Karaciğer Hastalıkları Ders Notu
Bu patoloji ders notu, tıp fakültesi 3. sınıf öğrencilerine karaciğer hastalıkları konusunda bilgi vermek için hazırlanmıştır. Buradaki bilgiler, başka kaynaklardan elde edilebilecek daha ayrıntılı bilgilerin gözden geçirilmesine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. (Güncelleme: Şubat 2004. Bu ders notunun resimlendirilmesi henüz tamamlanmamıştır).
——————————————————————————–
Karaciğerin İşlevleri ve Mikroanatomik Yapısı
Karaciğer Hastalıklarının Sık Görülen Nedenleri
Karaciğer Hastalıklarının Klinik Görünümü
Hepatosellüler yetersizlik
Portal hipertansiyon
Karaciğer Hastalıklarında Tanı Yöntemleri
Karaciğerde Nekroz ve Rejenerasyon
Doğumsal Hastalıklar
Metabolik Hastalıklar
Dolaşım Bozuklukları
Sarılıklar
Hepatitler
Akut viral hepatitler
Kronik viral hepatitler
Otoimmün hepatit
Alkolik Karaciğer Hastalığı
Alkolik yağlı karaciğer
Alkolik hepatit
Alkolik siroz
Siroz Nedenleri ve Genel Özellikler
Patolojik özellikler
Sınıflandırma
Patogenez
Klinik bulgular
Biliyer Siroz
Sekonder biliyer siroz
Primer biliyer siroz
Primer sklerozan kolanjit
Diğer Siroz Türleri
Hemokromatosis
Wilson hastalığı
Alfa-1 antitripsin eksikliği
Gebelikte Görülen Karaciğer Hastalıkları
Gebelik toksemisi
Akut karaciğer yağlanması
Tümörler ve Tümör Benzeri Lezyonlar
Nodüler hiperplaziler
Adenomalar
Hepatosellüler karsinoma
Kolanjiyosellüler karsinoma
Diğer tümörler
——————————————————————————–
Karaciğerin İşlevleri ve Mikroanatomik Yapısı
Karaciğerin işlevleri şöyle sıralanabilir:
Besinlerdeki karbonhidratların, lipidlerin, proteinlerin ve vitaminlerin işlenmeleri,
portal dolaşımdaki parçacıkların fagositozu,
serum proteinlerinin üretimi,
kandaki metabolitlerin biyodönüşümlerinin sağlanması,
endojen atıkların ve bazı eksojen zararlıların detoksifikasyonu,
safra üretimi.
Karaciğer hastalıklarının bu organı morfolojik olarak nasıl etkilediğinin anlaşılması için, mikroanatomik yapının anımsanması gerekir. Hepatik asinüs modeli; kanın arteriyel ve portal venöz damarlar ile karaciğer parankimine ulaşıp, kordonlar biçiminde dizilen hepatositlerce işlendikten sonra (v. hepatica’nın başlangıcı olarak düşünülebilecek) terminal hepatik venüllere (lobüler modele göre vena centralis olarak adlandırılırlar) dökülmesi temel alınarak oluşturulmuştur. Bu model, hepatositleri, bol oksijenli kandan yararlanma derecelerine göre üç alanda gruplar: En iyi kanlanan periportal kısım “alan 1″, en az kanlanan perivenüler kısım “alan 3″ olarak adlandırılır. İskemik olaylardan en çok 3 üncü alandaki hepatositlerin etkilenmeleri bu modelle kolayca açıklanabilmektedir. Safra akımı, kabaca, kan akımının tersi yolu izleyerek (alan 3′den alan 1′e doğru) karaciğer parankimini portal alanlardan terk eder.
Karaciğer parankimi belli işlevleri üstlenmiş kesin sınırlarla ayrılan bölümler içermez; her hepatosit karaciğere ait her işlevi yerine getirebilir. Ancak; alan 1′deki hepatositler daha çok glukoneogenesis, yağ asidi oksidasyonu, amino asit parçalanması, kolesterol üretimi ve safra asidi sekresyonu ile ilgili görevler üstlenirken; alan 3′teki hepatositler glikoliz, lipogenesis, detoksifikasyon gibi işlevlere ağırlık verir. Karaciğerdeki hücrelerin %65′ini, karaciğer hacminin %80′ini hepatositler oluşturur. Parankimde, hepatositlerin dışında Kupffer hücreleri (sinusoidal makrofajlar) ve perisinusoidal yıldızsı hücreler (Ito hücreleri) bulunur.
