum hidroksit eklenir, karıştırılır. Aynı çözeltinin 3.5 mi si ile tüpün kenarları yıkanır.

    6. 3,4, 5 no lu İşlemler tekrarlanır.

    7. Son santrifüj işleminden sonra sıvı kısım atılır ve tüp ters çevrilerek kurutulur.

    8. Çökeleğin üzerine 0.5 mi 2 N H2SO4 eklenir, karıştırılır.

    9.  Sonra tekrar 1.5 mi 2N H2SO4 eklenir ve kaynar su banyosunda çökelek çözünene kadar beklenir. Tüp yaklaşık 70°C ye kadar soğutulur.

    10.  0.01 N KMnO4 çözeltisi ile tüp içeriği, 1 dakika kadar kalabilen pembe renk gözlenene kadar titre edilir.

    Hesaplama;

    mi 0.01 N KMnO4 x 5 – mEq Ca/L

    mEq Ca/L x 2 = mg Ca/100 mi

    KAN SAYIMI ^

    /

    Kan sayımı, 1 mm3 kanda bulunan şekilli elementlerin (eritrosit, lökosit, trombosit) sayısını öğrenmek amacı ile yapılır. Normalde yetişkin erkeklerde ortalama 5.400.000/mm3 kan 4.600.000-6.200.000) ve yetişkin kadınlarda ortalama 4.800.000/mm3 kan (4.200.000-5.400.000) eritrosit bulunur. Lökositler için normal ortalama değerler 5.000- 10.000/mm3 kandır. Kan plateletleri ise 200.000-300.000/mm3 sayıdadır. Eritrosit, lökosit ve

    trombosit sayımlarına ek olarak yapılan hemoglobin ve hemotokrtt ölçümleri de organizmada herhangi bir patolojik durumun varlığı hakkında bilgi vermesi açısından çok önemli testlerdir. Hemoglobin için normal ortalama değerler yetişkin erkeklerde I6g/I00 mi kan; yetişkin kadınlarda 14.4 g/100 mi kandır. Hemotokrit, eritrositlerin hacminin tüm kan hacmine oranının 0/0 olarak ifadesidir. Normal değerleri yetişkin erkeklerde %42-52(°/o47), yetişkin kadınlarda Vo36-46 (%42) şeklindedir.

    Eritrosit, hemoglobin ve hemotokrit arttığı durumlar (polisitemi); yüksek yerlerde yaşam, Pick-Wİck Sendromu, styanozlu kalp hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, bazı hemoglobinopatiler, renal arter darlığı, üreter tıkanması, hepatoma, hipemefrom, polisttemi vera, diüretik tedavisi, kusma, diyare, yanık v.s. dır.

    Eritrosit, hemoglobin ve hemotokritin azaldığı durumlar (anemi ve oligosftemi); akut ve kronik kan kayıpları, eritrosit yapım bozuklukları, eritrosit yıkımının arttığı durumlardır.

    Lökositlerin arttığı durumlar üökositoz); bilindiği gibi lökositler, nötrofilier, eoztnoflller, bazofiller, lenfositler ve monositler olmak üzere sınıflandırılmaktadır. Çeşitli patolojik bozukluklarda lökositlerin bir ya da birkaç sınıfında artma ya da azalma görülebilir. Hastalığın teşhisi için, lökosit sayımından başka her bir lökosit cinsinin sayı ve oranlarının saptanabildiği lökosit formülü olarak bilinen periferik kan yayılması yapılmalıdır. Burada

    35

    belirtilen hastalıkların hepsinde lökosit sayısı artmakta yada azalmaktadır. Ancak, hangi lökosit cinsinde artma yada azalma olduğunun ayırımına gidilmemiştir. Buna göre genel olarak akut ve lokal iltihaplar, akciğer İnfarktüsü, akut miyokard infarktüsü, yanıklar, kanamalar, diyabetik ketoasidoz, akut böbrek yetmezliği, zehirlenmeler, dehidratasyon, tümörler, travma, gut, kollajen doku hastalıkları, lösemi, allerji, parazitozlar, bronş astması, addison, hemolitik anemiler, hipertiroidi, multipl miyelom, tüberkiloz, çeşitli infeksiyon hastalıkları v.s. de lökosit sayısı artmaktadır.

    Lökositlerin azaldığı durumlar (lökopeni); aplastik anemi, myelosikleroz, anaflaktik şok, hipotiroidi, demir eksikliği anemisi, bazı viral ve bakteriyal infeksiyonlar, stres, Cushing hastalığı, doku nekrozu, üremi, hodgkin hastalığı v.s= dir.

