Image Hosted by biyokimyaci
Ana Sayfa Yağlar Enzimler Mineraller Proteinler Vitaminler Nükleik Asitler Karbonhidratlar Hormonlar Temel Biyokimya Makaleler

Statistics

Üyeler: 286
Haberler: 239
Bağlantılar: 0
Ziyaretçiler: 359486

Syndicate

Ana Sayfa
ANTİKOAGULAN, ANTİTROMBOSİTİK VE TROMBOLİTİK İLAÇLAR PDF Yazdır
Üye Oylama: / 0
Yazan Administrator   
ANTİKOAGULAN, ANTİTROMBOSİTİK VE TROMBOLİTİK İLAÇLARArterlerin ve venlerin çeperinde ve içinde kan dolaşan yapay yüzeyler­de, trombus (damar-içi pıhtı) oluşmasını ve gelişmesini inhibe eden ilaçlara (antikoagülanlar ve antitrombositikler gibi) ve oluşmuş pıhtıyı eriten ilaçlara (fibrinolitikler gibi) antitrombotik ilaçlar denilir. 1.      Antikoagulan İlaçlarBunlar heparin ve benzeri ilaçlar ve oral antikoagülanlardır. Bu iki grup, kimyasal, farmakokinetik ve farmakodinamik olarak farklıdır. Ayrıca, iki antikoagülan protein mevcuttur: Lepirudin, sülüğün tükrüğünde bulunan hirudinin rekombinant formudur; ve insan antitrombin III, endojen bir insan antikoagulanının ticari preparatıdır.Antikoagulanların başlıca kullanım alanı, dolaşımın yavaş olduğu venler içinde trombus oluşumunu veya önceden var olan ve trombositler ve eritrositlerle dolu bir fibrin ağından oluşan trombusun büyümesini önlemektir. Bu nedenle, bacaklardaki derin ven trombozlarının önlenmesi ve tedavisinde yaygın olarak kullanılırlar.Kan akışının daha hızlı olduğu damarlarda trombuslar çok az miktarda fibrin ve bol miktarda trombositten oluştuğu için, arterlerdeki trombus oluşumunun önlenmesinde antikoagulanların rolü daha azdır. Kalp kapak protezleri üzerinde trombus oluşumunun önlenmesi için de kullanılırlar.
Devamı...
 
PAPP-A (Pregnancy-Associated Plasma Protein A) PDF Yazdır
Üye Oylama: / 0
Yazan Administrator   
 
PAPP-A (Pregnancy-Associated Plasma Protein A)
SP4, high molecular weight alpha-2mobile pregnancy specific protein ve IGFBP4 protease adları da verilen PAPP-A, gebelik sırasında embriyo ve plasenta (sinsityotrofoblastlar) tarafından üretilen en büyük moleküllü proteindir. Glikoprotein yapısındadır,çinko ihtiva eder ve enzim gibi (özellikle metallopeptidaz) hareket eder. Proteini kodlayan gen 9.kromozomdadır. Fetüsün annenin immün sistemi tarafından yabancı bir cisim olarak tanınıp zarar görmesini önleme,matriks mineralizasyonu ve anjiogenez gibi farklı görevleri olduğu düşünülmektedir.
PAPP-A seviyeleri saptanmaya başlandığı ilk trimesterden terme kadar sürekli artış gösterir (term’de100 IU/L).
Maternal serum düzeylerinin fetüs büyümesiyle korele olduğu görülmüş ve bu ilişki kullanılarak PAPP-A seviyelerinin kötü gebelik gidişini (intrauterinbüyümede gerilik, prematüre doğum,preeklamsi ve ölü doğum gibi) gösteren güçlü bir belirteç olduğu ileri sürülmüştür. Gerçekten de yapılan çalışmalarda 8 ile 14. hafta arası düşük PAPP-A seviyelerine sahip gebelerin intrauterin büyümede gerilik,trizomi21, prematüre doğum,preeklamsi ve ölü doğum için yüksek risk taşıdıkları tespit edilmiştir.
PAPP-A testi günümüzde genellikle 1.ve 2.trimester prenatal genetik taramalar (özellikle down sendromu) ve ateroskleroz çalışmalarında kullanılmaktadır. 1.trimesterde down sendromu vediger anomaliler için freeB-HCG ile birlikte (ikili test) güçlü bir tarama testi komponeti olduğu hususunda fikir birliği vardır.Downsendromunda PAPP-A seviyeleri azalmıstır. 1.trimesterde down sendromu için tanı degerinin B-HCG ve AFP’den daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bunlarla kombine edildiginde (biri veya ikisiyle) tanı degeri daha da artmaktadır.
PAPP-A’nın aynı zamanda ateroskleroz patogenezinde önemli rol oynayan IGF-1 (insülin like growht faktör) üzerine de etkili olduğu gösterilmiştir. IGFBP 4 (insülin likegrowht faktör binding protein 4) degradasyonunu hızlandırarak IGF-1’in serbest formunun artışına neden olan PAPP-A, bu yolla ateroskleroz gelişimini indirekt yolla hızlandırarak anstabil anjina ve akut koroner sendromlar (MI) için önemli bir risk faktörü olmaktadır. Yapılan çalışmalarda da PAPP-A seviyelerinin anstabil aterosklerotik plaklarda yüksek olduğu ve serum seviyelerinin de akut koroner sendromlu vakalarda normal popülasyona göre çok daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Bugun için PAPP-A’nın plakların instabilizasyonu yoluyla anstabil anjina ve akut koroner sendromlar için önemli bir risk faktörü olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Öyle sanıyoruz ki çok yakın bir gelecekte Kolesterol, ApoB, Lipoprotein(a) gibi ateroskleroz risk faktörlerine belki de çok daha güçlü bir marker olan PAPP-A de eklenecektir.
 