Karaciğer; büyük damarlarının ve ana safra dallanma biçimine göre segmentlere ayrılır. Bunlar hemen yalnızca cerrahi açıdan önemlidir.
Sayfa başına dön!
Karaciğer Hastalıklarının Sık Görülen Nedenleri
Viral enfeksiyonlar
Hepatotropizm gösteren bazı virüsler akut veya kronik hepatite yol açabilirler. Kronik hepatit, siroza dönüşebilen bir karaciğer hastalığıdır. Virüslerin neden olabileceği tablolar arasında ölümcül bir kanser olan hepatosellüler karsinoma da sayılabilir. Dünya ölçeğinde düşünüldüğünde, karaciğerin en önemli hastalığı viral enfeksiyonlarıdır.
İlaçlar .................More Read....
Tümör Markerları
Yazar İrfan Dönmez
Marker belirteç,gösterge,işaretleyici anlamlarında kullanılabilir.Öztürkçeleşmiş bir karşılığını bulamadığım için marker olarak yazmayı tercih ettim. Tümör Markerları(TM) serum,idrar,meme başı akıntısı veya bazı kanserli hastaların dokularında saptanabilen maddelerdir.Tümör markerları kanser hücrelerinden üretilebildiği gibi kansere bir yanıt olarak vücut tarafından da üretilebilir.Son 10 yılda prognostik ve prediktif olarak kullanılabilecek çok sayıda doku tümör markerları ortaya çıkarılmıştır.Bazı TM bir tip kanser için spesifik olabildiği gibi bazıları birkaç kanser tipinde ortaya çıkagelmektedir.Bir çok TM’ı kanserde ortaya çıkabildiği gibi selim durumlarda da ortaya çıkabilmektedir.Sonuç olarak tümör markerlarının kanser için diyagnostik(Tanı Koydurucu) olmadıklarını söyleyebiliriz.Bilindiği gibi kanser tanısı ancak dokuların histopatolojik incelemesi sonucu konabilmektedir.Bunun yanı sıra TM ları şu amaçlarla kullanılabilirler:Tarama,tanıya yardımcı olma,evreleme,prognoz belirleme,tedavi planlama,tedaviyi monitorize etme ve nüksleri saptama.
Tümör Markerları
Yazar İrfan Dönmez
Marker belirteç,gösterge,işaretleyici anlamlarında kullanılabilir.Öztürkçeleşmiş bir karşılığını bulamadığım için marker olarak yazmayı tercih ettim. Tümör Markerları(TM) serum,idrar,meme başı akıntısı veya bazı kanserli hastaların dokularında saptanabilen maddelerdir.Tümör markerları kanser hücrelerinden üretilebildiği gibi kansere bir yanıt olarak vücut tarafından da üretilebilir.Son 10 yılda prognostik ve prediktif olarak kullanılabilecek çok sayıda doku tümör markerları ortaya çıkarılmıştır.Bazı TM bir tip kanser için spesifik olabildiği gibi bazıları birkaç kanser tipinde ortaya çıkagelmektedir.Bir çok TM’ı kanserde ortaya çıkabildiği gibi selim durumlarda da ortaya çıkabilmektedir.Sonuç olarak tümör markerlarının kanser için diyagnostik(Tanı Koydurucu) olmadıklarını söyleyebiliriz.Bilindiği gibi kanser tanısı ancak dokuların histopatolojik incelemesi sonucu konabilmektedir.Bunun yanı sıra TM ları şu amaçlarla kullanılabilirler:Tarama,tanıya yardımcı olma,evreleme,prognoz belirleme,tedavi planlama,tedaviyi monitorize etme ve nüksleri saptama.
İdeal bir tümör marker’ında hangi özellikler bulunmalıdır?
1-Spesifik olmalıdır.
2-Yalancı negatiflik oranı düşük ve özgünlüğü yüksek olmalıdır.