    Eritrosit ve Lökosit Sayımı:

    Malzeme: Parmakta delik açmak için kullanılacak steril iğne, Alkol

    Mikroskop Sayım pipetleri

    Sayım lamları (Thoma, Nevbauer) Sulandırma çözeltileri

    Eritrosit Sulandırma Çözeltisi (Hayem Çözeltisi): Sodyum klorür                        1 g

    Sodyum sülfat anhidr 2.65 g Civa-II-klorür                       0.5 g

    Distile su                            200 mi

    Lökosit Sulandırma Çözeltisi (Türk Çözeltisi): Glasiyal asetik asit             1-2 mi

    Gentian viole veya metilen mavisi (boyamayı sağlayacak kadar) Distile su                              200 mi

    Sayım pipetleri, kapiller kanı almaya özgü bir tüp kısmı ile buna bağlı olarak bulunan ve kanın dilüsyonunun yapıldığı, içinde boncuklar bulunan bir depodan ibarettir. Eritrosit pipetinde depo, kapiller kısmın 100; lökosit pipetinde

    10  katıdır. Kapiller bölüm 10 eşit kısma ayrılmış olup, 0.5 ve 1 bölümler! işaretlenmiştir. Deponun sonunda eritrosit pipetlerinde 101, lökosit pipetlerinde

    11   işaretleri bulunur. Pipetlerin ucuna birer lastik boru takılarak emme işi kolaylaştınlır.

    Sayım özel lamlarında, kenarı 1 mm olan kareler, önce kenarı 1/5 mm olan karelere (lökosit sayımı için kullanılan kareler) sonra bunların herbiride kenarı 1/20 mm olan 16 küçük kareye (eritrosit sayımı için kullanılan kareler) bölünmüştür. Karelerin derinliği 1/10 mm dir. Böylece; Eritrositler. 1/20 x 1/20 Xl/10 mm3 Lökositler: 1/5 x 1/5 x 1/10 mm3 lük bir hacimde sayılmaktadır.

    aşağı geımeK şartı ile eritrosit hacmine ait alt sınır ve serum hacmine ait üst sınır skalanın iki kalın çizgisine gelene kadar hareket ettirilir. Eritrosit çöküntüsü ile serum arasındaki sınır esas alınarak skalada karşı geldiği sayı, hematokrit değeri olarak saptanır.

    86 Eritrosit Savune

    t. a-

    Tasmf No. t

    KAYNAKLAR

    Biochemica Boehringer Mannhelm, Methods for Cllnical Chemical Research

    (1988/89)

    Easttıun, R.D., Biochemical values in cllnical Medldne, stxth Editlon, John & Sons Ltd, Wright, Bristol (1978).

    Frals, F., Practtcal Blochemlstry. An introductory course, Buttervvorth & Co, London, and university park Press, Baltimore (1972).

    Frankel, S., Relttnon, S., Sonit«nwirttt, A.C, Gradwohl’s Clinical Laboratory Methods and Dlagnosis, Volume One, Seventh Edition, The C.V. Mosby Company., Saint Louis (1970).

    Frankel, s., Reltman, s., Sotuıemrtrttı, A.C, Gradwohl’s Clinical Laboratory Methods and Dlagnosis, volume Two, The ev, Mosby company., saint Louis (1970),

    Harrow, B.y Borak, e., Mazur, A., ston«f g.&h., uvagreldt, H., Laboratoıy Manual of Blochemlstry, W.B. saunders Company, Ftfth Editlon, Phtladelphia (1960).

    H«nryy J.B., Clinical Dlagnosis and Management by Laboratory Methods, W.B. Saunders Company, I8th Edition. Phtladelphia (1991).

    Klctner, I.S., Dotd, LB.y Laboratory instruettons tn Biochemlstry, Seventh Editlon, The CV. Mosby Company, Saint Louis (1966).

    Wallach, J., Interpretation of Dtagnostlc Tests, Fourth Edition, Little Brown Company, Boston, Toronto, Çev: uz. Dr. Muzaffer Tuzcu, Uz. Dr. suna Tuzcu/Teshlste Laboratuvar Testleri, i, Yüce Yayınlan, İstanbul (1992).

    wallachf J.( ınterpretation of Dtagnostic Tests, Fourth Editlon, üttle Brown Company, Boston, Toronto, Çev: Uz. Dr. Muzaffer Tuzcu, Uz. Dr. Suna Tuzcu/Teşhiste Laboratuvar Testleri, II, Yüce Yayınlan, İstanbul (1992).

    ZÜva, F.Z., Puınall, PJL, Mayne, P.D., Clinical Chemtstry in Diagnosls and Treatment, Fifth Edition, ELBS, London (1991).

     

    ANKARA ÜNİVERSİTESİ ECZACILIK FAKÜLTESİ YAYINLARI NO : 74

    BİYOKİMYA PRATİKLERİ

    ANKARA 1996

    Prof. Dr. Serpil NEBİOGLU Doç. Dr. M. Kutlay BURAT Doç. Dr. Zeliha BÜYÜKBÎNGÖL

    BİYOKİMYA PRATİKLERİ ANKARA

    1996

    Prof.Dr.SerpİJ NBBİOĞLU

    Doç.Dr.M.Kutlay BURAT

    Doç.Dr.ZeUha BÜYÜKBİNGÖL

     

    http://kitaplar.ankara.edu.tr/tammetin.php?ocr=dosyalar/ocr/358.htm

    Author: admin on 26 Ekim 2011
    Category: Biomolecules-Biyomoleküller

    Last articles


    Biyokimyaci Dost Linkler
    Kongretr.com  | Forumakademi  | Biyokimyaci  | polymorphisms  | Fotoanaliz  |