ÜÇLÜ TEST PDF Yazdır
Üye Oylama: / 0
Yazan Administrator   
 

ÜÇLÜ TEST


Üçlü test uygulamasındaki amaç; bebeğe ait özellikle Down sendromu, Trizomi 18 gibi kromozom bozuklukları ile birlikte "Nöral tüp defektleri" adı verilen bir takım anomalilerin taranmasıdır. Eş anlamlı olarak üçlü teste üçlü tarama testi veya Triple test de denilmektedir.

Üçlü test; gebeliğin 16-19. haftaları arasında anne kanından alınan örnekte β-HCG, alfa feto protein (AFP) ve serbest (bağlanmamış, unkonjuge) estriol (uE3) denilen üç biyokimyasal maddenin ölçümü ile yapılır.  Bu ölçümler gebelik haftasına göre annenin yaşı, vücut ağırlığı, ırkı, annede diyabet olup olmaması, sigara içip içmediği, öyküde önceki gebeliklerin özellikleri ile birlikte değerlendirilir. 
Üçlü test ile büyümekte olan bebekte olabilecek nöral tüp defekti ve bazı kromozomal anormalliklerle (Down sendromu ve trizomi 18) karşılaşılma riski hesaplanmaktadır.

Üçlü test bir tanı testi değil "tarama testi (screening test)" dir.  Testin amacı bebek ve anne açısından riskli yöntemleri kullanmadan bebekte olabilecek anomali riskini saptamaktır. Eğer test sonucunda risk belirli bir düzeyin üzerinde çıkarsa (genel olarak 1/270 den fazla olması durumunda) "amniyosentez" adı verilen işlem yapılarak kesin tanı konulur. Yani amniyosentez bir "teşhis testi (diagnostic test)" dir.
Özetlemek gerekirse üçlü test bize özellikle Down Sendromu (Trizomi 21, mongolizm), daha sonra Trizomi 18 ve Nöral Tüp Defektleri ile ilgili bilgiler vermektedir.  Ancak üçlü testin pozitif çıkması yani risk oranının 1/270''in üzerinde çıkması durumunda bu bebeğin down sendromlu doğacağı anlamına kesin olarak gelmez; yalnızca risk oranının normalden fazla olduğunu ve amniyosentez işleminin yapılmasının uygun olacağını ifade etmektedir.
Üçlü test normalden yüksek çıksa bile yapılacak amniyosentez sonucunda büyük olasılıkla sonuç normal olarak gelecektir. Ancak kesin tanı için bu işlemin yapılması şarttır.  Çünkü Down Senromu ultrasonik olarak hiç bir bulgu vermeyebilir.
Amniyosentez sonucunda Down senromu tespişt edilen bebekler en az iki hekim imzası ile "Sağlık Kurulu Kararı" çıkartılarak ve ailenin onayı alınarak tahliye edilmektedir.  Ülkemizde 10 haftanın üzerindeki tüm gebeliklerin anne veya bebek sağlığı düşünülerek sonlandırılması işlemi için sağlık kurulu kararı şarttır.
Üçlü testte asıl amaç belirtildiği gibi Down Sendromlu bebeklerin yakalanmasıdır.  Çünkü yaşamla bağdaşabilen bu durumlarda bebek hayat boyu fiziksel ve mental olarak geri kalacaktır.
Üçlü testin yapılmasındaki diğer amaçlar ise Trizpmi 18 ve "Nöral Tüp Defektleri (NTD)" adı verilen bir grup hastalığın erken teşhisinin sağlanmasıdır. Trizomi 18 ve NTD teşhislerinin ultrasonla konulabilmesi Down Sendromuna göre daha büyük bir olasılıktır.