3-Küçük boyutlu tümörlerde dahi pozitif sonuç vermeli,ölçülen düzeyi tümör büyüklüğü ile paralellik göstermelidir.
4-Maliyeti düşük olmalıdır.
Bugün için TM larının bir çoğu tanı amacıyla değil de sadece tedavinin etkinliğinin kontrolü ve tedavi sonucu nükslerin takibi için kullanılabilmektedir.Çünkü TM’ larının sensitivite ve spesifiteleri düşüktür.Ayrıca bir çok selim hastalıklarda da değerler yükselebilmektedir.Bu nedenle muayene ve diğer tetkik yöntemleri ile çok büyük bir olasılıkla kanser olduğundan şüphelenilen vakalar hariç olmak üzere kanser tanısı ve kanser taraması için TM larının tetkik olarak istenmesi doğru değildir.Histopatolojik olarak kanser tanısı konmuş ve tedavi planı yapılmış bir kanserli olguda tedaviye başlamadan önce uygun olan TM ları araştırılabilir.Tedavi öncesi elde edilecek değerler tedavi sonrasında tedavinin etkinliğini ve ortaya çıkabilecek nükslerin ortaya konmasında bir referans değer olarak kayıtlarda saklanabilir.Maalesef gözlemlerimize göre bugün birçok hekim TM larını amaç dışı kullanmakta ve bir tarama aracı olarak veya tanı aracı olarak kullanma eğilimindedirler.Bu durum birçok klinik probleme yol açarken ,sağlığa ayrılan kaynakların israfına da neden olmaktadır.
Bugünkü bilgilerimize göre TM ları hakkında en azından şunları mutlak göz önüne almalıyız.
Bazı durumlar hariç;
1-TM larını tarama ve tanı amaçlı olarak kullanmamalıyız.
2-TM larının kanser olmayan olgularda selim hastalıklarda da yükselebileceğini hatırda tutmalıyız.
3-TM larının bir çoğunun tek bir kansere özgün olmadığını,birkaç çeşit kanserde yükselebileceğini unutmamalıyız.
4- Hastada kanser olsa dahi sonuçların normal çıkabileceğini akıldan çıkarmamalıyız.
En çok kullanılan ve hastanemizde de tayinleri yapılabilen TM larını tek tek incelemeye çalışalım.
Prostat Spesifik Antijen(PSA):Prostat epitelinden üretilen en iyi bilinen, potansiyel yararı yüksek olan yegane TM ıdır.Prostatit ve bening prostat hipertrofisinde(BPH) de serum seviyesi yükselebileceği gibi esas olarak prostat kanserinde yükselir.Prostat kanserinin tarama,tanı ve .................More Read....
Karbonhidratların Tanımı
Karbonhidratlar, canlılarda bulunan organik moleküllerin üçüncü büyük grubunu oluşturur. C, H ve O elementlerinin Cn(H2O)n formülüne göre kurulmasıyla meydana gelir. Ancak bu genel formüle uyduğu halde karbonhidrat olmayan (Asetik asit C2H4O2; Laktik Asit – C3H6O3; gibi) veya genel formüle uymadığı halde karbonhidrat olan (Deoksiriboz – C5H10O4; Ramnoz – C6H12O5) bileşikler de vardır. Azot ve kükürt ihtiva eden bazı karbonhidratlar da bu genel formüle uymazlar. Karbonhidratlar, polihidroksilik alkollerin aldehit veya keton türevleri (monosakkaritler), bunların polimerleri (oligo- ve polisakkaritler), oksidasyon ürünleri (şeker asitleri), redüksiyon ürünleri (şeker alkolleri), substitüsyon ürünleri (amino şekerler) ve esterleri (sülfatlı veya fosfatlı esterleri)’dir.
Karbonhidratların Önemi
Karbonhidratlar canlılarda çok çeşitli amaçlarla kullanılır. Glikoz ve glikojen halinde hayvanların en önemli enerji kaynaklarından birisidir. Bitkilerde fotosentez ile oluşan nişasta depo edilerek enerji kaynağı olarak rol oynar. Polimerler halinde mikroorganizmaların koruyucu hücre duvarının yapısına katılır. Sellüloz, bitkilerin odunsu ve fibriller dokularının ve rijit hücre duvarının en önemli ekstrasellüler yapısal komponentidir. Glikozun metabolize edilmesi sonucunda çok sayıda biyolojik molekülün biyosentezinde öncül madde olarak kullanılan ara metabolitler ortaya çıkmaktadır. Basit şekerler purin, pirimidin ve fosfatlara bağlanarak nükleik asitleri, pepditlere bağlanarak pepdidoglikanları, lipidlere bağlanarak glikolipideri, sulfatlara bağlanarak mukopolisakkaritleri ve başka maddelere bağlanarak türev karbonhidratları oluştururlar.