Nöral Tüp Defektleri
Nöral tüp defektleri (NTD) bebeklerde görülen anomaliler (bebekteki kusurlar) arasında ilk sıraları almaktadır. Birkaç ayrı türü vardır. Bunlardan biri bebeğin beyin dokusunun bir bütün olarak gelişmemesidir, "anensefali" adı verilen bu en ağır şekli ölümcüldür.

Nöral tüp defektlerinin diğer türleri ise omurilikle ilgilidir.  Omurilik gelişirken onu çevreleyen omurga kemiklerinin tam kapanmaması sonucu omurilik dokusu bebeğin sırtındaki bir yarıktan dışarıya çıkar; bu duruma "spina bifida" denilir. Dış etkenlere çok hassas olan bu sinir dokusu zamanla zedelenir ve bebek belli bir seviyenin altında sinirsel fonksiyonlarını yapamaz. Sonuç olarak bebek açısından yine ölümcül olabilecek bir doğumsal anomalidir. Hafif şekildeki spina bifidalarda doğum sonrası bir takım operasyonlarla düzelme şansı vardır.

Bu anomalilerde açıkta kalan dokudan "alfafetoprotein" (AFP) amniyon sıvısına, buradan da anne kanına geçer. Anne kanından yapılan testlerde bu gebelerde normal gebelerden daha yüksek miktarlarda alfafetoprotein saptanır.
Spina bifidalı gebeliklerin % 85''i bu test ile yakalanabilmektedir. Ancak test yapılan gebelerin %3-4''ünde her şey normal olmasına rağmen yüksek sonuç verebilmektedir. Bu nedenle tek başına test sonuçlarıyla tanı konmamaktadır.
Üçlü testte AFP yüksek ise ayrıntılı ultrason ile beyin dokusu ve omurgalar değerlendirilir. Ultrason ile saptanamayan bir durum varlığında amniyosentez yapılarak amniyotik sıvıdaki AFP miktarı ölçülerek kesin tanı konulabilir. Ayrıca amniyon sıvısındaki "asetilkolin esteraz enzimi"nin miktarına da bakılabilir.
AFP değeri yüksek fakat amniyosentezde ve ayrıntılı ultrasonografide anomali saptanmayan gebeliklerde, bebeğin büyüme ve gelişmesinin daha yakın takip edilmesi önerilmektedir.

Trizomi 18
Anne kanında yapılan üçlü test ile Down sendromu ile birlikte trizomi 18 riski de hesaplanabilmektedir. Down sendromlu bebekte normalde iki tane olması gereken 21. kromozom üç tanedir.  Trizomi 18’de ise aynı problem 18. kromozomdadır.

Trizomi 18’li bebekler yaşamla bağdaşmaz ve genel olarak anne karnında veya doğumdan hemen sonra ölürler. Trizomi 18 görülme sıklığı Down sendromuna göre oldukça azdır.

Down Sendromu
Down sendromu (Trizom 21, mongolizm) yaklaşık olarak 850 doğumda bir görülür.  Tedavisi olmayan bu kromozom anomalisinde fiziksel ve zeka geriliği olan bebekler söz konusudur.