Karbonhidratların Sınıflandırılması
Karbonhidratlar değişik şekillerde sınıflandırılabilir.
1. Moleküldeki basit şeker ünitelerinin sayısına göre
Monosakkaritler
Disakkaritler ve Oligosakkaritler
Polisakkaritler
2. Reaktif gruplarına göre:
Aldozlar
Ketozlar
3. Karbon zincirinin uzunluğuna göre:
Diozlar
Pentozlar
Triozlar
Hegsozlar
Tetrozlar
Heptozlar
Burada moleküldeki basit şeker sayısına göre karbonhidratları dört grupta incelenmiştir.
Monosakkaridler
Türev monosakkaridler
Disakkaritler
Polisakkaridler
Monosakkaridler, düşük molekül ağırlığına sahiptir ve (CH2O)n genel formülünde n 3-9 olmak üzere, karbonun hidratları olarak gösterilir. Türev monosakkaridler, monosakkaridlerin türevleridirler. Bunlar karbonil ve hidroksil gruplarından başka veya bunlara ilave olarak fonksiyonel gruplar ihtiva ederler. Oligosakkaridler ve polisakkaridler, monosakkarid artıklarının, büyük bir bileşiği meydana getirmek üzere asetal bağları ile kondenzasyonundan oluşmaktadır. En basit oligosakkarid iki monosakkaridden kurulmuştur ve buna disakkarid denir. Üç, dört ve beş monosakkaridden kurulmuş olanlara sırasıyla tri-, tetra- ve pentasakkarid denir. Polisakkaridler, çok sayıda tek tip monosakkaridin (homopolisakkarid’ler) veya iki veya daha fazla değişik tip monosakkaridin (heteropolisakkarid’ler) kondenzasyonu ile meydana gelmiş molekül ağırlıkları yüksek polimerlerdir.
1 – Monosakkaridler
Monosakkaritlerin yapısında bir karbon iskeletin birinci karbonunda aldehit (-COH) veya keton (-C-0-) grubu (ki; bu gruplara aynı zamanda karbonil grubu veya aktif şeker grubu da denir) ve iskeletin geri kalan kısımında da çok miktarda hidroksil grubu eklenmiş halde bulunur. Aldehit grubu taşıyan monosakkaride “aldoz”, keton grubu taşıyana da “ketoz” adı verilir.
Karbonhidratların Tanımı ve Sınıflandırması
Karbonhidratların Tanımı
Karbonhidratlar, canlılarda bulunan organik moleküllerin üçüncü büyük grubunu oluşturur. C, H ve O elementlerinin Cn(H2O)n formülüne göre kurulmasıyla meydana gelir. Ancak bu genel formüle uyduğu halde karbonhidrat olmayan (Asetik asit C2H4O2; Laktik Asit – C3H6O3; gibi) veya genel formüle uymadığı halde karbonhidrat olan (Deoksiriboz – C5H10O4; Ramnoz – C6H12O5) bileşikler de vardır. Azot ve kükürt ihtiva eden bazı karbonhidratlar da bu genel formüle uymazlar. Karbonhidratlar, polihidroksilik alkollerin aldehit veya keton türevleri (monosakkaritler), bunların polimerleri (oligo- ve polisakkaritler), oksidasyon ürünleri (şeker asitleri), redüksiyon ürünleri (şeker alkolleri), substitüsyon ürünleri (amino şekerler) ve esterleri (sülfatlı veya fosfatlı esterleri)’dir.
Karbonhidratların Önemi
Karbonhidratlar canlılarda çok çeşitli amaçlarla kullanılır. Glikoz ve glikojen halinde hayvanların en önemli enerji kaynaklarından birisidir. .................More Read....