Down sendromu görülme şansı yaşa bağımlı olarak artar. Özellikle 35 yaşın üzerinde risk önemli bir boyuta ulaşır. Ancak tüm Down sendromluların %25-35’i yalnızca 35 yaş üzeri gebelik ürünü iken %70-80’e varan oranlarda genç gebeliklerdedir.
Üçlü testle Down sendromlu bebeklerin %60''ına yakını (%5 yalancı pozitiflikle) yakalanabilmektedir.

Son yıllarda üçlü testin Down sendromu yakalama şansını daha da arttırmak amacıyla teste kandaki "İnhibin A" adı verilen biyokimyasal değerinin de ölçülüp eklenerek testin "dörtlü test" şekline dönüşmesi için yapılan çalışmalar umut vericidir.
Down sendromu riski yüksek çıkmış gebeliklerde kesin tanıyı koyabilmek için anlatıldığı şekilde genetik amaçlı amniyosentez yapılması gereklidir. Üçlü tarama testinin asıl amacı yaşamla bağdaşabilen ve ömür boyu zeka geriliği ile giden Down sendromlu bebekleri yakalamaktır. Amniyosentez sonucu yakalanan Down sendromlu bebekler çıkarılan sağlık kurulu kararlarıyla tahliye edilirler.

Diğer Anomaliler
Üçlü test ile diğer bazı anomalileri de saptamak mümkündür. Bebeğin karın duvarı anomalilerinde (gastroşizis, omfalosel), böbrek anomalilerinde de test sonuçları yüksek çıkabilir. Bu nedenle üçlü testte artmış risk saptanan gebelere amniyosentez yapmadan önce tüm bu anomaliler açısından ayrıntılı ultrasonografik değerlendirme (II. basamak ultrasonografisi) yapılmalıdır.

 
Kalsiyum Bağlayıcı Proteinler ve Apoptozis PDF Yazdır
Üye Oylama: / 0
Yazan Administrator   
Kalsiyum vücudumuzda en çok bulunan mineraldir. Yüzde 99′u kemik ve dişlerde, geri kalanı kaslar ve kanda depolanır. Kalsiyumun kemik yapımı dışında, kas hareketleri, sinir sisteminin düzenli çalışması ,pıhtılaşma mejanizması ve hormonların salgılanmasında da rolü vardır. Kalsiyum iyonu (Ca2+) üremeden apoptosise kadar birçok hücresel fonksiyonun kontrolünden sorumlu ikincil haberci moleküldür.
Hücre içi depolardan yada hücre dışından Ca2+ salınımıyla sitozolik serbest Ca2+ konsantrasyonundaki değişim kalsiyum bağlayıcı proteinlerin (CaBP) aktivasyonuna ve buna bağlı olarak spesifik protein kinazların fosforilasyonuna neden olur . Ca2+ bağımlı sinyal iletim sistemi, kas kasılması, sekresyon yada enzim aktivasyonu gibi fonksiyonlar için önemli bir mekanizmadır . Bu sinyalin birçok büyüme faktörü ve mitojeni DNA transkripsiyonu düzeyinde aktive etmesiyle hücre farklılaşması sağlanır .
Kalsiyum bağlayıcı proteinler hücreiçi Ca2+ konsantrasyonundaki değişime bağlı olarak enzim, kanal ve yapısal proteinlerin aktivitelerini düzenleyen bir dizi protin grubudur. Bu proteinleri kısaca hatırlayalım dilerseniz…
KALMODULİN
Kalmodulin, hemem hemen tüm ökaryotik hücrelerde bulunan EF-el yapısına sahip 17 kDa luk bir proteindir ve dört Ca2+ bağlama bölgesi bulunur. Ca2+ iyonunun başlıca hücreiçi reseptörü olan kalmodulin çeşitli protein kinazların aktivitesini kontrol etmektedir. 
KALRETİSULİN VE KALSEKESTRİN
Kalretisulin eritrositler dışında her hücre tipinde bulunur ve molekül ağırlığı yaklaşık 46 kDa’dur. Başlıca görevi hücre içi ve endoplazmik reticulum (ER) Ca2+ konsantrasyonunu düzenlenmektir. ER’den salınacak proteinlerin kalite kontrolünde görev alan bir şaperondur .
Kalretisulin, ayrıca;
  • gen ekspresyonunun düzenlenmesi,
  • hücre adezyonu,
  • angiogenesis,
  • tümoral gelişimin inhibisyonu,
  • T ve NK hücrelerinde perforin por oluşumunun inhibisyonu gibi çeşitli fonksiyonlara sahiptir.
Kalsekestrin, iskelet ve kalp kası sarkoplazmik retikulumunda en sık rastlanan CaBP’dir. Bu protein elli kalsiyum bağlama bölgesi içerir. Kalsekestrinin yüksek depolama kapasitesi kasılma için gereken Ca2+’nın 20mM’a kadar depolanmasını sağlar .
Devamı...
 
Vitamin B12 ve Folat PDF Yazdır
Üye Oylama: / 0
Yazan Administrator   
 
B12 ve Folat beraberce B kompleks vitaminleridir.
Folat özellikle yesil yapraklı sebzeler, trunçgiller,kuru
fasülye,bezelye,karaciğer ve mayalarda bol bulunurken,
B12 kırmızı et,balık,kümes hayvanları,süt ve yumurta gibi hayvansal
gıdalarda boldur.
Her iki vitaminde normal eritrosit olusumunda, doku ve hücresel onarımda
ve DNA sentezinde rol oynar. B12 ayrıca sinir dokusunun sağlıklı
gelismesinde önemli iken, folat fetüste olduğu gibi hücrelerin
farklılasmasında gerekli bir vitamindir.
Her iki vitamin eksikliği de makrositer anemiye neden olur. Megaloblastik
anemi denen bu anemi seklinde eritrositler sayıca az fakat boyutça daha
büyüktür. Bu eritrositlerin yarı ömrü genellikle normal eritrositlerden daha
kısadır ve hemolize daha meyillidir, böylece yorgunluk, zayıflama gibi
anemi semptomlarına neden olur.
B12 eksikliği aynı zamanda değisik derecede nöröpatiye, ellerde ve
ayaklarda uyusma ve karıncalanmalarla sonuçlanan sinir hasarına neden
olur.
Folat eksikliği ise erken gebelikte gelismekte olan fetüste spina bifida
gibi nöral tüp defektleri riskinde artısa yol açar.
EKSİKLİK NEDENLERİ
Çesitlidir.
Yetersiz Alım: B12 birkaç yıl (5 yıl gibi) boyunca karaciğerde
depolanabildiğinden ve diyetle de kolaylıkla alındığından eksikliği nadirdir
(Amerika da çok az görülür). Genel Malnütrisyon vakalarında veya
süt,yumurta,et gibi hayvansal gıda yemeyen vejeteryanlarda eksiklik
olusabilir.
Ayrıca çocuklarda ve vejeteryanların süt emen bebeklerinde de
görülebilir. Çocuk ve bebekler yetiskinler gibi fazla B12 deposuna sahip
olmadığından B12 eksikliği belirtileri çabuk gelisir.
Folat ise vücutta B12 den daha az depolanabildiğinden diyetle daha sık
alınmalıdır ve eksikliği genel malnütrisyonlarda ve diyetsel yetersiz sebze
alımında görülebilir.
Malabsorbsiyon: Asağıdaki hastalıklarda her iki vitaminin emilimi
bozulabilir.
Çölyak hastalığı,Crohn hastalığı, Kistik fibrozis, Mide ve İncebarsaklarda
bakteriyel asırı çoğalma, azalmıs mide asit üretimi (B12 nin proteinden
ayrılması için gerekli), Pernisiyöz anemi (en sık B12 eksikliği nedeni.
Normalde midede bulunan paryetal hücrelerce Intrinsik Faktör isimli bir
protein sentezlenir. B12 midede bu faktöre bağlanır ve böylece
barsaklardan emilir. Pernisiyöz anemide ise çesitli nedenlerden İF sentezi
az veya yoktur böylece B12 emilimi olmaz.), Mide ve Barsakların büyük
çoğunluğunun alındığı ameliyatlar.
Artmıs Kayıp: Karaciğer hastalıkları,Böbrek Hastalıkları,Alkolizm (emilim
azalır ve böbreklerden atılımda artar), İlaçlar (fenitoin,metformin ve
metotreksat folat eksikliği yapar,ayrıca oral kontraseptifler,östrojen ve
bazı antibiyotiklerde B12 ve folat eksikliğine neden olabilirler)
Artmıs İhtiyaç: Tüm gebelerde folat ihtiyacı artar. Bu nedenle takviye
edilmelidir.
Arttığı Durumlar: Klinik olarak pek kullanılmasa da Karaciğer yetmezliği
ve lösemide B12 seviyeleri, pernisiyöz anemi ve vejeteryen diyetle de folat
seviyeleri artmıs bulunabilir.
Numune: Kuru (antikoagülansız) tüpe alınan venöz kan. Her ne kadar sart
olmasa da 6-8 saatlik açlık sonrası kan alınması tercih edilmelidir.
TEST NASIL KULLANILIR: Baslıca kullanım alanları makrositer aneminin
nedenlerini arastırmaktır. Büyük eritrositler (MCV yüksek) ve Hb
düsüklüğü varsa test istenmelidir. Ayrıca anlamlı derecede malnütrisyon
ve malabsorbsiyon vakalarında seviyelerini görmek için de istenebilir.
Yine özellikle yaslılarda mental ve davranıssal değisiklikler varsa bu
durumda da testler istenebilir.
Nöropati vakalarında B12 istenebilir.
Ayrıca uzun süre B12 ve/veya folat tedavisi alan hastalarda da tedavinin
etkinliğini görmek için belirli aralıklarla istenirler.
Bazı hekimler serum yerine Eritrosit folat düzeyini görmeyi tercih etseler
de (normalde serumdan çok daha fazla bulunur) bu konuda genel kabul
gören bir yaklasım yoktur.
Not:
• Bir hastada her iki vitamin eksikliği de olmasına rağmen sadece
folik asit tedavisi alırsa B12 eksikliği maskelenebilir. Her iki
vitaminin eksikliğinde de olusabilen anemi düzelir ancak B12
eksikliği ile ilgili olan nöropati gerilemez.
• Eskiden B12 eksikliği nedenli pernizsiyöz anemi tanısında schilling
testi kullanılıyordu,bu test günümüzde de kullanılıyor ancak yerini
büyük çoğunlukla anti-paryetal antikorlar ile İntrinsik faktör
bağlayıcı antikorlara bırakmıs durumda.
Ek Bilgi:
Vitamin B12 hücresel metabolizmada birkaç enzimatik reaksiyonda
kofaktör olarak rol oynamaktadır ve özellikle metilmalonil-CoA’nın
süksinil-CoA’ya dönüsümü için gerekmektedir. Vitamin B12 eksikliği bu
enzimatik dönüsüm islevini engellemektedir ve metilmalonik asit (MMA)
gibi ikincil metabolitlerde artıs ile sonuçlanmaktadır. MMA’in idrarla
atımının artması vitamin B12 eksikliğinin bir göstergesidir.
B12 reaksiyonu.
Özetle vücudumuz için çok önemli olan bu iki vitaminin eksikliğinin
olusmaması için ve sağlıklı bir yasam için sebze meyve ve hayvansal
gıdaları uygun oranda almalı ve günümüzün adeta sunilesmis beslenme
alıskanlıklarından kurtulmalıyız.
 
Daha Fazla...
<< Baslangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 49 - 54 in 216

Login Form






Şifremi unuttum !
Siz de bize katılır mısınız ? Kayıt Olun
Image Hosted by scorpi

Arkadaşını Davet Et

 10 Mesaj Kaldı
Dostlarınız

Kimler Çevrim İçi

0 member(s) and 14 guest(s)
Nobody

Kullanıcı İstatistikleri

286 Kayıtlı Üye
0 Bugün
0 Bu Hafta
0 Bu Ay
Son: mervea

Who's Online

Şu anda 14 ziyaretçi çevrimiçi
home contact search contact search
Google Adsense Program Politikalari

Biyokimyaci Dost Linkler
Yemekevi  | Akademisyenler  | Kongretr.com  | Akademik Destek  | Forumakademi  | Biyokimyaci  | HABERAKADEMI  | polymorphisms  | Kimya Turk  |